Chose türkçesi Chose nedir

Chose ile ilgili cümleler

English: Ali chose a song from the list and began singing it.
Turkish: Ali listeden bir şarkı seçti ve onu söylemeye başladı.

English: Ali chose not to drive home.
Turkish: Ali eve arabayla gitmemeyi seçti.

English: Ali chose his words carefully.
Turkish: Ali sözlerini dikkatle seçti.

English: Ali and Mary chose Hawaii for their honeymoon.
Turkish: Ali ve Mary, balayıları için Hawaii'yi seçtiler.

English: Ali chose the color to paint our offices.
Turkish: Ali ofislerimizi boyamak için renk seçti.

Chose ingilizcede ne demek, Chose nerede nasıl kullanılır?

Chose his words carefully : Dilini akıllı kullanan. Kelimelerini söylemeden önce düşünen. Kelimelerini dikkatli seçen.

Chose in action : Alacak. Dava hakkı. Alacak hakları. Talep hakkı.

Chose in possession : Malikin elindeki mal. Malikin zilyetliğindeki menkul eşya.

Chosen : Cennetlik. Seçilen. Seçilmiş olan. Seçilmiş.

Chosen few : Elit azınlık (kendi türleri içerisinde eşsiz). Seçkin grup.

Psychoses : Ruh hastalığı. Psikoz. Çıldırı. Ruhsal denge bozukluğu. Çildin.

Psychosensory : Psikosensori.

Well chosen : Seçkin. İyi seçilmiş.

Metempsychoses : Ruhun başka vücuda geçmesi. Ruhgöçü. Ruh geçişmesi.

Affective psychosis : Duygusal psikoz.

 

İngilizce Chose Türkçe anlamı, Chose eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Limit : Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Sınırlandırmak. Tahdit etmek. Kısıtlamak. Sınır. Limit koymak. Bir f (x) işlevinin x değişkeni bir a değerine yaklaştığı sırada işlevin vardığı sınır değer. Hasretmek. Erey. Sınırlama getirmek.

Personal effects : Özel eşya. Kişisel mal. Kişiye ait eşya. Şahsı eşya. Kişisel eşya. Zati eşya. Yasalarla belirtilen koşullara bağlı, genellikle girişte gümrük vergisinden bağışık tutulup çıkışına izin verilmiş, yurda giren ya da çıkan yolcu malı.

Define : Belirtmek. Tayin etmek. Tanım yapmak. Kısıtlamak. Belirlemek. Açıklamak. Sınırlamak. Tarif etmek. Tanımlamak.

Winnow : Savurmak. Yabalamak. Elemek. Atkı. (samandan ayırmak için) (tahıl tanelerini) havaya savurmak. Harman savurma. Rüzgara savurarak ayırmak (ekin ve saman). Tahıl savurmak. Ekini rüzgara savurarak ayırmak. Uçmak.

Doings : Faaliyet. Faaliyetler. Davranış. Tavır. İş. İşler. Hareket. Muamele. Zımbırtı. Gidişat.

Airheads : Paraşütçü birlikler tarafından korunan düşman kontrolü bölge. İleri üs. Hava başı. Sersem. Salak. Aptal. Paraşütçüler tarafından kuşatılmış düşman bölgesi. Mankafa. (argo terim) aptal ve aklen dengesiz olan kişi.

Affair : Maslahat. Hal. Hadise. Mesele. Aşk ilişkisi. Vaka. Sorun. Olay. Gönül macerası.

Article : Nesne. Yazı. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. Sözleşmeyle bağlamak. Başçık. Ayrıç. Tanımlık. Artikel.

 

Follow : Takip etmek. Oluşmak. Anlamak. Arkasından gelmek. Dikkatle dinlemek. İzleme. Peşinden gitmek. Uymak. -in ardından gelmek. İzlemek.

Chose synonyms : vote in, make up one's mind, choses, decide, take out, excerpt, dingus, panel, bioplasm, commodity, chattel, screen, backbones, set, cream off, sieve out, aughts, skim off, take, determine, pick out, sieve, empanel, compare, douches, opt, sort, effects, airhead, business, go, adopt, cattle.

Chose zıt anlamlı kelimeler, Chose kelime anlamı

Distant : Uzakta. Hafif. İlgisiz. Uzaktan. Mesafeli. Samimiyetsiz. Uzak. Soğuk. Irak (yer). Ağır.

Open : Genişletmek. İçten. Kısık olmayan (ses). Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Yarılmak. Deşmek. Fora etmek. Açık. Serbest. Açmak.

Chose ingilizce tanımı, definition of Chose

Chose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A thing. Personal property.