Coagulation factor türkçesi Coagulation factor nedir

  • Pıhtılaşma ajanı.
  • Koagülasyon.
  • Pıhtılaşma faktörü.
  • Kan pıhtılaşmasına giren herhangi bir protein grubu. faktör vııı (antihemofili faktörü), fibrinojen, protrombin gibi.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Kanın pıhtılaşması için gerekli olan kandaki faktörlerden (faktör ı'den 13'e kadar) her biri.

Coagulation factor ingilizcede ne demek, Coagulation factor nerede nasıl kullanılır?

Coagulation : Koagülasyon. Topaklaşma. Genellikle bir pıhtılaştırma faaliyetini hızlandırıcı yardımıyla pelteleştirme işlemi. Katılaşma. Pıhtılaşma. Bir sıvının akıcı niteliğini kaybederek pelte kıvamında kitle durumuna dönüşmesi, koagülasyon. Pıhtılaştırma. Bir sıvının kimyasal faktörlerle akıcı özelliğini kaybederek katılaşması. kan pulcuklarının kümelenerek pıhtı oluşturması. fibrinojen fibrine dönüşerek bir ağ oluşturur. bu ağ kan pulcuklarına bağlı fibrin lifleri ve ağın içine toplanmış hücresel elemanlardan oluşur. proteinlerin ısı, kuvvetli asit, alkali vb. maddelerin etkisiyle erimeden çökmesi, koagülasyon. Pissu içinde bulunan asılı maddelerin, kolay ayrılabilmeleri için kimyasal maddeler yardımıyla pıhtı haline getirilmesi. Topraklanma.

Factor : Finansör (üretimde). Eleman. Birlikte ya da ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, koşullardan her biri. zeka ölçümünde, uygulanan iki ya da daha çok sayıda testten elde edilen sonucu belirleyen ve etkileyen böylece ayrı test puanları arasında bağlılaşma sağlayan varsayımsal özellik, yetenek ya da yetenek öğelerinden biri. Çarpan. Kahya (isk.). Tambölen. Neden. Etken. Faktör. Öge.

 

Coagulation liquid : Pıhtılaştırma sıvısı.

Coagulation necrosis : Koagülasyon nekrozu. Pıhtılaşma nekrozu. Sitoplazma proteinlerinin pıhtılaşmasıyla belirgin nekroz tipi. en tipik olarak infarktüs gibi yerel iskemi olaylarında biçimlenir, koagülasyon nekrozu.

Coagulation thrombosis : Kanın pıhtılaşmasıyla meydana gelen, pıhtının endotele yapışık olmadığı tromboz. genellikle toplardamarlarda ve özellikle de kalp yetersizliklerinde görülüri. Pıhtılaşma trombozu.

Coagulation unit : Pissu arıtma düzenlerinde çöktürme işleminden önce, katı maddelerin pıhtılaştırıldığı havuz. Pıhtılaştırma havuzu.

İngilizce Coagulation factor Türkçe anlamı, Coagulation factor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coagulation factor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik ortam.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

 

Coagulation : Pıhtılaştırma. Katılaşma. Kimyasal reaksiyonlarla sıvı halden, pelte veya katı durumuna geçme, kan pıhtılaşması. koagülasyon. Genellikle bir pıhtılaştırma faaliyetini hızlandırıcı yardımıyla pelteleştirme işlemi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Pissu içinde bulunan asılı maddelerin, kolay ayrılabilmeleri için kimyasal maddeler yardımıyla pıhtı haline getirilmesi. Bir sıvının akıcı niteliğini kaybederek pelte kıvamında kitle durumuna dönüşmesi, koagülasyon. Pıhtılaşma. Bir sıvının kimyasal faktörlerle akıcı özelliğini kaybederek katılaşması. kan pulcuklarının kümelenerek pıhtı oluşturması. fibrinojen fibrine dönüşerek bir ağ oluşturur. bu ağ kan pulcuklarına bağlı fibrin lifleri ve ağın içine toplanmış hücresel elemanlardan oluşur. proteinlerin ısı, kuvvetli asit, alkali vb. maddelerin etkisiyle erimeden çökmesi, koagülasyon.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri. A hücresi.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Coagulations : Topaklaşma. Pıhtılaştırma. Topraklanma. Katılaşma. Pıhtılaşma.

Aardvark : Borudişli. Yer domuzu. Karınca yiyen. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Coagulation factor synonyms : abiotic factor, acacia, a site, abacus bodies, abramis zone, aardvarks, abductor muscle, aardwolf.