Commissioning türkçesi Commissioning nedir

  • Hizmete sokmak.
  • Devreye alma.
  • Görevlendiren.
  • Hizmete alma.
  • İşletmeye alma.
  • Kabul etme.
  • Atamak.
  • Sipariş vermek.
  • Ismarlamak.
  • Tayin etmek.
  • Yetkilendirmek.
  • [#görevlendirme Görevlendirmek].
  • Görevlendirme.

Commissioning ingilizcede ne demek, Commissioning nerede nasıl kullanılır?

Commissioning test : İşletmeye alma deneyi. Hizmete sokma sınaması. İşletmeye alma testi.

Decommissioning : Emekli olmak. İşletmeden çıkarma. Mesleği bırakma (emekliye ayrılma vb). Faal hizmetten çekilmek. Hizmetten çıkarmak.

Recommissioning : Tekrar göreve almak. Tekrar görevlendirme. Tekrar göreve alma. Yeniden görevlendirmek. Yeniden hizmete sokmak.

Commission agent : Komisyoncu acente. Komisyoncu acenta. Komisyonla çalışan temsilci. Acente. Komisyoncu. Başkası adına ticaret yapan şahıs. Komisyonla çalışan acente. Alım satım aracısı.

Commission business : Komisyon işleri. Komisyon işi.

Commission merchant : Komisyoncu. Komisyon için satış yapan kimse. Kendi adına ticari işlem yapan komisyoncu. Komisyoncu tüccar. Başkası adına ticaret yapan komisyoncu.

Commission on sale : Satma payı. Pul, piyango ve benzeri değerli kağıtların satışında satıcısına ödenen pay. Satış komisyonu.

Commission of enquiry : Soruşturma komisyonu. Belirli bir konuyu araştırmak için belirlenmiş olan komisyon.

Commission of european community : Avrupa topluluğu komisyonu.

 

Commission of bankruptcy : Konkordato.

İngilizce Commissioning Türkçe anlamı, Commissioning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Commissioning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constitutes : Oluşturmak. Yürürlüğe koymak. Seçmek. Tevkil etmek. Kurmak. Teşkil etmek.

Deploying : Yaymak. Uygulamak. Dağıtmak. Yayılma. Harekete geçirmek.

Coopting : Oyla seçmek. Oybirliğiyle seçmek. Asimile etmek. İçine almak. Üye olarak seçmek. Üyeliğe seçmek. Seçmek. Benimsenmek.

Give order : Talimatta bulunmak. Emir vermek. Emretmek.

Acceptance : Bir alan araştırmasında bilgi almak üzere başvurulan kişilerin araştırma amaçlarını benimseyerek araştırıcıyla işbirliği yapmaları durumu. Kabul. Bir poliçenin, adına çekilen kişi tarafından imzalanarak, borcun ödeneceğinin onaylanması. bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye "kabul edilmiştir" şerhini koyması. İttihaz. Alınma. Onama. Razı olma. İcabet. Kabul edilme.

Designates : İşaret etmek. Düzenlemek. Tanımlamak. Adlandırmak. Uygulamak. Belirlemek. İsimlendirmek. Seçmek.

Accrediting : Yetki vermek. Güvenmek. Atfetmek. İtibar etmek.

Administer : Vermek (ilaç veya ceza vb). Müdürlük etmek. Uygulamak. İcra etmek. Yönetmek. Tatbik etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Verdirmek. Tedvir etmek. Vermek.

Charge with : Suçlamak. İle suçlamak. - için suçlamak. Görevlendirme, bir işi birisine yükleme, onu bu işi yapmakla zorunlu kılma. İtham etmek. Dava açmak. Suç isnat etmek. Bir işin veya görevin yürütülmesinden sorumlu olmak. (bir şeyle) suçlamak.

 

Assigns : Devretmek. Göreve seçmek. Belirlemek. Vermek. Saptamak. Devredilen. Bağlamak. Feragat edilen. Tahsis etmek.

Commissioning synonyms : designate, administers, activation, mandate, capacitate, appointing, acceptances, indent, authorize, authorises, order, avowal, delegating, impowers, have it made, assign, authorisation, ascertain, startup, assign to, employments, co opt, appoints, placed, charge, agreements, constitute, accredits, accounters, indents, acknowledgements, defines, capacitating.