Come to the fore türkçesi Come to the fore nedir

  • Öne ulaşmak.
  • Önder olmak.
  • Gündeme gelmek.
  • Önemli bir konuma gelmek.
  • Etkinlik kazanmak.
  • Fark edilmek.
  • Sivrilmek.
  • Gündeme oturmak.
  • İlerlemek.
  • Öne geçmek.
  • Başa gelmek.
  • Temayüz etmek.

Come to the fore ingilizcede ne demek, Come to the fore nerede nasıl kullanılır?

To : E doğru. İla. Göre. -e göre. Ye. E. Kala. İle. Karşı. Ya.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Fore : Başta. Önde. Ön. Öndeki. İlk. Pruva. Başa doğru. Baş taraf. Önde olan. Ön taraftaki.

Come to the aid of : Desteklemek. Kurtarmak. Yardımına koşmak. Yardım etmek.

Come to the boil : Kritik noktaya gelmek. Kaynamak. Kızışmak. Son raddeye gelmek.

Come to the crunch : Paçası sıkışmak.

Come to the front : Önde gelmek. Üstün olmak. Olağanüstü olmak. Öne çıkmak. Göze çarpmak.

Come to the point : Sırası gelmek. Sadede gelmek. Asıl konuya gelmek. Meseleye gelmek. Ana konuya gelmek. Sadete gelmek. Sadede gel.

İngilizce Come to the fore Türkçe anlamı, Come to the fore eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come to the fore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Excel at : (sporda vb) olağanüstü başarılı olmak. İşini olağanüstü yapmak.

Flourished : Savurmak. Fanfar çalmak. Sağlıklı olmak. Dalgalanmak. Güzelleşmek. Sallamak. Gelişmek. Süslü konuşmak. Abartılı jestler yapmak.

Come up : Olmak. Yaklaşmak. Yükselmek. Karşılaşmak. Londra'ya gelmek. Yaygın olmak. Yükselmek (güneş). Mahkemeye çıkmak. Sokulmak. Ortaya çıkmak.

Gain : Bir devredeki çıkış sinyalinin giriş sinyaline oranını ifade eden yükseltim ölçüsü. Çoğalmak. Artırmak. Edinmek. Fizik, gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sağlamak. Elde etmek. Kar etmek. Ulaşmak.

Excels : Cebinden çıkarmak. Üstün olmak. Başarı göstermek. Çok iyi olmak. Gölgede bırakmak. Excel. Geçmek. Sivrilmek (argo terim).

Develop : Belirtici yıkama. Artırmak. Gelişme göstermek. Yükselmek (ateş). Açınmak. Yıkamak (film). İmara açmak. Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır. Geliştirmek.

Flourish : Zenginleşmek. Süslü konuşmak. Elini kolunu sallayarak dikkat çekmeye çalışmak. Yıldızı parlamak. Sağlıklı bir biçimde büyümek. El sallamak. Hava. Sağlıklı olmak. Fanfar çalmak. Gelişmek.

Make way : Yol almak. Yol vermek. Yol açmak.

Go ahead : Devam etmek. İlerleyen. Devam et. İzin. Önden buyurmak. Girgin. Gelişmek. Sürmek. Önde gitmek.

Shone : Parıldamak. Cilalamak. Işık saçmak. Parlamak. Parlatmak. Işıldamak. Işımak.

Come to the fore synonyms : excel in, get the upper hand, gain ground, spiring, shined, shoot ahead, sharpen, distinguish oneself, get ahead, spire, be ahead, taper, forges, jump the queue, happen to, come into question, advance, bechance, flourishes, point, get a long, forge, taper off, advanced stage, cover ground, excel, come into prominence, come along, be ahead of, signalize oneself by, forge ahead, gained, develops.