Conscience türkçesi Conscience nedir

  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Vicdanlılık.
  • Bulunç.
  • Duyunç.
  • Vicdan.
  • Adalet hissi.
  • Ahlaki duygu.
  • Bilinç.
  • İnanç.
  • Duyum, heyecan, düşünme ya da başka bir ruh etkinliğiyle nitelenen durum, ben'in kendi etkinlik ve duygulanmalarını sezebilmesi. geniş anlamda zihin. bir topluluktaki ruhsal etkinliğin ya da ruhsal durumların tümü.
  • İnsaf.

Conscience ile ilgili cümleler

English: All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood.
Turkish: Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.

English: Everyone has the right to freedom of thought, conscience and religion; this right includes freedom to change his religion or belief, and freedom, either alone or in community with others and in public or private, to manifest his religion or belief in teaching, practice, worship and observance.
Turkish: Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.

 

English: My conscience is clear.
Turkish: Benim vicdanım temiz.

English: Our conscience is the witness to our most secret crimes.
Turkish: En gizli suçlarımızın şahidi vicdanımızdır.

English: Is your conscience bothering you?
Turkish: Vicdanın seni rahatsız ediyor mu?

Conscience ingilizcede ne demek, Conscience nerede nasıl kullanılır?

Conscience money : Vicdanını rahatlatmak için verilen para. Kazanç vergisi. Vicdan emriyle verilen para.

Conscience proof : Yüzsüz. Duygusuz. Umursamaz.

Conscience stricken : Vicdan azabı çeken.

For conscience sake : Vicdanını rahatlatmak için.

Bad conscience : Vicdan azabı. Kötü vicdan.

Freedom of conscience : Vicdan hürriyeti. Bireyin ahlak duygularına veya vicdanına göre hareket etme özgürlüğü.

Clear conscience : Günahsız inanç. Vicdanın temiz olması. Vicdan rahatlığı. Suçtan ari vicdan. Temiz vicdan.

Followed his conscience : Vicdanı tarafından yönlendirilmiş. Vicdanını takip etmiş.

Felt pangs of conscience : Son derece suçluluk hisseden. Vicdan azabı hisseden. Aşırı suçluluk hisseden.

Have a clear conscience : Birşey hakkında kendini suçlu hissedecek bir durum yok. Yanlış bir şey yapmamış gibi hissediyor. Vicdanı rahat.

İngilizce Conscience Türkçe anlamı, Conscience eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conscience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Morality : Ahlaklılık. Törel değerlerin bireyde içkinleşmiş iç yaptırımı. Etik. Özgücü. Ortaçağda, hıristiyan öğretisinin ahlak anlayışını aşılamakta kullanılan bir oyun biçimi. sonradan burjuva ahlak değerlerinin temeli üzerine kurulan ve soyut nitelikleri (iyilik, kötülük, açgözlülük, oburluk, kin, onur, vb.) kişiler olarak sahneye çıkaran oyun. Ahlak doğruluğu, ahlakilik açısından. Töreci oyun. Törellik. Aktöre. Ahlak.

 

Abstract reasoning : Somut veriler yerine, simge ya da genellemelerden yararlanarak sonuçlara varma işlemi. Soyut usavurma. Soyut akıl yürütme.

Moderations : Öğrencilerin 1'inci 2'nci ve 3'üncü olarak ödüllendirildikleri oksford üniversitesi'ndeki bazı konulardaki genel sınavların ilk grubu. Ilım. Yumuşatma. İtidal. Yavaşlama. Ölçülülük. Ilımlama. Azalma. Ilımlılık.

Scrupulousness : Özeni. Titizlik. Bir gözlem aracı ya da bir ölçme işlem ve koşulunun uygunluğunu, yetkinliğini sağlamak üzere gösterilen çaba.

Affiances : Nişanlamak. Ahdetmek. Söz takmak. Güven. Söz kesmek. Nişanlanma. Sözlenmek. Nişan. Nişanlanmak.

Morals : Aktöresel niteliği belirgin geleneksel halk davranışlarının her biri. bk. gelenek, görenek, boşinanç. krş. moda. Özdeyiş. Töre. Hulk. Ahlak. Ahlak kuralları. Adab. Toplumuna göre, yasa ve aktöre yerine geçebilen, ama gerçekte yasa olmayan davranış kalıbı. Ahlak düşüncesi. Aktöre.

Belief : Herhangi bir öneriyi doğru diye benimseme. Fikir. Kanı. Akide. Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri. Düşünce. Güven. İnanış. Kanaat.

A priori knowledge : Gözlem ve deney dışında anlıksal çıkarsama yolu ile edinilen bilgi. doğuştan var olan bilgi. deney öncesi bilgi. A priyori bilgi. Önsel bilgi.

Abstract intelligence : Düşünme ve yeni durumlara uyma konularında soyut kavramlar ile simgelerden başarılı biçimde yararlanma yeteneği. Soyut zeka.

Credit : Hesaptaki para miktarı. Emniyet. İtibat etmek. Öğrenim ödencesi. Kredi vermek. Onur. İnanma. İnanmak. Güven. İtibar etmek.

Conscience synonyms : unconscientiousness, sense of right and wrong, wee small voice, ethical motive, small voice, the inner man, have a heart, ability group, inwit, academic year, moderation, credences, ethics, scrupulosities, remorse, hearts, convictions, conscientiousness, sense of duty, academic preparation, credo, scrupulosity, consciences, academic intelligence, moral sense, fairness, achievement tests, reasonableness, mercy, affiance, consciousness, scruple, accustoming.

Conscience zıt anlamlı kelimeler, Conscience kelime anlamı

Conscientiousness : Sorumluluk duygusu ile hareket etme. Titizlik gösterme. Vicdanlı olma. İnsaflılık. Sıtkı hulus. Dürüstlük.

Immorality : Adaba aykırılık. Adabı umumiyeye mugayeret. Terbiyesizlik. Ahlaka aykırılık. Ahlaksızlık. Edepsizlik.

Innocent : Günahsız. Masum. Safdil. Hilesiz. Zararsız kimse. Saftrik. Azade. Suçsuz. Zararsız. Temiz kalpli.

Conscience antonyms : unconscientiousness.

Conscience ingilizce tanımı, definition of Conscience

Conscience kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Knowledge of one`s own thoughts or actions. Consciousness.