Cognate languages türkçesi Cognate languages nedir

  • Aynı ana dilden gelen, aralarında yapı ve söz varlığı bakımından yakınlıklar bulunan ve bir dil ailesi oluşturan diller: altay dil ailesi içinde türkçe ile moğolca, hint-avrupa dil ailesi içinde almanca ile ingilizce, sami-hami dil ailesi içinde arapça ile ibranice gibi.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Akraba diller.

Cognate languages ingilizcede ne demek, Cognate languages nerede nasıl kullanılır?

Cognate : Hısım. Kökteş. Aynı türden. Akraba. Aynı kökten. Kandaş. Aynı kökenli. Kökü aynı olan. Soydaş. Akraba olan.

Cognates : Hısım. Kökü aynı olan sözcük. Akraba. Sürgen. Soydaş.

Agglutinating languages : Sondan eklemeli diller. Kelime çekimi ve türetiminin son eklerle yapıldığı dil. türkçe sondan eklemeli bir dildir. gül-dür-e-me-dik + ler + i-miz + den, al-da-n-dı-nız, bak-acak-mı-sınız vb. karşıtı önden eklemeli dil’dir. Eklemeli diller. Kelime köklerini sabit tutup, birbirinden farklı görevlerle yüklü çekim ve yapım eklerini, değişmeyen sabit köklere ekleyen diller. türkçe, moğolca, macarca gibi. ural-altay dil grubuna giren diller ile bazı asya ve afrika dilleri eklemeli dillerdir. türk dili eklemeli dillerin en tipik örneğidir: yol+cu+luğ+umuz+da+ki, yol+la-dık+lar+ımız+ı, sağ+la-m+la-ş-tır-ıl-dı, kon-ar göç-er+lik+ler+i+n+den. eklemeli diller kendi içlerinde de ön eklemeli diller ve son eklemeli diller olarak ikiye ayrılır. türkçe son eklemeli bir dildir. bk. ön eklemeli dil, son eklemeli dil.

 

Agglutinative languages : Eklemeli diller. Kelime çekimi ve türetiminin son eklerle yapıldığı dil. türkçe sondan eklemeli bir dildir. gül-dür-e-me-dik + ler + i-miz + den, al-da-n-dı-nız, bak-acak-mı-sınız vb. karşıtı önden eklemeli dil’dir. Sondan eklemeli diller. Kelime köklerini sabit tutup, birbirinden farklı görevlerle yüklü çekim ve yapım eklerini, değişmeyen sabit köklere ekleyen diller. türkçe, moğolca, macarca gibi. ural-altay dil grubuna giren diller ile bazı asya ve afrika dilleri eklemeli dillerdir. türk dili eklemeli dillerin en tipik örneğidir: yol+cu+luğ+umuz+da+ki, yol+la-dık+lar+ımız+ı, sağ+la-m+la-ş-tır-ıl-dı, kon-ar göç-er+lik+ler+i+n+den. eklemeli diller kendi içlerinde de ön eklemeli diller ve son eklemeli diller olarak ikiye ayrılır. türkçe son eklemeli bir dildir. bk. ön eklemeli dil, son eklemeli dil.

Monosyllabic languages : Kelimeleri, ek almadan ve çekime girmeden cümle içindeki yerlerine ve başka sözlerle birlikte kullanılışlarına göre çeşitli anlam ve görevler yüklenen diller: çince, tibetçe, siyamca, bask dili ve bazı africa dilleri gibi. bu dillerdeki sözlerin bir kısmı tek hecelidir. karşıtı eklemeli diller’dir. Tek heceli diller.

İngilizce Cognate languages Türkçe anlamı, Cognate languages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cognate languages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! — ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb. Sıfat.

 

Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Active voice : Etken çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif ses. Düz çatı. Aktif çatı.

Adams apple : Kalkan kıkırdak. Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir.

Action verb : Hareket veya eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Eylem fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. Kılış fiili.

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü atlaması. Ünlü almaşması. Ses değişimi.

Accidence : Yapıbilim. Morfoloji. Çekim. Sarf usul ve prensipleri. Tasrif. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Bükün. Büküm.

Accusative : İsmin -i halindeki sözcük grubu. Akuzatif. Belirtme durumu. İsmin -i haline ait. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i hali. İsmin -i halindeki. Yükleme durumu. İsmin i hali.

Ablative : Den halindeki. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Çıkışlık hal. İsmin -den halindeki. İsmin -den hali. Çıkma durumu. Buharlaşan. Ergiyen. Ayrılma hali.

Cognate languages synonyms : adjectival construction, accentuation, accent of group, action noun, active verb, abstract noun.