Chronologies türkçesi Chronologies nedir

Chronologies ingilizcede ne demek, Chronologies nerede nasıl kullanılır?

Chronologic : Olayların meydana geldikleri tarihlere göre düzenlenmiş. Meydana gelme sıralarına göre düzenlenmiş. Kronoloji ile alakalı. Kronolojik.

Chronologic age : Kronolojik yaş.

Chronological : Zaman dizinsel. Tarih sırasıyla. Tarih sırası takip eden. Kronolojik. Zaman içinde sıralanmış. Zamandizinsel. Tarihe göre sıralanmış.

Chronological age : Dallık yaşı. Kronolojik yaş. Takvim yaşı. Bireyin doğum gününden başlayarak, hesaplanan güne dek yaşadığı, yıl, ay ve gün olarak belirlenmiş süre.

Chronological order : Kronolojik sıralama. Kronolojik sıra. Tarih sıralaması. Kitap, kitapça, kesik gibi kitaplık gereçlerinin ya da katalog fişleri ile kaynakçaların basım tarihine göre sıralanması.

Chronological table : Kronoloji tablosu.

Chronologer : Kronolojide (geçmişteki olayların sırasının doğrusunu bulma ve zamanı periyotlar şeklinde düzenleme bilimi) uzman.

Chronologize : Kronolojik olarak düzenlemek.

Chronological record : Kronolojik kayıt.

In chronological order : Kronolojik sıra ile. Tarih sırasıyla.

 

İngilizce Chronologies Türkçe anlamı, Chronologies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chronologies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Time series : Gözlem değerlerini zaman bölümlerine göre sıralayan dizi. Zaman serileri. Frekans dağılımı. Zaman serisi.

Straightedge : Mastar. Çizgilik.

Predate : Eski tarih atmak. Erken bir tarihe almak. Erkene almak. Önce gelmek. Geçmiş tarihle yazmak. Bir belgeye düzenlenme tarihinden önceki tarihi koymak. Erken tarih atmak. Eski tarihle yazmak. Erken tarihe almak. -den daha önce gelmek.

Bill : Alım ve satım işlemlerinde satıcı tarafından düzenlenerek alıcıya verilen, satılan malın miktarını, cinsini, niteliklerini, fiyatını ve dış ticaret söz konusu olduğunda teslim ve ödeme biçimini de gösteren belge. Senet. El ilanı. İlan. Tahvil. Belirli miktar paranın, belirli bir vade sonunda ödeneceğini gösteren, üzerinde düzenleme yeri veya ödeme yeri ifadelerinden en az birinin bulunduğu bir yıldan kısa vadeli borç senedi. krş. adi senet, tahvil. Keser. Gaga. Yasa tasarısı. Tasarı.

Timeline : Tarih cetveli. Olayların kronoljik düzenlemesi. Kronolojik bir düzende bir olaylar serisinin tanımlanması. Zaman tüneli. Zaman çizelgesi. Program saatleri. Zaman çizgisi.

 

Scale : Ölçek. I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Orantılı olmak. Skala. Büyüklüğü belli ölçülerde değiştirme; böylece küçük çapta taslamlardan büyük çapta yapılar tasarlama. Hesaplamak. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. Kazantaşı. Basamak.

Chronology : Zaman ölçüsü üzerinde çalışan ve olayları zaman sıvasına göre veren bilim. gökbilimde, gözlemlere dayanarak zaman ölçeğini saptayan; tutulmaları, gezegenlerle ilgili önemli olayları, yıldızların yerlerini zaman sırasına göre veren dal. „. Olayların tarihini araştıran ve sıralayan bilim. Uzay, tarih alanlarında kullanılır.

Foot rule : Ayar. Ölçü. Bir ayaklık cetvel. Bir kadem boyunda cetvel.

Tally : Uymak. Sayım yapmak. Sayıların yazıldığı kağıt. Vira etmek. Bir alan araştırmasında gözlemci takımın çalıştığı gün ve saatleri ya da herhangi bir işyükünün bölüşümünü gösteren ölçünlü yazım. Sundurma veya antrepoya boşaltılmadan, aracın üzerinde gümrük işlemlerinin yapılıp, gümrükten çekilen eşyanın mal sahiplerine teslim edilen miktarını gösteren belge. Çetele kağıdı. Etiket. Uydurmak.

Chronologies synonyms : chronologise, tabulated form, antedate, ruler, measuring rod, foredate, syllabus, straightedges, rule, rulers, tallies, chronologize, date, postdate.

Chronologies zıt anlamlı kelimeler, Chronologies kelime anlamı

Predate : -den daha önce gelmek. Eski tarihle yazmak. Geçmiş tarihle yazmak. Erken tarih atmak. Eski tarih atmak. Erkene almak. Önce gelmek. Erken tarihe almak. Bir belgeye düzenlenme tarihinden önceki tarihi koymak. Erken bir tarihe almak.

Postdate : Üzerine ileri tarih yazmak. Üzerine ileri bir tarih atmak. İleri tarih koymak. İleri tarihli çek. Bir belgeye düzenlenme tarihinden daha ileri bir tarihi koymak. (üzerine) ileri bir tarih yazmak. Gelecekteki bir tarihi koymak. İleri bir tarih atmak. Düzenlendiği tarihten sonraki bir tarih konan yasal belge.