Go ahead türkçesi Go ahead nedir

Go ahead ile ilgili cümleler

English: Ali decided to go ahead let Mary have her way.
Turkish: Ali Mary'ye yol vermek için öne geçmeye karar verdi.

English: Ali has decided to go ahead with his plan.
Turkish: Ali planına devam etmeye karar verdi.

English: Ali decided to go ahead and ask Mary the question he had been wanting to ask.
Turkish: Ali öne geçmeye ve Mary'ye sormak istediği soruyu sormaya karar verdi.

English: Burak decided to go ahead with his plan.
Turkish: Burak planını sürdürmeye karar verdi.

English: Ali couldn't find anything better to do, so he decided to just go ahead and finish his homework.
Turkish: Ali yapacak daha iyi bir şey bulamadı, bu yüzden sadece devam etmeye ve işini bitirmeye karar verdi.

Go ahead ingilizcede ne demek, Go ahead nerede nasıl kullanılır?

Go : Bahse girmek. İş görmek. Enerji. İşlemek. Tükenmek. Canlılık. Yapılmak. İlerlemek. Geçmek. Hareket etmek.

Ahead : İleride. Başlamak. Gelecekte. Önceden. Önden. İleriye. Önde. Önümüzde. İleriki. İlerde.

Give somebody the go ahead : Yeşil ışık yakmak.

The go ahead : İzin. Başlama işareti. Müsaade.

 

Go a long way : Çok iş görmek. Bir yere kadar yeterli veya yararlı olmak. Etkisi uzun sürmek. Çok dayanmak.

Go aboard : Güvertede gitmek. Tekneye çıkmak. Binmek. Gemiye binmek veya çıkmak. Tekneye binmek.

Go a long way towards : Çok yararlı olmak. Bir şey çok katkıda bulunmak.

İngilizce Go ahead Türkçe anlamı, Go ahead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Go ahead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ameliorates : Düzelmek. İyileşmek. Geliştirmek. Abat eylemek. Ondurmak. Islah etmek. İyileştirmek. Düzeltmek.

Boom : Güm etmek. Uğuldamak. Yıldızı parlamak. Yükselmek. Fırlamak. Gürlemek. İktisadi dalgalanmanın genişleme aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde artışın olduğu durum. krş. çöküntü. Geliştirmek. Gümbürdemek.

Authorizations : Ruhsat. Yetki.

Attend : Hizmet etmek. Katılmak. Beraberinde getirmek. Hazır bulunmak. Eşlik etmek. Kulak vermek. İlgilenmek. Dinlemek. Beklemek.

Gregarious : Toplu halde yaşayan. Başka bireylerle bir arada olmaktan hoşlanan. Topluluk seven. Sürü halinde. Gregar. Sosyal. Sürü halinde yaşamayı seven. Topluluk halinde. Salkım halinde yetişen.

Began : Doğmak. Önayak olmak. Koyulmak. Başlatmak. Girişmek. Meydana gelmek.

Attends : Dinlemek. Hazır bulunmak. Dikkatini vermek. Beraberinde getirmek. Bakmak. Hizmet etmek. Katılmak. Eşlik etmek. Kulak vermek.

Consent : Rıza göstermek. Muvafakat etmek. Onay. Kabul etmek. Razı gelmek. Rızası olmak. İzin vermek. Rıza. Razı olmak.

Far forth : Derece derece artan. Gelişen.

Improvers : Islahatçı. Düzenleyici. Geliştirici. Gönüllü çalışan kimse. Düzeltici. Düzelten kimse. Reformcu. Çırak.

 

Go ahead synonyms : abrupt, proceeded, accreditment, advancing, bud, burgeon, drawler, gain, concessions, begun, forge, carrying forward, budded, oncoming, come along, blossomed, enter into, ameliorating, jump the queue, begin, commence, innovatory, flourished, develop, embark upon, ameliorated, countenance, auspicate, develops, furloughing, bedaubed, improver, coming.