Dispense with türkçesi Dispense with nedir

  • -i gereksiz kılmak.
  • Ekarte etmek.
  • Bir şeyden vazgeçmek.
  • -i ekarte etmek.
  • -siz idare etmek.
  • -den vazgeçmek.
  • Vazgeçmek.
  • Olmadan da yapabilmek.

Dispense with ile ilgili cümleler

English: I can dispense with her help.
Turkish: Onun yardımı olmadanda yapabilirim.

English: It seems unlikely that any society could completely dispense with myths.
Turkish: Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor.

English: I cannot dispense with a coat in winter.
Turkish: Kışın bir monttan vazgeçemem.

English: I cannot dispense with this dictionary.
Turkish: Bu sözlükten vazgeçemem.

Dispense with ingilizcede ne demek, Dispense with nerede nasıl kullanılır?

Dispense : Vazgeçmek. Dağıtmak. Tevzi etmek. Hazırlamak (ilaç). Hariç tutmak. Bağışlamak. Hazırlamak (ilaç vb). (ilaç veya reçete) hazırlamak. İlaç hazırlamak. Başarmak.

With : İle beraber. Yanına. Nedeniyle. -lı. -e karşın. Beraber. Sayesinde. İle. -la. Beraberinde.

Dispense with the need for : Gereksiz kılmak.

Dispense justice : Adalet dağıtmak.

Dispensed : Dağıtılmış. Uygulamak. Hariç tutmak. Bağışlamak. Dağıtılan. Dağıtmak. İlaç hazırlamak.

Dispenser : Tevzi eden. Dağıtıcı. Dispensır. Belli miktarda sıvının çok sayıdaki tüplere eşit hacimlerde dağıtımını sağlayan alet, dispensır. Dağıtma aracı. Dağıtan kimse. Dağıtıcı alet. Dağıtma makinesi. Eczacı.

 

İngilizce Dispense with Türkçe anlamı, Dispense with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dispense with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnegates : Kaçmak (sorumluluktan). Reddetmek. Feda etmek. Ülkeden ayrılmak. Tanımamak. Feragat etmek. Yadsımak. İnkar etmek.

Abandons : Yarıda kesmek. Terketmek. Boşlamak. Viran hale getirmek. Kesmek. Yüzüstü bırakmak. Terk etmek. Bırakmak. El etek çekmek.

Abandon hope : Umudunu kaybetmek. Ümidini kaybetmek. Ümidi kesmek. Ümitsizliğe düşmek.

Abdicate : Çekilmek. Terk-i saltanat etmek. Bırakmak. Tahttan çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Saltanattan çekilmek. Feragat etmek. Terketmek (tacını ve tahtını). İstifa etmek.

Abandon : Bırakmak. Taşkınlık. El etek çekmek. Boşlamak. Bırakma. Başından atmak. Yarıda kesmek. Viran hale getirmek. Kendinden geçme.

Back : Savunucu. Geride. Önce. Arkalık. Geçmişte. Arkasını imzalamak. Art. Geçmişe. Ayak arkası. Arka.

Back down : Dönmek. Fikrinden vazgeçmek. Savunulan iddadan vazgeçmek. Boyun eğmek. Hatalı olduğunu kabul etmek. Caymak. Talepten vazgeçmek. Sözünden dönmek. Bir iddiadan vazgeçmek.

Abstention : Sakınma. Çekimserlik. Uzak durma. Kaçınma. İmtina. Oy vermeme. Çekinme. Çekimser oy.

Abdicates : İstifa etmek. Tacını ve tahtını terketmek. Terketmek (tacını ve tahtını). Çekilmek. Bırakmak. Tahttan çekilmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). El çekmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe).

Abdicating : Terketmek (tacını ve tahtını). Çekilmek. İstifa etmek. Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Tahttan çekilmek. Bırakmak. Tacını ve tahtını terketmek. Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). El çekmek.

Dispense with synonyms : abdicated, abnegate, rule out, abjures, abjure, abstentions, desist from, abjured.