Continuous türkçesi Continuous nedir

Continuous ile ilgili cümleler

English: Burak harassed Tugba with continuous calls.
Turkish: Burak sürekli aramalarla Tuğba'yı rahatsız etti.

English: I am fascinated by clouds and clocks on old photographs - perhaps because they can be understood as symbols of the transience and continuous passage of time.
Turkish: Belki onlar geçicilik ve sürekli zaman geçidi olarak olarak anlaşılabileceği için eski fotoğraflardaki bulutlardan ve saatlerden etkilendim.

English: I have a continuous pain here.
Turkish: Burada sürekli bir ağrım var.

English: Dr. Valeri Polyakov, a Russian cosmonaut, was in space from January 8, 1994 to March 1995. He holds the record for the longest continuous stay in space.
Turkish: Dr. Valeri 8 ocak 1994 ten Mart 1995 e kadar uzayda kalan bir Rus kozmonottur. Uzayda en uzun süre kalma rekorunu elinde bulunduruyor.

English: Everyone wants continuous peace.
Turkish: Herkes sürekli barış istiyor.

Continuous ingilizcede ne demek, Continuous nerede nasıl kullanılır?

Continuous action : Sürekli eylem.

Continuous action methan analyser : Sürekli metan çözümleyicisi.

 

Continuous annealing : Sürekli tavlama.

Continuous beam : Sürekli kiriş. Mütemadi kiriş.

Continuous bleaching : Kontinü beyazlatma. Kesintisiz ağartma.

Continuous cooling transformation : Sürekli soğuma dönüşümü. Sürekli soğutma dönüşümü.

Continuous brake : Devamlı fren.

Continuous control : Sürekli kontrol. Sürekli denetim. Sürekli reglaj.

Continuous culture fermenters : Sürekli kültür fermenterleri. Çeşitli besin maddelerinin sindirilebilirliklerinin ölçülmesinde kullanılan, in vivo yöntemlerine göre daha ucuz, daha az zaman alan teknik.

Continuous coilling : Kesiksiz kıvrım. Kıvrımsız (düz) bölümü olmayan kıvrımlı tel.

İngilizce Continuous Türkçe anlamı, Continuous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Continuous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Continuant : Sürekli ünsüz.

Assiduous : Sebatkar. Özenli. Çalışkan. Devam. Gayret. Dikkatli ve devamlı (bir çalışma). Gayretli. Dikkatli.

Continual : Ardı arkası gelmeyen. Ardı arkası kesilmeyen. Sık. Sıkça. Durmadan.

Ac adapter : Da bağdaştırıcısı. Aa bağdaştırıcısı. Ac bağdaştırıcısı.

Accelerator key : Kısayol tuşu. Hızlandırıcı tuş. İvmelendirme tuşu. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Hızlandırma tuşu. Hızlı erişim tuşu.

Abiding : Kalıcı. Muhkem. Değişmez. Sonsuz. Baki. Daimi. Bitmez tükenmez. Ebedi.

Access control : Sistemler veya dosyalara sınırlanmış erişim. Erişim denetim. Erişim denetimi. Giriş kontrolü. Erişim kontrolü.

Incessant : Durmaksızın. Ardı arkası kesilmeyen.

Endless : Ölümsüz. Uçsuz. Sonsuz. Bitmez tükenmez. Namütenahi. Uçsuz bucaksız. Sonu olmayan. Ebedi. Daimi. Bitmek bilmeyen.

 

Ceaseless : Biteviye. Duraksamayan. Sonu gelmeyen. Durmayan.

Continuous synonyms : free burning, consistently, outright, constant, thro, absolute loader, abbreviate, continuously, solid, enchainments, at a stretch, consistent, unceasing, without cease, confirmed, enchainment, slitless, succession, unremitting, no break, uninterrupted, uninterruptedly, access mechanism, continuity, shackling, day after day, ceaselessly, abort, perpetual, access key, persistence, ongoing, attendees.

Continuous zıt anlamlı kelimeler, Continuous kelime anlamı

Discontinuous : Kesintili. Fasılalı. Süreksiz. Aralıklı. Kesikli. Ayrı. Devamsız. Kesik.

Broken : Kesik. Ezik. Kolu kanadı kırık. Kırılmış. Bozuk konuşma. Parçalanmış. Kırık. Tutulmamış. Uyulmamış. Dilbilgisi kurallarına uymayan (bir yabancının konuşması).

Continuous ingilizce tanımı, definition of Continuous

Continuous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Unbroken. A continuous current of electricity. Continual. Protracted. Uninterrupted. Extended. Without break, cessation, or interruption. Constant. As, a continuous line of railroad. Unceasing. Without intervening space or time. Continued.