Conjoining türkçesi Conjoining nedir

Conjoining ingilizcede ne demek, Conjoining nerede nasıl kullanılır?

Conjoin : Bağlanmak. Birleşmek. Bağlamak. Bitiştirmek. Bitişmek. Birleştirmek. Sıralama.

Conjoined : Birleştirilen. Sıralanmış. Birleştirilmiş. Birleştirmek. Bağlanmak. Bağlamak. Birleşmek.

Conjoined twins : Yapışık ikizler. Siyam ikizleri.

Conjoins : Bitişmek. Bağlamak. Birleşmek. Birleştirmek. Sıralama. Bitiştirmek. Bağlanmak.

Conjoint : Yapışık. Bitişik. Bağlı. Birleştirilmiş. Birleşmiş. Birleşik.

Conjoint price analysis method : Bir ürünün hangi özelliklerinden dolayı tercih edildiğinin ve bu tercihe yol açan özelliklerin ürün fiyatına olan etkisinin anket, görüşme gibi araçlar kullanılarak ölçüldüğü yöntem. krş. incelikli fiyatlandırma yöntemi. Bileşik fiyat çözümleme yöntemi.

Conjoints : Eşler. Karı koca. Karı koca (özellikle bir mülkiyetin ortak sahipleri).

Conjoint analysis method : Bir ürünün hangi özelliklerinden dolayı tercih edildiğinin ve bu tercihe yol açan özelliklerin ürün fiyatına olan etkisinin anket, görüşme gibi araçlar kullanılarak ölçüldüğü yöntem. krş. incelikli fiyatlandırma yöntemi. Bileşik fiyat çözümleme yöntemi.

 

Conjointly : Müteselsilen. Müştereken. Müşterek. Birleşik olarak.

İngilizce Conjoining Türkçe anlamı, Conjoining eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conjoining ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attachers : İliştiren. Ekleyen. Haczeden. Bitiştiren. Tutturan. Bağlayan. Bağlayan şey veya kimse.

Cling to : Yanında kalmak. Sıkı sıkı sarılmak. Tırmanmak. Asılı kalmak. Sadık kalmak. İnançlı kalmak. Tutunmak. Yapışmak.

Mandatory injunction : Emredici men'i müdahale emri. Bir şeyin gerçekleştirilmesi konusunda mahkemece verilen emir. İstinaf konusu emir. İhtiyati tedbir.

Be wedded to : Kendini adamak. Nal deyip mıh dememek.

Combining : Kaynaştırma.

Attacher : İliştiren. Bitiştiren. Tutturan. Ekleyen. Haczeden. Bağlayan şey veya kimse. Bağlayan.

Copulatory : Bağlantı yaratan. Çiftleşme. Bağlantı oluşturan. Bağlayan.

Prohibition : Kadağan. Yasak emri. Yasaklama emri. İçki yasağı (amer.tar.). İçki yasağı. Yasaklanma. Nehiy. Yasak. Yasaklama.

Aggregation : Küme. Toplam olma. Toplama. Agregasyon. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Toplanma. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Kümelenme.

Conjoining synonyms : permanent injunction, array, final injunction, temporary injunction, constraining, be tied, restrictive, adheres, embodier, agglutinates, arraying, cling, binding together, accrete, aggregated, interlocutory injunction, amalgamation, assembly, ban, accouple, assigns, aggregate, ally oneself, injunction, adhering, am, assemblage, bindery, conjunctive, accessed, adhered, assembles, adhere.

 

Conjoining zıt anlamlı kelimeler, Conjoining kelime anlamı

Unrestrictive : Kısıtlamasız. Sınırlamasız.

Unconfined : Serbest. Kuşatılmamış. Sınırsız.