Straightedge türkçesi Straightedge nedir

Straightedge ingilizcede ne demek, Straightedge nerede nasıl kullanılır?

Straightedges : Cetvel. Çizgilik. Mastar.

Straighten : Düzlemek. Çözmek. Düzelmek. Düzeltmek. Yoluna girmek. Doğrulmak. Doğrusunu açıklamak. Doğrultmak. Düzleştirmek. Yoluna koymak.

Straighten out : Işık tutmak. Doğrulmak. Şüphesini gidermek. Düzeltmek. Doğrusunu açıklamak. Aydınlığa kavuşturmak. Yoluna koymak. Açıklığa kavuşturmak. Aydınlatmak. Düzelmek.

Straighten somebody out : Şüphesini gidermek. Rahatlatmak.

Straighten up : Kalkmak. Bir düzene sokmak (bir yeri). Dik bir duruma gelmek. Doğrulmak. Düzen altına almak.

Straight ahead : Dümdüz. Dosdoğru. Tam karşıda. Doğruca.

Straightened : Doğrusunu açıklamak. Düzelmek. Doğrulmak. Kalkmak. Düzeltmek. Doğrultmak. Yoluna koymak. Yoluna girmek. Düzleştirmek.

Straightening roll : Doğrultma merdanesi.

Straightener : Doğrultucu. Düzeltici.

Straightening : Düzelme. Düzleştirme. Doğrusunu açıklamak. Düzeltmek. Düzeltme-doğrultma. Yoluna koymak. Doğrultma. Kalkmak. Düzelmek. Doğrulmak.

İngilizce Straightedge Türkçe anlamı, Straightedge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Straightedge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Syllabus : Karara bağlanmış dosyaya eklenen not. Liste. Öğretim bağdarlaması. Koyak. Program. Müfredat. Yıllık plan. Öğretmenin bir öğretim yılı süresince ders vermekle yükümlü bulunduğu sınıflarda, program uyarınca belli üniteleri ya da konuları hangi aylarda, yaklaşık olarak ne kadar zamanda işleyeceğini gösteren ve öğretmence hazırlanarak ders yılı başında okul yönetimine verilen çalışma planı. Ders özeti.

Tallies : Saymak. Uymak. Çetele. Uydurmak. Fiş. Sayıların yazıldığı kağıt. Sayı. Vira etmek. Sayım yapmak.

Straight edge : Keskin kenar. Sigara ve uyuşturucudan uzak yaşamayı seçmesi. Düz kenarlı. Düz kenar. Düz mastar. Düzgün kenar. Bir kişinin hayatı boyunca alkol.

Templet : Gabari. Şablon. Kalıp. Şeffaf levha. Model. Örnek. Takoz.

Ruler : Hükümdar. Yönetenler. Yönetici. Amir. Bey. Bilgisayar, tarih alanlarında kullanılır. Padişah. İdareci. Kağan.

Rulers : Yönetici. İdareci. Hakim. Cetveller. Hükümdar. Çizgi makinesi.

Scale : Pul. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve k, l, m...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. bir ısı değiştiricinin gövdesi. Kabuk. Ayarlamak. Ölçeklendirmek. Derece. Gam (müzik terimi). Kazan taşı. Teraziye vurmak. Pul pul olmak.

Measuring rod : Ölçme çubuğu. Ölçü çubuğu. Ölçü değneği.

Straightedge synonyms : straightedges, tabulated form, gauge stick, chronology, template, hand tool, foot rule, infinitive, bill, infinitives, rule, chronologies, tally.

Straightedge ingilizce tanımı, definition of Straightedge

Straightedge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A board, or piece of wood or metal, having one edge perfectly straight, used to ascertain whether a line is straight or a surface even, and for drawing straight lines.