Belief türkçesi Belief nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • İtikat.
  • Fikir.
  • Akide.
  • İnanış.
  • Kişiliğin derinliğine sızmış ve tüm öteki süreçlerde yansıması olan en süreğen biliş ve inanışlardan her biri.
  • Güven.
  • İtimat.
  • İman.
  • Kanaat.
  • İnanç.
  • Düşünce.
  • Kanı.
  • İnanma.
  • Herhangi bir öneriyi doğru diye benimseme.

Belief ile ilgili cümleler

English: I don't have much belief in his abilities.
Turkish: Onun yeteneklerine çok inancım yok.

English: Everyone has the right to freedom of thought, conscience and religion; this right includes freedom to change his religion or belief, and freedom, either alone or in community with others and in public or private, to manifest his religion or belief in teaching, practice, worship and observance.
Turkish: Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.

English: Her belief in God is very firm.
Turkish: Onun Allah'a inancı çok sağlam.

English: He had a firm belief in his God.
Turkish: Tanrısına sağlam bir inancı vardı.

English: Her belief in God is unshaken.
Turkish: Onun Allah'a olan inancı sarsılmaz.

Belief ingilizcede ne demek, Belief nerede nasıl kullanılır?

 

Belief fabulate : İnançların oluşturduğu bir halk anlatısı, bk. öykünce. İnanç öyküncesi.

Be beyond belief : İnanılmaz olmak. İnanılması mümkün olmamak.

Beyond belief : Güvenilmez. İnanılmaz.

False belief : Yanlış inanç.

Fanatic belief : Fanatik düşünce. Fanatik inanç. Radikal düşünce. Radikal fikir. Aşırı ve ölçüsüz inanç.

Disbeliefs : İnanmazlık. Kuşku. İnanmama. İnanmayış. İnançsızlık. Güvensizlik. Şüphe.

Misbelief : İmansızlık. Yanlış itikat. İnançsızlık. Yanlış inanç.

Unbelief : İmansızlık. İnançsızlık.

Change religious beliefs : Dini inançları değiştirmek.

Strong belief : Kuvvetli inanç.

İngilizce Belief Türkçe anlamı, Belief eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Belief ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Supernaturalism : Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti. özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum. Doğaüstücülük. Doğaüstü olma.

Impression : Tabetme. Belirti. Damga. Nüsha. Baskı. Etki. Olgusal durumlara ilişkin işlenmemiş ipuçları ya da henüz çözümlenerek bilgiye dönüştürülmemiş seziler. İntiba.

 

Alienation : Devir. Aliyenasyon. Yabancılaşma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Aralarını açma. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Devretme. Yabancılaştırma. Uzaklaşma.

Aesthetic : Estetik. Bedii. Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Superstition : Batıl inanç. Boş kanı. Hurafe. Boşinan. Uydurma. Yoz-inanç. Görgül ya da bilimsel temelden yoksun inanç. Sözlü boşinanç.

Religion : Tarikat. Görünen, görünmeyen doğaüstü güç, nesne ya da varlığa inanma nedeniyle doğmuş olan ve bireylerin gerek birbirleriyle, gerek çevreleriyle ilişkilerini birtakım kutsal uygulama ve davranışlarla düzenleyen, sağlayan evrensel olgu. bk. ilkel din, halk dini, arınma, kurban, sakınma, krş. büyü, tören, kutyasak, muska. Öğrencilere islam dininin temellerini öğretmek, bu dine özgü ahlak ilkelerini kavratmak, onları yanlış ve boş inançlardan uzaklaştırmak amacıyla isteğe bağlı olarak okutulan ders. Din bilgisi. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kutsal görev. Diyanet. Din. Onur meselesi.

Dictum : Hüküm. Müşahede. Vecize. Özdeyiş. Atasözü. Darbımesel. Mütalaa. Görüş. Resmi açıklama.

Stout : Koyu veya siyah bira. Büyük. Cesur. Azimli. Kahraman. Sağlam. Bir tür sert ve koyu bir bira. Güçlü. Şişman. Koyu renkli bir çeşit bira.

Achievement motive : Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarı güdüsü. Başarma güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı.

Conceiting : Kibir. Kendini beğenmişlik. Kendini beğenme. Tafra. Kibirli. Şımarıklık. Kurum. Benlik.

Belief synonyms : popular opinion, religious belief, supremacism, spiritual world, spiritual domain, autotelism, philosophical system, originalism, geneticism, mental object, superstitious notion, article of faith, suffragism, theosophism, first blush, cognitive content, spiritual being, pacificism, fetichism, idea, stouter, conceptions, obiter dictum, adaptive behavior, revolutionism, individualism, intuition, effect, confidentialness, unseen, communions, esteem, advices.

Belief zıt anlamlı kelimeler, Belief kelime anlamı

Unbelief : İnançsızlık. İmansızlık.

Belief ingilizce tanımı, definition of Belief

Belief kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Partial or full assurance without positive knowledge or absolute certainty. As, belief of a witness. Reliance upon word or testimony. Assent to a proposition or affirmation, or the acceptance of a fact, opinion, or assertion as real or true, without immediate personal knowledge. Confidence. Persuasion. The belief of our senses. Conviction.