Dispense türkçesi Dispense nedir

Dispense ile ilgili cümleler

English: It seems unlikely that any society could completely dispense with myths.
Turkish: Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor.

English: I cannot dispense with a coat in winter.
Turkish: Kışın bir monttan vazgeçemem.

English: I cannot dispense with this dictionary.
Turkish: Bu sözlükten vazgeçemem.

English: I can dispense with her help.
Turkish: Onun yardımı olmadanda yapabilirim.

English: I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings.
Turkish: Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.

Dispense ingilizcede ne demek, Dispense nerede nasıl kullanılır?

Dispense justice : Adalet dağıtmak.

Dispense with : Vazgeçmek. Bir şeyden vazgeçmek. -i gereksiz kılmak. -i ekarte etmek. Olmadan da yapabilmek. Ekarte etmek. -den vazgeçmek. -siz idare etmek.

Dispense with the need for : Gereksiz kılmak.

Dispensed : Bağışlamak. Uygulamak. Dağıtılan. İlaç hazırlamak. Hariç tutmak. Dağıtmak. Dağıtılmış.

Dispenser : Dağıtma aracı. Eczacı. Belli miktarda sıvının çok sayıdaki tüplere eşit hacimlerde dağıtımını sağlayan alet, dispensır. Dağıtan kimse. Dağıtıcı. Dispensır. Dağıtıcı alet. Tevzi eden. Dağıtma makinesi.

 

Dispensable : Olmasa da olabilir. Zorunlu olmayan. Ehemmiyetsiz. Gözden çıkarılabilir. Elzem olmayan. Mazur görülebilir. Gereksiz. Vazgeçilebilir. Önemsiz.

Dispensation : Hariç tutma. Özel izin. Dağıtım. Muafiyet. Tertip. Takdiri ilahi. Bölme. Bağışıklık. Genel kuralın dışına çıkabilme izni. Verme.

Dispensation of justice : Adalet dağıtımı.

Dispenses : Dağıtmak. (ilaç veya reçete) hazırlamak. Vazgeçmek. Tevzi etmek. Uygulamak. Hariç tutmak. Hazırlamak (ilaç). Bağışlamak. Başarmak. İlaç yapıp vermek.

Dispensers : Eczacı. Dağıtıcı alet.

İngilizce Dispense Türkçe anlamı, Dispense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dispense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dish out : Cezalandırmak. Yalan atmak. Yutturmak. Asist yapmak. Yemekleri dağıtmak. Dağıtmak (yemek vb). Vermek. Tabağa koymak. Servis yapmak.

Bestowed : Yerine koymak. Hediye etmek. Bağışlayan. Vermek. Bağışlanmış. Verilmiş.

Deploying : Harekete geçirmek. Yaymak. Yayılma. Görevlendirmek.

Apportion : Paylaştırma. Taksim etmek. Eşit olarak taksim etmek. Paylaştırmak. Pay etmek. Tahsis etmek. Bölüştürmek.

Keep out : Dışarıda bırakmak. İçeri almamak. Uzak tutmak. Dışarıda tutmak. Dışında kalmak. Yaklaşmamak. Uzak durmak. İçeri sokmamak. Girmemek.

Except : Haricinde. -den başka. Ayırmak. Saymamak. Dışında tutmak. İtiraz etmek. Dışında. Ayrı tutmak. Dışlamak.

 

Handed out : Cep çıkmak. Vermek. Yazılı kağıdı dağıtmak. Verdi. Dağıttı. Parayı tamamlamak üzere birisine para çıkmak. Ücretsiz dağıtmak.

Bring to bear : Tatbik etmek. Uygulamaya dökmek.

Excepts : Haricinde. Dışında tutmak. Karşı çıkmak. Hariç. Saymamak. Ayırmak. Dışında. Dışlamak. İtiraz etmek.

Deploys : Yerleştirmek (ordu vb). Konuşlanmak. Harekete geçirmek. Mevzilenmek. Açmak. Yaymak. Plana göre yerleştirmek. Görevlendirmek.

Dispense synonyms : reallot, exempts, apportions, accomplish, deal out, bestowing, carry into effect, give, abnegates, applies, absolve, conform, conforms, administers, abjures, condoning, exclude, back, achieved, excluded, abjure, bring off, parcel out, bestrewn, be on the loose, carry, excepted, issue, abstentions, arrived, distribute, portion, absolves.

Dispense zıt anlamlı kelimeler, Dispense kelime anlamı

Take : Kabul edilmek. Kabul etme (vücut). Tutulan balık miktarı. Tutuş. Ele almak. Almak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Reaksiyon. (sınava) girmek. Hasat.

Enforce : Sözünü geçirmek. Takviye etmek. Zorla yaptırmak. İnfaz etmek. Zorla kabul etmek. Dayatmak. Yerine getirmek. Mecbur etmek. İcra etmek. Güçlendirmek.

Dispense ingilizce tanımı, definition of Dispense

Dispense kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Expense. To make amends. To distribute. Dispensation. Exemption. As, the steward dispenses provisions according directions. Nature dispenses her bounties. To compensate. To dispense medicines. To deal out in portions. Profusion. To give. To make up. Outlay.