Follow türkçesi Follow nedir

  • Uymak.
  • Oluşmak.
  • Anlamak.
  • [#izleme İzlemek].
  • İzleme.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Peşinden gitmek.
  • Dikkatle dinlemek.
  • Hemen ardından yer almak.
  • -in sonucu olmak.
  • -in ardından gelmek.
  • Arkasından gelmek.
  • Takip etmek.

Follow ile ilgili cümleler

English: Ali didn't follow my advice.
Turkish: Ali tavsiyemi dinlemedi.

English: Ali didn't follow Mary's advice.
Turkish: Ali Mary'nin tavsiyesini dinlemedi.

English: Ali didn't follow the proper procedure.
Turkish: Ali uygun prosedürü izlemedi.

English: Ali decided to follow the advice he'd received.
Turkish: Ali aldığı tavsiyeyi izlemeye karar verdi.

English: Ali and Mary decided to follow John.
Turkish: Ali ve Mary John'u izlemeye karar verdi.

Follow ingilizcede ne demek, Follow nerede nasıl kullanılır?

Follow a policy : Politika yürütmek. Politika izlemek. Siyaset gütmek. Politika gütmek.

Follow about : Peşini bırakmamak. Peşine takılmak.

Follow action shot : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, devinimli bir konuyu sürekli olarak çerçeve içinde tutmak amacıyla bu konuyla birlikte devinerek gerçekleştirdiği çekim. İzleyici çekim.

Follow advice : Nasihati dikkate almak. Tavsiyeye uymak. Öğütü dinlemek.

Follow blindly : Körü körüne bağlanmak. Soru sorulmamış. Sorgusuz sualsiz kabul edilmiş. Kökü körüne takip edilmiş.

 

Follow focus shot : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcının, devinimli bir konuyu sürekli olarak çerçeve içinde tutmak amacıyla bu konuyla birlikte devinerek gerçekleştirdiği çekim. İzleyici çekim.

Follow hard after : Peşini bırakmamak.

Follow hard upon : Peşini bırakmamak.

Follow focus : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Odak değiştirmek. Devinen bir konu, alıcıyla izlenirken, bu konu üzerine sürekli odaklama yapmak.

Follow me : Phr. Beni izle. Beni takip et. Beni takip edin.

İngilizce Follow Türkçe anlamı, Follow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Follow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acceding : İş başına gelmek. Razı olmak. Katılmak. Tahta çıkmak. Kabul etmek. Yanaşmak. Yönetime geçmek. Yerine getirmek. İktidara gelmek.

Dawdle : Sallanmak. Eğlenmek. İşi ağırdan almak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Aylaklık etmek. Salınmak. Zaman harcamak. Oyalanmak. Ağır davranmak. Boşa geçirmek.

Abetment : Kışkırtma. Yardakçılık etme. Cesaretlendirme. Tahrik etme. Azmettirme. Suça teşvik. (suça) yardımda bolunmak. Yardımda bulunma. Tahrik ve teşvik.

Chase : Hakketmek. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol. Takip. Kovalamak. Oluk açmak. Koşuşturmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Avlamak. Peşine düşmek.

Eye : Dişi kopça. İğne deliği. Gözlemek. Süzmek. Görüş. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Gözünü dikip bakmak. Gözetlemek. Kuşkuyla bakmak.

 

Watching : Seyir. Gözetleme. Seyretme. Gözleme. Gözetim. Tarassut.

Come into being : Var olmaya başlamak. Vücut bulmak. Var olmak.

Abide by : (sözünü) tutmak. Tutmak. Sadık kalmak. Bağlı kalmak. -e göre davranmak. Katlanmak. Sözünde durmak. Dayanmak. -e uymak. Razı olmak.

Abideth : Sineye çekmek. Kabul etmek. Yaşamak. Boyun eğmek. Devam etmek. İtaat etmek. Katlanmak. Müsamaha göstermek. Beklemek.

Follow synonyms : locomote, adapt oneself, accord, appreciates, be all ears, be a good judge of, surveillance, absorb, follows, ascertains, string along, drail, comprise of, ascertain, abstention, be in line with, acceded, comprises, trapping, tailgate, accorded, trackings, acts contra bonos mores, eying, go after, shadow, accept, dogging, accede, accommodate oneself, apprehending, accused, absorbs.

Follow zıt anlamlı kelimeler, Follow kelime anlamı

Precede : Önce davranmak. -den üstün olmak. Önce gelmek. Üstün olmak. Önünde gitmek. Önce olmak. -den önde yer almak. -den önce gelmek. Önünde olmak. Önde olmak.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Predate : Geçmiş tarihle yazmak. Önce gelmek. Erken tarihe almak. -den daha önce gelmek. Erken tarih atmak. Erkene almak. Eski tarih atmak. Bir belgeye düzenlenme tarihinden önceki tarihi koymak. Eski tarihle yazmak. Erken bir tarihe almak.

Follow ingilizce tanımı, definition of Follow

Follow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To imitate. To be a result. To go or come after. To accompany. To attend. The art or process of following. To accompany. Specif., in some games, as billiards, a stroke causing a ball to follow another ball after hitting it. Also used adjectively. Used in the various senses of the transitive verb: To pursue. As, follow shot. Hence, to go with (a leader, guide, etc.). To go or come after. To attend. To move behind in the same path or direction.