Diverge türkçesi Diverge nedir

Diverge ile ilgili cümleler

English: they walked along the road together until they reached the village , but then their paths diverged
Turkish: köye ulaşıncaya dek beraber yuruduler fakat sonra yolları ayrıldı

Diverge ingilizcede ne demek, Diverge nerede nasıl kullanılır?

Diverge from : Sapmak.

Diverged : Farklı olmak. Birbirinden uzaklaşmak. Sapmak. Ayırmak. Uzaklaşmak. Açılmak. Dallanmak. Uyuşmamak. Birbirinden ayrılmak. Ayrılmak.

Divergence : Uzaklaşma. Görüş ayrılığı. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Iraksama. Yönleçsel bir a niceliğinin (...) a = ırak a biçiminde tanımlanan bir işlem sonunda verdiği sayıl nicelik. Farklılık. Iraklaşma. Tepkime hızının zamana bağlı olarak artması. Mübayenet. Bir ölçüm boyutu üzerinde konumları saptanan tutum ya da kanılar arasındaki uzaklığın giderek artması.

Divergence angle : Birbirini izleyen iki yaprağın iz düşümleriyle eksen arasında kalan açı. Sapma açısı. Divergens açısı. Ayrılma açısı.

Divergence dimension of superstition : Boşinançların, bağlı bulundukları toplum ve çağ koşullarına uygun olarak gösterdiği değişim özellikleri, bk. boşinanç boyutları. Ayrılımlı boşinanç boyutu.

 

Divergent : Ayrı. Iraksak. Birbirine karşı. Birbirinden ayrılan. Dıvergent. Farklı. Muhtelif. Görüntüyü uzaklaştırma özelliği taşıyan, (mercek vb). Ortak bir doğrultudan açılarak giden ya da bir noktadan ayrılan doğrultuları izleyerek yayılan. Diverjan.

Divergent cobweb : Tarım ürünleri piyasalarında dönemden döneme artan fiyat dalgalanmaları nedeniyle denge fiyatından giderek uzaklaşılması. Açılan örümcekağı.

Divergences : Ayrılık. Açılma. Fikir ayrılığı. Farklılık. Mübayenet. Tutmazlık. Diverjans. Görüş ayrılığı. Fark. Tehalüf.

Divergency : Divergens. Açılma. Uyuşmazlık. Uzaklaşma. Fark. Ayrılma. Sapma ayrılma. Iraksama. I.protein ya da nükleotit dizilişindeki sapmalar. aynı kökenli organizmaların çeşitli etkiler sonucu farklı görünüşte olmaları. 3.aynı türden ilgili gen ya da proteinlerin ayrılması.

Divergent lens : Iraksak mercek. Işınların güzergahını değiştiren mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koşut ışık demetini yanlara doğru kırarak birbirinden uzaklaştıran, kenarları ortalarından daha kalın mercek çeşidi.

İngilizce Diverge Türkçe anlamı, Diverge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diverge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dissociated : Ayrışmak. Ayrışmış. Ayrı olarak düşünmek. Ayrışık. Ayrıştırmak. Çözüşük.

Branch out : Dal budak salmak. Dallanıp budaklanmak. Branşlaşmak. Gelişmek. Yayılmak. İşi genişletmek. Genişlemek.

Digressed : Konudan uzaklaşmak. Dışına çıkmak. Konuyu dağıtmak. Konu dışına çıkmak. Konudan ayrılmak. Parantez açmak.

 

Air : Nağme. Arya. Eda. Bir opera yapıtında ya da oratoryoda ezgi. Çalım. Yayınlamak. Herkese söylemek. Oylumca % 78 azot, % 21 oksijen, % 0.94 soy gazlarla karbon dioksit vb. gazlardan oluşmuş, yeryuvarı çevreleyen ve içinde canlıların yaşayabileceği gaz karışımı. Tavır. Teneklendirerek kurutmak.

Be off : Söndürülmüş olmak (elektrik veya ışık). Deli olmak. Yola çıkmak. Gerçekleşmemek. Yakışıksız olmak (davranış). İşe gitmemek. Bozulmuş olmak (yiyecek veya içecek). Olmamak. Gitmek. Defolmak.

Digressing : Konu dışına çıkmak. Konuyu dağıtmak. Konudan ayrılmak. Konudan uzaklaşmak. Dışına çıkmak. Parantez açmak.

Conflict : Savaşmak. Çatışma. Çatışmak. Bilgisayar, eğitim, tiyatro, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Savaş. Çekişme. Oyun kişileri arasındaki çatışma. iç çatışma: tinsel olan çatışma. bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması. dış çatışma: hareketlerle ve sözlerle olan çatışma. karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması. Uyuşmazlık. Çarpışma. Tutmamak.

Appropriate : Üstüne oturmak. Kendine maletmek. Münasip. Kendine ayırmak. Tahsis etmek. Mülk edinmek. Çalmak. Tasarruf etmek. Uygun. Sahipsiz birşeyi almak.

Divaricate : Çatallanmak.

Bears : Katlanmak. Vermek. Götürmek. Taşımak. Gütmek (kin). Yönelmek. Değmek. Dişini sıkmak.

Diverge synonyms : be at variable with, dissociating, abscond from, branch off, appropriates, apostatized, diverged, furcate, deviate, disaccord, biassing, dissociates, differs, ramify, vary, bear off, allows, bare, become distant, bias, dissimilate, allocate, detouring, diverges, break up, fork, get complicated, be opened, breaking up, allowing, depart from, ablude, blossomed.

Diverge zıt anlamlı kelimeler, Diverge kelime anlamı

Stand still : Hareket etmemek. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Kımıldamadan durmak. Kımıldamamak.

Converge : Birbirine doğru hareket etmek. Birleşmek. Yaklaşmak. Bir çekitte birleşmek. Bir noktaya yönelmek. Kavuşmak. Birbirine yaklaşmak. Bir noktada birleşmek. Yakınsamak.

Diverge ingilizce tanımı, definition of Diverge

Diverge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To tend to spread apart. To tend from one point and recede from each other. To extend from a common point in different directions. To turn aside or deviate (as from a given direction). Opposed to converge. As, rays of light diverge as they proceed from the sun.