Classical türkçesi Classical nedir

Classical ile ilgili cümleler

English: "Who's your favourite classical music composer?" "Debussy."
Turkish: "En sevdiğin klasik müzik bestecisi kimdir?" "Debussy."

English: Ali doesn't listen to classical music at all.
Turkish: Ali hiç klasik müzik dinlemez.

English: Ali doesn't like classical music.
Turkish: Ali klasik müzikten hoşlanmaz.

English: Ali doesn't know anything about classical music.
Turkish: Ali klasik müzik hakkında bir şey bilmiyor.

English: Ali didn't know that Mary was interested in classical music.
Turkish: Ali Mary'nin klasik müzikle ilgilendiğini bilmiyordu.

Classical ingilizcede ne demek, Classical nerede nasıl kullanılır?

Classical balance sheet : Klasik dengelem. Sayışmanlık yazılım ve değerlerine dayanan, işletmenin ekonomik ve akçalı durumunu gösteren ve sonuç olarak sayımla bağlantılı olan, yasalardaki türesel anlamını belirten ve işletmenin varlıkları ile üçüncü kişilere karşı olan alacaklı ve borçlu durumunu gösteren dengelem.

Classical ballet : Klasik bale. Belli kurallara dayanan bale biçimi.

Classical beauty : Klasik güzellik. Antik yunan veya romalılar'ın idealize ettiği güzellik anlayışına göre güzellik.

 

Classical budget : Ödeneklerin hizmetin niteliğine göre değil, kuruluşların gereksinim ve istemlerine göre tahsis edildiği bütçe türü. Klasik bütçe.

Classical comedy : On yedinci yüzyılda, fransa'da molière, on sekizinci yüzyılda almanya'da lessing komedyaları için kullanılan terim. Fransa'da xvıı. (moliere), almanya'da xvııı. yüzyıl (lessing) komedya türü. Klasik komedi. Klasik komedya.

Classical disturbance : Klasik bozukluk.

Classical dancer : Klasik dansçı. Klasik kurallara uygun olarak dans eden sanatçı.

Classical dance : Eskiden kalma, gelenek olmuş dans. kuralcı dans. üzerinden çok zaman geçmesine karşın değerinden bir şey yitirmeyen dans. Klasik dans.

Classical digestion experiment : Klasik sindirim denemesi. Yemlerin sindirilme derecesini belirlemede kullanılan yöntem. sindirilme derecesi belirlenecek yemlerin tüm besin madde analizleri yapılır, hayvana belirli bir miktar yem tartılarak yedirilir ve dışkıları tartılarak toplanır, yemlerde yapılan analizlerin tümü dışkıda yapılır ve yemde bulunan besin madde miktarından dışkıdaki miktarı çıkarılarak sindirilme derecesi hesaplanır.

Classical economics : Klasik iktisat. Devletin ekonomiye hiçbir biçimde müdahale etmediği durumda iktisadi dengenin, tam rekabetin olduğu mal ve faktör piyasalarında fiyat mekanizması aracılığıyla reel değişkenler tarafından kendiliğinden tam işlendirme düzeyinde oluşacağını savunan klasik okulun iktisat yaklaşımı. krş. görünmez el. Klasik iktisat ekolü.

 

İngilizce Classical Türkçe anlamı, Classical eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Classical ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Neoclassic : Neoklasik. Sanat ve edebiyatta neoklasisizm ile ilgili. Klasik stillerin yeniden canlanmasıyla ilgili.

Dreamier : Hayal meyal. Rüya dolu. Rüya gibi. Daha dalgın. Daha mükemmel. Daha romantik. Romantik. Dalgın.

Beaut : Nadide şey. Az bulunur şey.

Belter : Muhteşem görülen kimse. Yüksek sesli şarkıcı. Müthiş. Eşsiz ve mükemmel görülen şey. Harikulade sayılan kişi. Yüksek sesli popüler şarkı. Harika.

Classiest : Şık. Sosyetik. Kibar. Süper. Zarif.

Standard : Bir ölçmeyi, karşılaştırmayı yapmaya yarayan belirli nesne. Atlama çatkısı. Aygıtların ve çözeltilerin ayarlanmasında ya da kimi hesaplamaların yürütülmesinde temel seçilen ölçü. Standart. Kabul edilen. Kimi özdeklerin bileşimlerine, arılık kertelerine göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Atletizm, eğitim, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Sayısal ya da felsefi olarak anlatılan eğitim ereği, amacı ya da ölçütü. eğitimde ulaşılmak istenilen amaç ya da düzey. Ölçülebilir nicelikler için belirli boyutlarda seçilen bir örnek. Ölçün örnek.

Abnormals : Olağandışı. Uygun olmayan. Anormal. Düzgüsüz. Düzensizlik. Sapkın.

Coolest : Abartısız. Küstah. Tamı tamına. Soğuk. Uygun. Serin. Harika. Soğukkanlı.

Bang up : Canına okumak. Zarar vermek. Bozmak. Birini pataklamak. Berbat etmek. Hasar vermek. Mahvetmek. Ağır şekilde zarar vermek. Birini kötü dövmek.

Accomplished : Usta. Başarıyla sonlandırılmış. Tamamlanan. Kusursuz. Hünerli. Başarılmış. Yetenekli. Becerikli. Başarılı.

Classical synonyms : greco roman, graeco roman, a one, banner, breathtaking, beyond praise, beltings, classy, all that, dreamy, classic, damndest, honeys, exceptional, doozy, classier, belting, all around, beauts, usuals, humanist, humanists, doozies, a1, remarkable, alpha plus, usual, damnedest, hellenic, neoclassical, abnormal, in style, ambrosial.

Classical zıt anlamlı kelimeler, Classical kelime anlamı

Nonclassical : Klasiklere özgü veya karakteristik olmayan. Klasik olmayan. Klasiklere ait olmayan.

Nonstandard : Standard olmayan. Tipik olmayan. Normal dilde kullanılmayan. Standart olmayan. Sıradan olmayan. Normal dışı. Standart dışı. Standard dışı. Normal olmayan. Standardın üstünde.