Come up türkçesi Come up nedir

  • Yükselmek (güneş).
  • Çıkmak.
  • Sokulmak.
  • Yükselmek.
  • Yaklaşmak.
  • Tutulmak.
  • Karşılaşmak.
  • Ele alınmak.
  • Çıkagelmek.
  • Londra'ya gelmek.
  • Olmak.
  • Yaygın olmak.
  • Üniversiteye başlamak.
  • Gündeme gelmek.
  • Ortaya çıkmak.
  • Mahkemeye çıkmak.

Come up ile ilgili cümleler

English: Ali hasn't come up with a good answer to the problem yet.
Turkish: Ali henüz soruna iyi bir cevap öneremedi.

English: Can you come up to my room and help me?
Turkish: Odama gelip bana yardım edebilir misin

English: Ali has come up with a few new ideas.
Turkish: Ali birkaç yeni fikirle ortaya çıktı.

English: Based on the information that I've given you, what story would you come up with?
Turkish: Sana verdiğim bilgilere göre, hangi hikaye ile gelirdin?

English: Ali has come up with a possible solution.
Turkish: Ali olası bir çözüm ortaya attı.

Come up ingilizcede ne demek, Come up nerede nasıl kullanılır?

Come up against : Karşı karşıya kalmak. Karşılaşmak. İle yüzyüze kalmak. -e çatmak. İle karşılaşmak. Çatmak. Yüzleşmek. İle karşı karşıya kalmak. Karşı karşıya kalmak (zor sorun). -e karşı çıkmak.

Come up in the world : Yaşam standardını yükseltmek. Yükselmek. Daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmak. Terfi etmek. Birinin para ve prestiji artmak.

Come up smiling : Yüzünün akıyla çıkmak. Yenilgi karşısında yıkılmamak. Yenilgiyi gülerek karşılamak. Zor bir durumdan kurtulmak. Yenilgi karşısında soğukkanlılığını yitirmemek.

 

Come up to : Yanına yaklaşmak. Yanına sokulmak. Eşit çıkmak. Denk gelmek. Belirli bir hizaya kadar gelmek. Gelmek. Eşit olmak. Ulaşmak. Tutturmak (belirli bir seviyeyi). Denk olmak.

Come up to scratch : Bir sınavda istenilen asgari şartları yerine getirmek. İstenilen duruma getirmek.

İngilizce Come up Türkçe anlamı, Come up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appeared : Gözükmek. Belirmek. Anlaşılmak. Belli olmak. Görünmek. Gibi gelmek. Göründü. Benzemek.

Be in the ascendant : Hükmetmek. Yıldızı parlamak. İtibar kazanmak.

Edges : Kenar yapmak. Yan yan gitmek. Yavaş yavaş ilerletmek. Keskinleştirmek.

Cuddled up : Sarılıp yatmak. Kucaklaşmak. Sarınmış.

Edge : Keskinletmek. Kenarına bordür yapmak. Keskinleştirmek. Eşik (kıyamet veya sorun vb). İlerletmek. Kıyı. Kenar yapmak. Uç. Kenar.

Come across : İstenileni yapmak. İzlenim yaratmak. Rastlamak. -e rastlamak. Rastgelmek. İzlenim bırakmak. İle karşılaşmak. İyi etki yapmak. Etkileyici olmak.

Show up : Gözler önüne sermek. Yüze çıkmak. Meydana çıkmak. Ortaya çıkarmak. Gözükmek. Boy göstermek. Sırıtmak. Gelivermek.

Come close : Neredeyse veya yaklaşık (bir şeyle) aynı veya benzer olmak. (bir şeyi) neredeyse yapacak olmak. Yapmak.

Boomed : Uğuldamak. Çıkış yapmak. Güm etmek. Gümbürtü. Yıldızı parlamak. Gürlemek. Gümlemek. Gelişmek. Geliştirmek.

 

Cuddle up : Birbirine sokulmak. Kucaklaşmak. Sarılıp yatmak.

Come up synonyms : be stuck, be held, be in love with, becomes, ascend, become, closes, drop a cross, appear, burst, became, prevails, betides, approve oneself, breaking out, approximate, erupt, attacked, ascended, be eclipsed, chance upon, come about, absent oneself, amount, encroached, attaints, erupts, roll up, encroach, close in on, climbed, come by, be enamoured of.