Exclude türkçesi Exclude nedir

Exclude ile ilgili cümleler

English: He excluded the woman from the suspects.
Turkish: Kadını şüphelilerin dışında tuttu.

English: He was excluded from the club.
Turkish: O, kulüpten çıkarıldı.

English: I can't exclude it.
Turkish: Onu gözardı edemem.

English: They decided to exclude him from their circle.
Turkish: Onlar onu gruplarından çıkarmaya karar verdi.

English: Ali felt excluded.
Turkish: Ali dışlandığını hissetti.

Exclude ingilizcede ne demek, Exclude nerede nasıl kullanılır?

Exclude authority : Dışlama yetkisi.

Exclude col : Sütun dışla. Sütunu dışla.

Exclude file types : Dışlanacak dosya türü.

Exclude list : Dışlama listesi.

Exclude row : Satırı dışla. Satır dışla.

Excluded members : Dışlanan üyeler.

Excluder : Ana arı ızgarası.

Excluded middle : Üçüncünün olmazlığı.

Excludes : Hesaba katmamak. Çıkarmak. Hariç tutmak. Saymamak. İçeri almamak. Dışlamak. Kovmak. Önlemek. Kapsamdan çıkarmak. Dahil etmemek.

Excluders : Dahil etmeyen kimse. Girmesini engelleyen kimse. Hariç tutan kimse. Almayan kimse. Sokmayan kimse. Dışarda bırakan kimse. Ana arı ızgarası.

 

İngilizce Exclude Türkçe anlamı, Exclude eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exclude ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get rid of : Kurtulmak. Başından atmak. Savuşturmak. Elden çıkarmak. Temizlemek. -den kurtulmak. Yok etmek. Başından savmak. Bir şeyden kurtulmak.

Excommunicate : Aforoz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Afaroz etmek. Bir hıristiyanı kilise topluluğundan çıkarmak. Aforozlamak.

Disrespecting : İtibarsızca. Kaba bir şekilde. Saygısızlık etmek. Namussuzca. Kabalık. Saygın olmayan bir şekilde. Nezaketsizlik. Şerefsizce. Kibar olmayan bir şekilde.

Ostracize : Sürmek. İlişkiyi kesmek. Aforoz etmek. İlişiğini kesmek. Soyutlamak. Toplum dışı bırakmak. Sürgün etmek. Toplum dışına itmek.

Dispense : İlaç hazırlamak. (ilaç veya reçete) hazırlamak. İlaç yapıp vermek. Vazgeçmek. Dağıtmak. Başarmak. Tevzi etmek. Bağışlamak. Uygulamak.

Bar : Parça. Taşıma çubuğu. Kısıtlamak. Hapsetmek. Kalıp. Engel. Üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar. Baro. Parmaklıklarla örtmek. Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi.

Dispensed : İlaç hazırlamak. Uygulamak. Bağışlamak. Dağıtılan. Dağıtılmış. Dağıtmak.

Bounces : Sekmek. Dalmak. Sektirmek. Fırlamak. Girivermek. İşten çıkarmak. Sepetlemek (argo terim). Sıçramak. Zıplamak.

Boot : Sepetleme. Potin. Tekme. Tekme atmak. Bot. Sepetlemek. Bagaj. İşten atma. Futbol tekme atmak.

Exclude synonyms : bar out, extinguish, bounce, dispensing, disrespects, elide, boot out, cashier, exempts, preclude, unchurch, cashiering, circumvent, axing, take no account of, can, axed, arrests, precludes, baffles, avoided, averts, disregard, deporting, reckon without, deport, arrest, cashiered, disallow, leave off, curse, take out, disregards.

 

Exclude zıt anlamlı kelimeler, Exclude kelime anlamı

Include : Katmak. Kapsamına almak. Kaplamak. Kapsamak. İçine almak. Dahil etmek. Yer vermek. İçermek.

Communicate : Birbirine açılmak (odalar). Nakletmek. Birbirine açılmak. Bulaştırmak. İçini dökmek. Geçirmek. İletişim kurmak. Anlatmak. Dertleşmek. İletişime geçmek.

Admit : Teslim etmek. Meydan vermek. Girmesine izin vermek. İtiraf etmek. Kabul etmek. Olanak tanımak. Almak. İçeriye bırakmak. İçeri almak. İçeriye almak.

Exclude antonyms : let.

Exclude ingilizce tanımı, definition of Exclude

Exclude kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exclude a taxpayer from the privilege of voting. To hinder from entrance or admission. To except. The opposite to admit. To deprive of. To exclude the light. To exclude one nation from the ports of another. To debar from participation or enjoyment. To shut out. As, to exclude a crowd from a room or house.