Collater türkçesi Collater nedir

Collater ile ilgili cümleler

English: We'll use the house as collateral so we can borrow some money.
Turkish: Biraz para ödünç alabilmemiz için evi teminat olarak kullanacağız.

Collater ingilizcede ne demek, Collater nerede nasıl kullanılır?

Collateral : Paralel. Maddi teminat. Soydaş. Tamamlayıcı teminat. Munzam. İkincil. Yardımcı. Biyoloji, ekonomi alanlarında kullanılır. Teminat (borca karşı gösterilen ve bir mülk, tahvil, senet vb'ne dayalı). Bir borç karşılığı verilen özdeksel inanca. borcu karşılamak amacıyla taşınır ve durağan mallar üzerinde yapılan tutulu işlemler.

Collateral circulation : Kollateral dolaşım.

Collateral damage : İkincil zarar. İstenmeyen hasar. Munzam zarar. Sivil zayiat. Çok taraflı zarar. Yan hasar. Ek zarar.

Collateral evidence : Dolaylı veya ikinci derece veya tamamlayıcı kanıt.

Collateral ganglion : Otonom sinir sistemindeki gangliyonlar. Kolateral gangliyon.

Collateral loan : Ayni teminat karşılığında verilen borç. Aynı teminat karşılığı verilen borç. Karşılık teminatlı ikraz. Teminatlı ikraz. Teminatlı borç.

Collateralize : İpotek tesis etmek. Bir borcu teminat altına almak. Teminat altına almak. Bir şeyi bir borç karşılığı teminat olarak göstermek (ayrıca 'collateralise'). Teminat göstermek. Borcu teminat altına almak. Teminat olarak sağlamak.

 

Collaterally : Tamamlayıcı olarak. Dolaylı olarak. Aynı kökene sahip olarak. Yardımcı olarak. Yan yana olarak. Dolaylı bir şekilde. Paralel bir şekilde. Tamamlayıcı bir şekilde. Dolambaçlı olarak.

Ligamentum collaterale cubiti mediale : Kol kemiğinin epicondylus medialis’inden başlangıç alıp iki kirişle sonlanan bağ. Ligamentum kollaterale kubiti mediyale.

Collateral security : Ek inanca. Karşı teminat. Karşılıklı teminat. Munzam teminat. Tamamlayıcı teminat. Bir inancanın yetersizliğinde banka elindeki inancayı güçlendirmek için alınan ek inanca. Ek teminat. Ayni teminat. Borca karşı gösterilen ve bir mülk senet vb'ne dayalı teminat.

İngilizce Collater Türkçe anlamı, Collater eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Collater ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Icon : İkon. İkona. Dini resim. Put. İkon simge. Dini heykel. Bilgisayar, tarih alanlarında kullanılır. Görüntüsel gösterge. Ortodoks kiliselerinde bulunan dinsel resim ve heykeller. Kutsal kişilerin resmi.

Band : Sargı. Bağlamak. Frekans bandı. Kuşak. Bant. Bando. Ağın üst kenarında, içinden germe telinin geçtiği uçkurluk. Bantlamak. Kolan. Şerit.

Facing : Karşı olan. Koruyucu katman. Çevrili. Dış yüzey. Sıvama. Dış kaplama. Dış görünüm. Kaplama. Dönme. Dönüş.

Clerical collar : Cüppe yakası. Rahip elbisesi yakası.

Ruff : Hayvanın boynu çevresindeki tüyler. Kozla almak. Koz ile alma. Döğüşken. Yağmur kuşları (charadriiformes) takımının, yağmur kuşugiller (charadriidae) familyasından, 30 cm kadar uzunlukta, erkekleri kendi aralarında dövüşen, avrupa ve asya'da yaşayıp kuzey afrika'ya göç eden, eti yenen bir tür. Kırmalı yaka. Sert. Fırfırlı yaka. Boyun tüyleri (hayvanlarda).

 

Photomontage : Fotomontaj yapmak. Işık kurgu. Fotomontaj. Foto montaj.

Choker : Gerdanlık. Boğan kimse. Baş çekimi. Boğan şey. Bir insanın yalnız başını çerçeveleyen çekim çeşidi. Hayvanın boynu çevresindeki tüyler. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Maçın en önemli anında strese yenik düşüp bekleneni veremeyen oyuncu. Boğazlı yaka. Boğan.

Eton collar : Ceket yakası üzerine dönen gömlek yakası.

Dog collar : Dik ve yüksek yaka. Köpek tasması. Dik yaka. Rahip yakası.

Neckband : Dik yaka. Gerdanlık. Yaka bandı. Dik yaka (giyside). Süslü yakalık.

Collater synonyms : paste up, peter pan collar, rebato, turtleneck collar, neck opening, polo neck collar, neck ruff, rabato, roman collar, montage, neck, collate, picture, ruffle, ikon, image.

Collater zıt anlamlı kelimeler, Collater kelime anlamı

Unsupportive : Desteksiz.

Spread : Uzatma. Açılmak. Bulaşma. Ziyafet. Yaymak. Sirayet etmek (hastalık). Kar oranı. Genişleme. Örtü. Sapma (balistik).

Disorder : Nizamsızlık. Düzensizlik. Rahatsızlık. Sağlığını bozmak. Düzenini bozmak. Karıştırmak. Kargaşa. Karışıklık. Hastalık. Bozmak.