Vicdan nedir, Vicdan ne demek

Vicdan; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç

"Vicdan" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir." - A. Boysan

Felsefi anlamı:

[Bakınız: törel bilinç]

Vicdan isminin anlamı, Vicdan ne demek:

Erkek ismi olarak; Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç. Kız ismi olarak; Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.

Bilimsel terim anlamı:

Kişinin tasarladığı ya da yapmakta olduğu davranışlarının uygun olup olmadığını kestirmesini sağlayan törel değerlerinin dizgeleştirilmiş durumu.

İngilizce'de Vicdan ne demek? Vicdan ingilizcesi nedir?:

conscience

Vicdan hakkında bilgiler

Vicdan, kişinin kendi niyeti veya davranışları hakkında kendi ahlaki değerlerini temel alarak yaptıklarını veya yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğidir. Vicdan, birçok dinde, birçok felsefi akımda, mistisizmde önem verilmiş bir kavramdır. Günümüzde kimileri "kamusal vicdan" ifadesini kullanmaktaysa da, dinsel, mistik vb. alanlarda böyle bir kavram bulunmaz, vicdan kavramı bu alanlarda hep bireysel vicdan anlamında kullanılmıştır. Felsefeye göre, iç huzuru veya iç sıkıntısı vererek kişiyi uyaran vicdan bir kavram değil, kişinin bir yeteneğidir. Felsefede metafizik anlayış, bu yeteneğin doğuştan var olduğunu ileri sürer, seküler anlayış ise insanın içinde bulunduğu toplumsal koşullarla belirlenmiş görgü ve bilgisinin sonucunda oluştuğunu ileri sürer. Friedrich Nietzsche'ye göre vicdan, borçlanma ahlakına bağlı olarak gelişmiş, "söz verebilen bir hayvan yetiştirme" amacıyla icat edilmiş bir kavramdır. Neo-spiritüalist görüşe göre ise, ruhun ancak belirli bir gelişim aşamasında (hayvanlık ara aşamasından sonraki insanlık aşamasında) açığa çıkan, ruhun gelişimi oranında derece derece gelişen bir yeteneğidir.

 

Vicdan ile ilgili Cümleler

  • Tom'un vicdanlı olduğunu düşünüyorum.
  • Ben senin vicdanınım
  • Ali vicdanlı, değil mi?
  • Vicdanım rahat etmedi.
  • Vicdanında yalanını tarttı.
  • O, vicdan azabı hissetti.
  • Vicdanın seni rahatsız ediyor mu?
  • Vicdansız insanlardan nefret ederim biliyor musun?
  • Vicdanınla uzlaşmana gerek yok.
  • Biri nasıl bu kadar vicdansız olabilir?
  • Ali vicdansızdı.
  • Sen vicdanlısın.
  • Vicdan azabı çekiyorsun, değil mi?

Vicdan anlamı, tanımı:

Kişi : Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Eş, koca.

 

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket.

Bulunma : Bulunmak işi.

Ahlak : Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.

Değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Vicdan azabı : Yapılan bir işten dolayı duyulan acı, üzüntü.

Vicdan azabı çekmek : Yapılan bir işten dolayı üzülmek, pişmanlık duymak.

Vicdanen : Vicdan bakımından.

Vicdani : Vicdanla ilgili olan, vicdana dayanan.

Vicdanlı : Vicdanı olan.

Vicdansız : Vicdanı olmayan.

Vicdansızca : Vicdansıza yakışan. (vicdansı'zca) Vicdansız bir biçimde, vicdansızcasına.

Vicdansızlık : Vicdansız olma durumu. Vicdansızca davranış.

Elini vicdanına koymak : Doğru, yansız, hakça davranmak.

Yargı : Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm. Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Yargılama : Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, muhakeme. Anlık.

Yapma : Yapmak işi. Yapmacık, sahici karşıtı. Yapay.

Niyet : Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası. Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama.

Ahlaki : Ahlaka uygun, ahlakla ilgili, aktöresel, sağtöresel.

Temel : Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Vicdan azabı çekmek : istenilmeden veya bilinçsizce yapılan kötü bir işten dolayı üzülmek, pişmanlık duymak.

Vicdansızcasına : Vicdansızca.

Diğer dillerde Vicdan anlamı nedir?

İngilizce'de Vicdan ne demek? : n. conscience, heart, inner man, remorse, scruple

Fransızca'da Vicdan : conscience [la]

Almanca'da Vicdan : n. Gewissen

Rusça'da Vicdan : n. совесть (F)