Comas türkçesi Comas nedir

Comas ile ilgili cümleler

English: Scientists continue to discover new medicines, so there is always hope for people who are in comas.
Turkish: Bilim adamları yeni ilaçlar keşfetmeye devam ediyor, bu yüzden komada olan insanlar için her zaman bir ümit vardır.

Comas ingilizcede ne demek, Comas nerede nasıl kullanılır?

Adolescent gynecomastia : Ergenlik hormonlarının neden olduğu ergenlik çağında erkek çocuklarda görülen jinekomasti. Adolesan jinekomasti. Ergenlik jinekomastisi.

Glaucomas : Glokom. Karasu. Glakom. Glokom hastalığı. Gözün glokom hastalığı.

Gynecomastia : Meme dokusunun büyümesi. Erkek memesinin normalden daha büyük ölçülerde büyümesi. Erkeklerde meme guddelerinin büyümesi. Göğüsün anormal bir şekilde büyümesi (erkekte). Erkekte büyük memelilik. Erkek memelerinin süt salgılayabilecek düzeylerde aşırı derecede gelişmesi, jinekomasti, jinomasti. Jinekomasti.

Gynecomasty : Erkekte büyük memelilik. Jinekomasti.

Lymphosarcomas : Lenfosarkom.

Anisotropic coma : Anizotrop koma. Anizotrop hare.

Be in a coma : Komada olmak. Komaya girmek.

Coma vigil : Uyanık koma. Koma vijil.

Fall into a coma : Komaya girmek.

Sarcomastigophora infections : Sarcomastigophoraenfeksiyonları. Sarcomastigophora şubesindeki protozoonların neden olduğu enfeksiyonlar.

 

İngilizce Comas Türkçe anlamı, Comas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Comas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stupor : Sarhoşluk. Uyuşuk hal. Bilinçsizlik. Kendinden geçme. Uyuşukluk. Stüpör. Sarhoş hal. Sersemleme. Sersemlik.

Cloud : Gölge. Bulutlanmak. Bulutla kaplamak. Küme. Karartmak. Korku ya da üzüntü kaynağı olan şey. Havayuvarında asılı durumdaki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan; biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrımlı yığınlar. Berbat etmek. Bulanmak.

Swoon : Baygınlık geçirmek. Bayılmak. Kendinden geçme. Bayılma. Baygın hal.

Thrum : Saçak yapmak. Acemice çalmak. Parmaklarıyla trampet çalmak. Saçak takmak. İplik saçağı. Patırdatmak. Saçak. Tıngırdatmak. İplik döküntüsü.

Tag : Bir veri sözcüğünün önünde yer alan ve verinin türünü gösteren ikil kümesi. Peşini bırakmamak. Etiket. Kafiye bulmak. Damgalama. gıda ve yem maddesini tanıtıcı her türlü yazılı veya basılı bilgi, marka, damga ve işaretleri içeren, gıdayla veya yemle birlikte sunulan veya ambalajında basılı bulunan tanıtım bildirimi. Kovalamaca. Ceza makbuzu. Ayakkabı kulağı. Elim sende oyunu. Künye.

Diabetic coma : Diyabet koması. Şeker hastalığının tedavi sonucu kontrol altına alınamaması ve kan şekerinin normalin çok üstüne çıkması sonucu hiperozmolarite, dehidrasyon, asidozis ve diğer elektrolit dengesizlikleri sonucu oluşan koma. Şeker koması.

 

Fainting fit : Bayılma nöbeti.

Thrumming : Saçak takmak. Patırdatmak. İplik saçağı. Saçak. İplik döküntüsü. Tıngırdatmak. Saçak yapmak. Parmaklarıyla trampet çalmak. Acemice çalmak.

Comma : Ara. Virgül. Binlik ayracı. İki nota arasındaki yarım sesten küçük ses aralığı. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır.

Tags : Saçak. Etiketler. Ünlü söz. Bağcık ucu. Künye. Elim sende oyunu. Perçem. Kovalamaca. Ceza makbuzu.

Comas synonyms : comatoseness, hepatic coma, kussmaul's coma, blackouts, faint, tassels, stupors, comet, fringes, thrummed, tassel, beards, fainting spell, senselessness, coma, unconsciousness, pompon, beard, fringe, goneness, fainting, faintness, bearding, lacinia, blackout, deliquium, insensibility.

Comas zıt anlamlı kelimeler, Comas kelime anlamı

Consciousness : Bilinç. Bilinçlilik. İdrak. Algıları ansal düzeyde bilgiye dönüştüren süreç. bk. an, anlak. Uyanık olma. Akıl. İnsanın çalışma süreci içinde, eş deyişle toplumsal ilişkiler süreci içinde nesnel çevresini ve kişisel varoluşunu anlamasını sağlayan düşünsel süreçlerin toplamı. Anlayış. Şuur.

Hairless : Saçsız. Dazlak. Kılsız. Cavlak. Kel. Tüysüz. Cillop.