Ledges türkçesi Ledges nedir

Ledges ile ilgili cümleler

English: Every person has the power to abuse their priviledges.
Turkish: Her kişi, ayrıcalıklarını kötüye kullanma gücüne sahiptir.

English: Ali acknowledges that he was defeated.
Turkish: Ali yenildiğini kabul ediyor.

Ledges ingilizcede ne demek, Ledges nerede nasıl kullanılır?

Acknowledges : Aldığını bildirmek. Teşekkür etmek. Onaylamak. Alındılamak. Kabul etmek. Tanımak. Kabullenmek. Doğruluğunu kabul etmek. İtiraf etmek. Alındığını bildirmek.

Fledges : Tüy takmak (ok). Tüylerle kaplamak. Tüylenmek (kuş). Tüylenmek. Tüylendirmek. Tüyleri çıkıncaya kadar bakmak. Tüyleri çıkmak.

Knowledges covered by patent : Bulgu belgesine bağlanmış teknik bilgiler. Nitelikleri yönünden tanımlanıp açıklanabilen ve böylece bir yöntem bulgusu niteliği taşıdığından, kütüğe yazılarak bulgu belgesi olmayan elverişli bilgiler.

Pledges : Şerefine içmek. Bağışlar. Rehin vermek. Rehine koymak. Kefalet vermek. Sağlığına kadeh kaldırmak. Söz vermek. Vaat etmek.

Sledges : Yük kızağı. Kar üzerinde kaymak üzere üretilmiş araç. Dövme çekici. Kızak. Kızakla kaymak. Kızakla gitmek. Yük kızağıyla taşımak. Kızağa binmek. Balyoz. Varyos.

Window ledge : Pencere eşiği. Denizlik. Pencere denizliği. Pencere pervazı veya eşiği. Pencere kenarı.

 

Ledger blade : Sabit bıçak. (kırpma makası) sabit bıçak.

Ledger board : Küpeşte. Yatay kuşak. Parmaklık küpeştesi.

Ledge sill : Dayanmalık.

Ledgeless : Çıkıntısız. Düz çıkıntısı veya çıkıntıları olmayan. Çıkıntısı olmayan. Pervazsız.

İngilizce Ledges Türkçe anlamı, Ledges eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ledges ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Window sash : Pencere kanadı. Pencere çerçevesi. Pencere kasası.

End piece : Uç parçası. Bitiş parçası. Son parça.

Agger : Suyun yükselip geri çekildiği ve tekrar yükseldiği yüksek gelgit türü. Agger. Eski roma'da yığın veya kale duvarı. Duvar, siper, set. Suyun geri çekildiği yükseldiği ve tekrar geri çekildiği alçak gelgit türü.

Bound : Bağlı. Sınırlamak. Sekip geri gelmek. Kalgımak. Sıçramak. Zıplamak. Zıplaya zıplaya gitmek. Sektirmek. Kısıtlamak. Kuşatmak.

Coigns : Köşe. Dirsek. Çıkıntılı köşe.

Accounting system : Sayışmanlık dizgesi. Muhasebe sistemi. Sayışımın bölümlenmesindeki yazılıklarda işlemlerde uygulanan yöntem.

Leger : Serbest. Laubali. Teklifsiz. Tekellüfsüz.

Record : Bir bilgiyi, saklayabilmek ereğiyle, deftere, kağıda ya da fişe geçirme. Atletizmin herhangi bir dalında, yönetmeliğe uygun olarak o zamana değin elde edilmiş derecelerin en üstünü ya da eşiti. Sonaşam. Plak. İşlemek. Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak. Çekmek. Sicil. Bir birim gibi işlem gören, ilişkin veriler ya da sözcükler kümesi. Yazmak.

 

Brink : Kenar. Eşik. Eşik (felaket için). Ağız. Ağız (kaya, uçurum). Kenar (uçurum için). Kıyı.

Subsidiary ledger : Yardımcı ana defter. Muavin defter. Yardımcı hesaplar defteri. Yardımcı defter.

Ledges synonyms : method of accounting, cost ledger, coign, ledge, dentation, bulges, eaves, daybook, border, accounting, cape, bounds, ear, bulge, bezel, general ledger, eminentia, limb, buckle, window frame, bump, bossage, book, book of account, boundary, capes, journal, account book.

Ledges zıt anlamlı kelimeler, Ledges kelime anlamı

Legless : Bacaksız. Zil zurna sarhoş.

Ledges antonyms : unbordered.