Converser türkçesi Converser nedir

  • Sohbet eden kimse.
  • Bir konuşmaya katılan kimse.
  • Diğerleri ile konuşan kimse.
  • Bir tartışmaya katılan kimse.
  • Sohbet eden.

Converser ingilizcede ne demek, Converser nerede nasıl kullanılır?

Converse with : Sohbet etmek. Konuşmak.

Converse : Görüşmek. Sohbet etmek. Zıt. Tersinmek. Ters. Karşıt anlamlı sözcük. Evirtim. Söyleşmek. Konuşmak. Karşıt.

Conversed : Karşıt anlamlı sözcük. Konuşmak. Tersinmek. Evirtim. Görüşmek. Karşıt. Akis. Sohbet etmek. Söyleşmek. Zıt.

Conversely : Aksine. Diğer taraftan. Buna karşılık. Tam tersine. Tersine.

Converses : Tersinmek. Görüşmek. Zıt. Konuşmak. Sohbet etmek. Akis. Evirtim. Söyleşmek. Karşıt anlamlı sözcük. Karşıt.

Conversancy : Tanışma. Bilme. Tanıma.

Conversance : Samimilik. Bilme. Sıkı fıkılık.

Conversable : Hoşsohbet. Sosyal. Cana yakın.

Conversational : Konuşmaya özgü. Kullanıcıyla kullanılan dizge arasındaki etkileşimin karşılıklı konuşma biçiminde adım adım oluştuğu ve işlem adımlarının bu etkileşime göre yönelmelerle yürüdüğü herhangi bir dizgeye değgin. Konuşma dilinde. Konuşma ile ilgili. Karşılıklı konuşmalı. Konuşkan. Güzel konuşan. Konuşarak. Konuşmaya hazır. Etkileşimli.

Conversant with : -i iyi bilen. Yakından bilen. Aşina. İle aşina. İyi bilen.

 

İngilizce Converser Türkçe anlamı, Converser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Converser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contend : İddia etmek. Rekabet etmek. Savaşmak. (bir sorunla veya zorlukla) yüzleşmek. İleri sürmek. Tartışmak. Çekişmek. Uğraşmak. Çarpışmak. Yarışmak.

Question : - den şüphe etmek. Sorun. Kuşkulanmak. Söz konusu. Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar. Bütün öğeleri tam olarak verilmeyen bir düşüncenin, bir görüşün tamamlanmasına, yorumlanmasına ve eksiksiz bir anlatım biçiminde belirlenmesine yardımcı olan söz. topluca ortaya atılan birkaç düşünce ya da görüşten en doğru olanını seçmek için insanı düşünmeye yönelten araç. Problem. Sual etmek. Soruşturma. Konu.

Fence : Çalınmış eşya alıp satan adam. Kaçamak yanıt vermek. Çalıntı mal satmak. Etrafını çitle çevirmek. Korumak. Kaçamak cevap vermek. Parmaklık. Tahta perde. Çit ile çevirmek. Etrafı çitle çevirmek.

Chat : Sohbet. Laflamak. Kandırmaya çalışmak. Hoşbeş etmek (argo terim). Söyleşi. Çene çalmak. Gevezelik etmek. Hasbıhal etmek. Sohbet etmek. Çene çalmak (argo terim).

Kibitzers : Araya giren kimse. İstenmediği halde öğüt veren kimse. (konuşma dili) burnunu sokan kimse. Başkalarının işine burnunu sokan kimse. Karışan kimse. İşgüzar.

Claver : Muhabbet. Çene çalmak. Sohbet. Sohbet etmek. (esas olarak iskoçça) sohbet. Dedikodu. Boş aylak işi konuşma.

Debate : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tartışmak. Görüşme. Danışmak. Görüşmek. Çok düşünmek. Tartışma. Münakaşa etmek. Çekişme. Açık oturum.

 

Interview : Görüşmecinin sorup yanıt alacağı sorulardan oluşmuş bir görüşme çizinliği kullanarak, yanıtlayıcıdan yüz yüze ya da karşılıklı ilişki içinde aldığı sözlü yanıtlara dayanan gözlem, bk. soruşturu. Görüşme. İle görüşme yapmak. Söyleşi yapmak. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Mülakat. Görüşmek. Bireylere özgürce ya da belli bir soru kağıdına bağlı kalınarak sorular sorulmasına dayalı bir toplumbilimsel araştırma yolu. Röportaj yapmak. Görüşme yapmak.

Talk : Boş laf. Hakkında konuşmak. Laf etmek. Söylemek. Söz etmek. Sohbet etmek. Görüşmek. Söyleşi. Konuşmak (bir dili). Konuşma biçimi.

Chatter : Cır cır ötmek. Konuşup durmak. Çenesi durmamak. Gıcırdatmak. Gevezelik yapmak. Laklak etmek (argo terim). Çenesi düşmek. Çatırdamak (dişler). Çene çalmak. Dişleri birbirine vurmak.

Converser synonyms : chitchat, yacker, speak, confabulate, shoot the breeze, gossip, discourse, chew the fat, argue, jaw, natter, chit chat, confab, kibitzer, visit, chaffer.

Converser zıt anlamlı kelimeler, Converser kelime anlamı

Diverge : Farklı olmak. Birbirinden ayrılmak. Dallanmak. Ayırmak. Birbirinden uzaklaşmak. Açılmak. Ayrılmak. Uyuşmamak. Uzaklaşmak. Sapmak.

Forward : İleriye doğru. Öne. Cüretkar. İletmek. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Yeni adrese yollamak. Yollamak. Öndeki. Yönlendirmek. Küstah.

Converser ingilizce tanımı, definition of Converser

Converser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who engages in conversation.