Circumciser türkçesi Circumciser nedir

Circumciser ingilizcede ne demek, Circumciser nerede nasıl kullanılır?

Circumcise : Sünnet etmek. Bızırı kesmek. Ruhen temizlemek. Bızırı kesme. Günahlardan arındırmak. Sünnet.

Circumcised : Sünnetli.

Circumcises : Bızırı kesmek. Günahlardan arındırmak. Sünnet. Ruhen temizlemek. Sünnet etmek. Bızırı kesme.

Uncircumcised : Musevi olmayan. Sünnetsiz.

Uncircumcised person : Sünnetsiz erkek. Penisinin üstündeki deri parçası alınmamış erkek.

Circumcision feast : Sünnet düğünü. Sünnet.

Circumcircle : Çevrel çember.

Circumcising : Bızırı kesmek. Ruhen temizlemek. Sünnet etmek. Bızırı kesme. Sünnet. Günahlardan arındırmak.

Circumcenter : Çevrel merkez. Çevrel çemberin merkezi. Çevrel özek. Bir üçgeni çevreleyen bir çemberin merkezi.

Circumcision : Sirkumsizyon. Hz isa'nın sünnetinin kutlanması. Ruhen arınma. Sünnet. Genellikle erkek çocuklara, seyrek olarak da kızlara (doğu afrika, arabistan vb.) uygulanan ve arap, ibrani halklarında, avustralya'da, afrika ve amerika'nın birçok bölgelerinde erkek cinsel örgeninin ucundaki kabuğu kesme (circumcicion) ya da siyeğin alt tarafını yarma (subincision) işlemi.

İngilizce Circumciser Türkçe anlamı, Circumciser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Circumciser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Take : Götürmek. Alıntı. Yakalamak. Çevirmek. Reaksiyon. Kabul etme (vücut). Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tepki. Çekim. Ele almak.

Remove : Kohumluk derecesi. Defetmek. Silmek. İzale etmek. Temizlemek. Götürmek. Görevden almak. Taşımak. Uzaklaştırmak.

Cut : Kamçılamak. Hadım etmek. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Yontmak. Bilgisayar, basketbol, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sapmak. İndirimli. Pay. Kırpmak. Kendisinde top bulunmayan bir oyuncunun, pas alacak gibi bir aldatma ile karşı çembere doğru hızla koşması.

Withdraw : Çekmek. Geri almak. Çekinmek. Almak. Ayrılmak. Çekilmek. Para çekmek. Geri çekilmek. Kabuğuna çekilmek. Geri çekmek.

Take away : Çekmek (desteği). Kaldırmak. Ortadan kaldırmak. Alıp götürmek. Götürmek. Dışarıya çıkarmak. Paket yaptırıp götürmek. Almak. Çıkarmak. Elinden almak (bir hakkı).

Circumciser ingilizce tanımı, definition of Circumciser

Circumciser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who performs circumcision.