Olağanüstü nedir, Olağanüstü ne demek

Olağanüstü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade
  • Harikulade.
  • Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade.

"Olağanüstü" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor." - H. E. Adıvar
  • "İlk önemli dedikodu, olağanüstü vergiler yüzünden çıkmış." - K. Tahir
  • "Kadın milletinin bu gibi ince hesaplarda olağanüstü bir kabiliyeti var." - H. Taner

Olağanüstü kısaca anlamı, tanımı:

Olağanüstü hal : Sıkıyönetimden önce, sonra veya bundan tamamen bağımsız olarak kanunla belirtilen olağanüstü yetkilerin sivil yönetime verilmesi ve kullanılması durumu.

Olağanüstülük : Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik.

Alışılmış : Her zamanki, mutat.

Benzer : Benzeşim. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Fevkalade : Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı, çok fazla. Aşırı bir biçimde.

 

Beklenmedik : Beklenmeyen, umulmayan. Birdenbire, ansızın olan.

Zaman : Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Dönem, devir.

Tasarlanma : Tasarlanmak işi.

Harikulade : Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü. Büyük bir hayranlığa yol açan, olağanüstü.

Olağanüstü aşınma payı : Yangın, deprem, su basması gibi olaylar sonucunda değerinin tamamını ya da bir bölüğünü yitirmede, yeni buluşların etkisi altında teknik verim ve değerleri düşerek tüm olarak ya da bir bölüğü ile işe yaramaz bir duruma gelmede; zorunlu bir çalışma yapmaları nedeniyle fazla yıpranmada; bu taşınır ve durağan değerlerle, haklara ilgililerin baş vurmaları üzerine Maliye Bakanlığınca verilen yüksek oranlı olağanüstü aşınma payı.

 

Olağanüstü bütçe : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Olağanüstü bütçe geliri : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Olağanüstü bütçe gideri : Olağanüstü bütçenin giderleri.

Olağanüstü bütçe ödeneği : Bütçenin düzenlenmesi sırasında öngörülmemiş bir hizmet için ayrılan ödenek. bk. olağanüstü gider

Olağanüstü değer kaybı : Finans piyasalarındaki ortaya çıkan olumsuz şoklar nedeniyle izin verilen değer kaybı yöntemi.

Olağanüstü durum : fevka'l-âde hâl.

Olağanüstü genel kurul : Yaygın ortaklıklarda üst örgüt olan genel kurulun yılda bir kez yapılan olağan toplantısı dışında görülen gerekseme ile yapılan başka toplantı ve oturumları.

Olağanüstü ödenektik : Olağanüstü olayların zorunlu kıldığı giderlerin karşılanabilmesi amacıyla hazırlanan ödeneklik.

Olağanüstü vergiler : Şeriat kurallarında yerleri bulunmadığı halde, devletin olağanüstü gereksinmeleri için padişah buyrukları ile alınan vergiler: töresel vergiler ve sıkıntı vergileri.

Olağanüstü ile ilgili Cümleler

  • Olağanüstü bir şey görmek istiyor musun?
  • Olağanüstü bir kadınsın.
  • Olağanüstü bir toplantıya gitmem gerekiyor.
  • Olağanüstü bir şey yapmadım.
  • Olağanüstü bir yerdi.
  • O olağanüstüydü.
  • Olağanüstü bir öğretmen olmalısın.
  • Ali olağanüstü yakışıklı.
  • Bu olağanüstü olurdu.
  • O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.
  • Sen olağanüstüsün.
  • O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.
  • Olağanüstü bir şeylerin olabileceğine inanmaya ihtiyacım var.
  • Meri olağanüstü bir kadın.

Diğer dillerde Olağanüstü anlamı nedir?

İngilizce'de Olağanüstü ne demek? : adj. extraordinary, extreme, supernatural, supernormal, incredible, exceptional, remarkable, spectacular, terrific, breathtaking, classical, dreamy, exceeding, extra, fantastic, fantastical, glorious, huge, marvellous, marvelous, miraculous

n. above the ordinary

Fransızca'da Olağanüstü : extraordinaire, exceptionnel/le, étonnant/e, fameux/euse, fantastique, formidable, incroyable, merveilleux/euse, miraculeux/euse, surnaturel/le

Almanca'da Olağanüstü : n. Wunder

adj. ausgezeichnet, ausnehmend, eminent, exorbitant, extraordinär, exzellent, fabulös, famos, gewaltig, glänzend, hervorragend, phänomenal, prima, selten, super, traumhaft, überwältigend, unaussprechlich, ungeheuer, ungemein, unschätzbar, unvergleichlich, vorzüglich, wunderbar

Rusça'da Olağanüstü : adj. сверхъестественный, экстраординарный, чрезвычайный, внеочередной, экстренный

adv. чрезвычайно, необыкновенно