Contains türkçesi Contains nedir

Contains ile ilgili cümleler

English: A butterfly's wing contains many details.
Turkish: Bir kelebeğin kanadı bir sürü detay içerir.

English: A liter of milk contains about thirty grams of protein.
Turkish: Bir litre süt yaklaşık otuz gram protein içerir.

English: Beer contains hops.
Turkish: Bira şerbetçiotu içerir.

English: Even chocolate contains vitamins.
Turkish: Çikolata bile vitamin içerir.

English: I hope this expense report contains all the relevant business expenses because I'm not paying a cent more after this.
Turkish: Umarım bu harcama raporu tüm ilişkili iş masraflarını içerir,çünkü bundan bir sent daha fazlasını ödemeyeceğim.

Contains ingilizcede ne demek, Contains nerede nasıl kullanılır?

First row contains field names : İlk satır alan adları içerir.

Edition contains : Baskı içeriği.

First column contains : İlk sütun içeriği.

First row contains : İlk satır içeriği.

Contain oneself : Kendini tutmak.

Contained : İle sınırlı. Oluşmuş. Tutulan. İçinde. Kontrol altında tutulan. Kapsama giren. Bastırılmış. Dahil. Kapsanan.

Be unable to contain oneself for : İçi içine sığmamak. Yerinde duramamak.

 

Contain : İçermek. Frenlemek. Kapsamak. İhtiva etmek. Kontrol altına almak. Zaptetmek. Havi olmak. Çevirmek. Eşit olmak. Almak.

Container ship : Konteynır gemisi. Konteyner gemisi.

Container : Kutu. Kap (kutu veya şişe vb). Kap. Muhafaza. Toplayıcı kap. Bilgisayar, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birikimlik. Konteynır. Muhafaza kutusu. Tağar.

İngilizce Contains Türkçe anlamı, Contains eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contains ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curbs : Uzak tutmak. Gemlemek. Gem vurmak.

Bridled : Gem vurmak. Dizginlemek. Başkaldırmak. Dizginlenmiş. Karşı gelmek.

Meanings : Anlamlar. Anlam. Amaç. Mana. Kasıt.

Substance : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Öge, madde, doku, özel nitelikleri olan madde, bir organ veya vücudu oluşturan şey. Öz. Cisim. Madde. Sağlamlık. Güçlülük. Substans. Zenginlik. Asıl.

Hold : Sadık kalmak. İyi çekim. (elinde) (bir şey) tutmak. Durmak. El koymak. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Sahip olmak. Barındırmak. Çekmek. Almak.

Include : Katmak. Dahil etmek. Yer vermek. Kapsamına almak. Kaplamak.

Subsume : Altlamak. Sınıflandırmak.

Bridles : Palamar. Üçlük. Gem. Karşı gelmek. Ata başlık takmak. Dizgin. Yular. Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. trol ağlarında maçaları kapılara, kapıları da kanatlara bağlayan üç burgata uzunluğundaki sentetik veya bitkisel halat.

Bespoken : Ismarlamak. İstemek. Göstergesi olmak. Ayırtmak. Sipariş vermek. Konuşmak. Hitap etmek. Bir şeye delalet etmek. Rica etmek.

 

Equal : Eş. Denk. -e eşit olmak. Egale etmek. Muadili olmak. Eşdeğerde olmak. Bir olmak. Karşılık gelmek. Emsali olmak.

Contains synonyms : comprise, conquers, embrace, bridle, compassed, meaning, bridling, affect, equalised, conquer, come up to, take, ingredients, add up to, answer, curbing, binds, amounted, bespeaks, contenting, substances, includes, matter, be inclusive of, coopts, covers, amount, cover, capture, blanketed, checks, book up, abide by.

Contains zıt anlamlı kelimeler, Contains kelime anlamı

Exclude : Hariç tutmak. Hesaba katmamak. Dahil etmemek. Saymamak. Dışlamak. İçeri almamak. Kovmak. Dışarıda bırakmak. Önlemek. Kapsamdan çıkarmak.