Controlled türkçesi Controlled nedir

  • Güdümlü.
  • Bastırılmış (isyan vb).
  • Gözlenmiş.
  • Kontrol altına alınmış.
  • Düzenlenmiş.
  • Denetimli.
  • Denetlenmiş.
  • Bastırılmış.
  • Kontrollü.
  • Kontrol edilmiş.
  • İdare edilmiş.

Controlled ile ilgili cümleler

English: Ali wanted to hit Mary, but he controlled himself.
Turkish: Ali Mary'ye vurmak istedi ama kendini kontrol etti.

English: Ali controlled everything.
Turkish: Ali her şeyi kontrol etti.

English: Automatic doors can be controlled more intelligently than is now the case. A newly developed control system opens the door only when someone is actually approaching. The door will remain closed if someone is merely standing in front of it or walking past.
Turkish: Otomatik kapılar şimdiki durumundan daha akıllıca kontrol edilebilmektedir.Yakın zamanda geliştirilmiş kontrol sistemi sadece birisi kapıya gerçekten yaklaştığı zaman kapıyı açar.Eğer biri sadece kapının önünde duruyorsa ya da önünden geçiyorsa kapı kapalı kalacaktır.

English: By 1969 the debate over virtual memory for commercial computers was over. An IBM research team led by David Sayre showed that their virtual memory overlay system consistently worked better than the best manually controlled systems.
Turkish: 1969'da ticari bilgisayarlar için sanal bellek üzerine tartışma sona erdi. David Sayre tarafından yönetilen bir IBM araştırma ekibi sanal bellek yükleme sisteminin tutarlı olarak en iyi elle kontrol edilen sistemlerden daha iyi çalıştığını gösterdi.

 

English: Don't be controlled by your fear.
Turkish: Korkunuz tarafından kontrol edilmeyin.

Controlled ingilizcede ne demek, Controlled nerede nasıl kullanılır?

Controlled area : Kontrol altında tutulan alan. Işınımdan korunmak için gerekli önlemlerin uygulandığı ve içindeki bireyin alabileceği doz miktarının çalışanlar için öngörülen yıllık %30 doz eşdeğerini geçemeyeceği, girişi sınırlandırılmış alan. Kontrollü bölge. Denetimli alan. Kontrollü alan.

Controlled atmosphere : Gıda korumasında karbondioksit ve oksijen oranlarının ayarlanmasıyla oluşturulan koruma koşulları. Kontrollü atmosfer.

Controlled atmosphere protection : Depolanma zamanı boyunca karbondioksit ve oksijen oranlarının ayarlanmasıyla oluşturulan depolama koşulları. Kontrollü atmosferde muhafaza.

Controlled cooling : Kontrollü soğutma. Denetimli soğutma.

Controlled current source : Bağımlı akım kaynağı.

Controlled experiment : Bir varsayımın sınanması için iki ayrı inceleme biriminden ya da birimler dizisinden birine belli bir uyarının, bir etkenin uygulanıp öbürüne uygulanmaması ve sonuçların karşılaştırılması yöntemi. Deney ve denetim kümelerinin biri deneysel değişkenin işe karıştırılmasından "önce", ötekisi "sonra" olmak üzere iki kez gözlem konusu yapılmasını ve bu gözlemlerin birbiriyle karşılaştırılarak aralarındaki ayrımın saptanmasını öngören deneyleme düzeni. Tam denetimli deney. Kontrollü deney. Denetimli deneyim.

 

Controlled prices : Ayarlanmış fiyat. Kontrol altında tutulan fiyatlar. Belirlenmiş fiyat.

Controlled economy : Güdümlü ekonomi. Kontrollü ekonomi. Denetimli ekonomi.

Controlled observation : Bk. dizgeli gözlem. Denetimli gözlem.

Controlled heating : Kontrollü ısıtma. Denetimli ısıtma.

İngilizce Controlled Türkçe anlamı, Controlled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Controlled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dominated : Hakim olan. Hakim olmak. Egemenlik kurmak. Boyunduruğu altına girmiş. Nüfuzlu olmak. Hakim olunan. Egemen olmak. Hükmedilen. Hükmetmek. Nazır olmak.

Leashed : Bağlanmış olan. Sınırlandırılmış. Bağlanmış. Tasma kayışı olan. Birbirine bağlanmış. Denetim altında olan. Kayış ile bağlanmış (köpek veya başka hayvan hakkında).

Repressed : Önlemek. Bastırmak. İçine atmak. Baskılamak. Önlenmiş. Baskı altında tutmak.

Automated : Motorlaştırılmış. Otomatik. Otomatikleştirilmiş. Mekanikleştirilmiş.

Restricted : Yalnızca belirli bir kesimin kullanımına özgü. Dar. Sınırlı. Zorunlu. Sınırlamalı. Gizli. Hizmete mahsus. Kısıtlı. Kısıtlanmış.

Cool customer : Haddini bilmez kişi. Sakin. Soğukkanlı.

Audited : Teftiş edilmiş. Kontrol etmek. İncelemek. Denetlemek.

Suppressed : Hasıraltı etmek. Baskılanmış. Zaptetmek. Önlemek. Yayınlanmasını yasaklamak. Ortadan kaldırmak. Örtbas etmek. Durdurmak. Baskı altına almak. Baskı altına alınmış.

Harnessed : İlişkilendirilmiş. Koşum takmak. Koşmak. Koşum takılmış. İlişiklendirilmiş. Kullanmak.

Checked : Damalı. Çek edilmiş. Ekoseli. Kontrolü yapılmış. Ekose. Kareli. Ekose desenli.

Controlled synonyms : price controlled, managed, squeezed, contained, regularized, directed, subdued, edited, observed, overseen, encyclical, encyclicals, inspected, examined, guided, under control, disciplined, automatic, arranged, reviewed, encyclics, regularised, noticed, bottled up, adjusted, dirigibles, quenched, cleaned up, machine driven, organized, aligned, dirigible, depressed.

Controlled zıt anlamlı kelimeler, Controlled kelime anlamı

Unrestrained : Frenlenmemiş. Serbest. Kontrolsüz. Zaptedilmeyen. İdaresiz. Aşırı. Pervasız. Frenlenmeyen. Dinmeyen. Önü alınmamış.

Uncontrolled : Denetimsiz. Kontrol edilemeyen. Dizginsiz. Murakabesiz. Kontrol altına alınmamış. Baskısız. Güdümsüz. Serbest. İdaresiz. Raydan çıkmış.

Manual : Herhangi bir donanım ya da yazılım dizgesinin kullanımı sırasında kullanıcının duraksamalarını gidermek üzere başvurabileceği biçimde düzenlenmiş belgeleme öğesi. Manuel. Kılavuz. Elbetiği. Elkitabı. Elcil. Manüel. Elle yapılan. Elişi. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.