Dallanmak nedir, Dallanmak ne demek

  • Dal vermek.
  • Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek
  • Yayılmak, genişlemek.

Yerel Türkçe anlamı:

Yüksekten atmak: Dallanma dala düşersin.

Süslenmek, yeni elbise giymek.

Bir yere tutunarak sallanmak, iki tarafı sabit ağaç veya tahtanın ortası sallanmak, esnemek, asılmak.

İçi sıkılmak.

Barınmak.

Rezil olmak.

Parçalanmak, kısımlara ayrılmak.

Çoğalmak.

Dallanmak tanımı, anlamı:

Dallanıp budaklanmak : Bir iş, bir sorun büyüyerek karışık duruma gelmek.

Dallanma : Dallanmak işi.

Vermek : Doğurmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Dayamak. Bırakmak veya bağışlamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Kazandırmak, katmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Yaymak. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Satmak.

 

Yayılmak : Koyun, inek vb. otlamak. Ayrıntıya girmek, açılmak. Hastalık, pek çok kimseye geçmek veya bulaşmak. Herkes tarafından duyulmak. Genelleşmek. Rahat bir biçimde, sere serpe oturmak. Yayma işine konu olmak veya yayma işi yapılmak. Serilmek, döşenmek. Genişlemek, büyümek. Kaynağından çıkan ışık, doğru çizgiler hâlinde türlü yönlere dağılmak.

Genişlemek : Bollaşmak. Geniş duruma gelmek, büyümek. Yaygın duruma gelmek. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak.

Sorun : Sıkıntı veren durum, dert. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.

Karışık : Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Dolu. Karışmış. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Saf olmayan. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Girmek : Yemek yemek. Katılmak. Erişmek, ulaşmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Yüklenmek. Dışarıdan içeriye geçmek. Tecavüz etmek, geçmek. Girişmek, başlamak. İyice anlamak, iyice bilmek. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Kavgaya tutuşmak. Bulaşmak. Yazılmak, başlamak. Almak, fethetmek. Sığmak.

 

Dal vermek : Dayanmak, yaslanmak.

Dal : Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube. Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı. Arka, sırt. Boyun, ense. Çıplak, yalın. Branş. Kol. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. Omuz.

Diğer dillerde Dallanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Dallanmak ne demek? : v. branch, branch out, divaricate, offset, ramify

Fransızca'da Dallanmak : se ramifier

Almanca'da Dallanmak : v. verzweigen

Rusça'da Dallanmak : v. разветвляться, ответвляться, усложняться, ответвиться, усложниться