Edges türkçesi Edges nedir

Edges ile ilgili cümleler

English: The edges of shadows can be sharp or soft.
Turkish: Gölgelerin kenarları keskin ya da yumuşak olabilir.

English: Ali acknowledges that he was defeated.
Turkish: Ali yenildiğini kabul ediyor.

English: The path is bordered with hedges.
Turkish: Yol çitlerle sınırlanmıştır.

English: Every person has the power to abuse their priviledges.
Turkish: Her kişi, ayrıcalıklarını kötüye kullanma gücüne sahiptir.

Edges ingilizcede ne demek, Edges nerede nasıl kullanılır?

Edges of crystal : Kristal kenarları. Bir kristalin üstündeki iki yüzeyin kesişmesiyle oluşan kenarlar.

Deckle edges : Kağıdın tırtıklı kenarı.

Frayed at the edges : Perişan olmuş. Kendini iyice dağıtmış.

Trace edges : Kenarlara iz koy.

Acknowledges : Onaylamak. Teslim etmek. Kabullenmek. Doğruluğunu kabul etmek. Tanımak. Kabul etmek. Alındığını bildirmek. Aldığını bildirmek. İtiraf etmek. Bildirmek (bir şeyin alındığını veya farkedildiğini).

Hedges : Engel. Çit. Tedbir. Engelleme. Yatırım. Önlem.

Ledges : Pencere pervazı. Çıkıntı.

Fledges : Tüy takmak (ok). Tüylendirmek. Tüylenmek (kuş). Tüylerle kaplamak. Tüylenmek. Tüyleri çıkmak. Tüyleri çıkıncaya kadar bakmak.

 

Pledges : Bağışlar. Sağlığına kadeh kaldırmak. Şerefine içmek. Söz vermek. Kefalet vermek. Rehin vermek. Vaat etmek. Rehine koymak.

Featheredges : İnce ağız. Keskin kenar. Sivri uç. Zayıf köşe. Pah. Pahlı kenar. Keskin kenarlı tuğla.

İngilizce Edges Türkçe anlamı, Edges eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Edges ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Border : Koşu yolunun çimento, tahta ya da uygun herhangi bir özdekten yapılmış 5 cm. yüksekliğinde, 5 cm. genişlikteki iç kıyısı. Tarh. Kenar. Hudut. Sınır koymak. Sınırlandırmak. Sınırlamak. Kenarlık. Sınır. Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır.

Edge in : İçine sokmak. Yanaşmak.

Sidle : Korkarak ya da gizlice sokulmak. Yanaşmak. Yan yan getirmek. Yan yana gitmek. Tereddütlü yürümek. Yanaştırmak (gemiyi). Yanlamak.

Sharpen : Sertleştirmek. Geliştirmek (zekayı). Sivrilmek. İnceltmek. Sivriltmek. Yontmak (kalem). Keskinleşmek. Sivriltmek (kalemi). Netlemek. Tizleştirmek (sesi).

Bounds : Zıplaya zıplaya gitmek. Sınırlamak. Sınır hatları. Sekip geri gelmek. Sıçramak. Kısıtlamak. Sınırlar. Sınır çizgileri. Zıplamak. Sınır.

Edge : Uç. Kenar çizgisi. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Kenarlarını belirginleştirmek. Ağız. Kenar.

Margining : Pay. Mesafe. Fazlalık. Hudut. Sınır. Kenar boşluğu. Marj. Çerçeve. Kenarlık.

Cuddled up : Sarılıp yatmak. Kucaklaşmak. Sarınmış.

Boundary : Sinir. Ara hattı. Sınır. Hudut. Kenar. Had. Limit. Son. Çeper.

Limb : Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Kıvrım kanatları. Kol ve bacak gibi vücuda eklemle bağlı organ. Uzuv. Yaprağın geniş kısmı. Kanat. Kanat, kol ya da bacaklar. Hale. Kanat gibi gövdeye bağlı kılgan. Kol.

 

Edges synonyms : whets, edge away, set an edge to, sharpens, encroaches, encroach, cuddle up to, edge up, cuddle up, bordered, come up, sidled, draw near, sidles, brink, sidle along, creep, margined, sidling, come close, whet, come closer, make sharp, crept, edge off, encroached, bound.

Edges zıt anlamlı kelimeler, Edges kelime anlamı

Recede : Geciktirmek. Vazgeçmek. Düşmek. Uzaklaşmak. (fiyat vb) düşmek. Geri plana geçmek. Geri gitmek. Geri bırakmak. Ortadan kaybolmak. Çekilmek.

Edges antonyms : unbordered.