Dal nedir, Dal ne demek

Dal; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
  • Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube.
  • Çıplak, yalın.
  • Arka, sırt.
  • Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı
  • Branş.
  • Boyun, ense.
  • Kol.
  • Omuz.

"Dal" ile ilgili cümle

  • "Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!" - T. Buğra
  • "Dalkılıç. Daltaban."
  • "Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm" - Halk türküsü

Yerel Türkçe anlamı:

Lahana ya da yaprağı.

Omuz, omuzbaşı.

Palamut ağacı.

Boyun, ense.

Kol.

Arka, sırt.

Tek, eş: Öküzlerin bir dalı öldü.

Sırt.

Boynuz.

Sırt, arka, arka taraf

Ağaç: Bağımızda beş dal erik var.

Arka.

Tohumluk olarak ayrılan mısırların birbirlerine bağlanmasıyle yapılmış olan iki metrelik örgü.

Değil

Omuz, . Sırt, arka: Dalımda dura dura kirlenmiş

Omuz.

Yemeniye benzeyen bir giyim eşyası.

Çıplak.

Arka, sırt

Sırt, arka

Zayıf, ince(hayvan için): Karşılıların o dal ineği var ya, ölmüş.

İp üzerine dizilmiş fıstık, badem ya da cevizli pestil.

Damlara konulan mertek, kalınca direk.

Kitap ve defter yaprağı, sayfa.

Tam: Dal öğleyin geldi.

Arka, peş: Daldan gel.

Ağaç

Biyoloji'deki anlamı:

 

[Bakınız: Dalton]

Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve sınıfların bir araya gelmesi ile oluşan birlik. Örnek: Kordalılar (Chordata). Filum, klâdus.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Belirli bir bölgede, çokdeğerli karmaşık bir işlevin değerlerinden birisini alan ve türeyen karmaşık işlev.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Şube.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bitkilerin çoğunlukla yapraksız olan, sapın değişik uzunluk veya büyüklükteki küçük sap ve sürgün kısımları.

Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan ve sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, filum, kladus.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: kladus), (Yun. klados= dal): Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup sınıfların bir araya gelmesiyle meydana gelir.

Dal isminin anlamı, Dal ne demek:

Kız ismi olarak; Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. Arka, sırt. Kol. Erkek ismi olarak; Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. Arka, sırt. Kol.

Bilimsel terim anlamı:

Arap alfabesinin sekizinci, Osmanlicanın onuncu harfi (...). Sola dönük bir açı biçiminde yazılırdı. Bu yazılışı yüzünden divan ozanlarınca bel büküklüğünün, derin üzüntünün, karamsarlığın simgesi sayılmıştır: / Muhibbi'nin elif kaddin dal eyler / Ağlatuban gözyaşını sel eyler.

İngilizce'de Dal ne demek? Dal ingilizcesi nedir?:

cladus, phylum, branch

Fransızca'da Dal ne demek?:

branche

Osmanlıca Dal ne demek? Dal Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

gusun, dal

Dal hakkında bilgiler

Dal Arap alfabesi'nin sekizinci harfi. İbranice muadili Dalet harfidir. Ebced hesabındaki değeri 4 tür. Şemsî harflerdendir.

 

Dal harfi sadece sağdan bitişebilen bir harftir. Soldan başka bir harfler birleşmez

Dal sesi, dili üst dişlerin ucuna değdirmek suretiyle sert bir solukla çıkarılır. İnce bir sestir. Kalkaleli (yankılı) harfler grubundandır. Bu ses Türkçedeki "d" sesidir.

Dal ile ilgili Cümleler

  • Henüz bir ana dal seçtiniz mi?
  • Ağaçtan birkaç dal kesti.
  • Bu ağaçta her dal üzerinde bir elma var.
  • O bıçak ile ağaçtan ince bir dal kesti.

Dal tanımı, anlamı:

Dal budak salmak : Soy yönünden genişleyip yayılmak. karmaşık bir biçimde yayılıp genişlemek.

Dal gibi : İnce uzun yapılı.

Dal gibi kalmak : Vücudu çok zayıflamak.

Dal sürmek : Yayılmak, kaplamak.

Dalları basmak : Ağaçta dalları eğecek kadar çok meyve olmak.

Dal vermek : Dayanmak, yaslanmak.

Dalına basmak : Hoşlanmadığı şeyleri yaparak birini kızdırmak.

Dalına binmek : Bir kimseye bir iş yaptırmak için asılmak, musallat olmak, sıkıştırmak.

Dalkıran : Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek (Anisandrus dispar). Şiddetli esen rüzgâr.

Dalkurutan : Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek (Hylesinus oleiperda).

Ana dal : Yükseköğretimde öğrencinin devam ettiği temel alan. Ağaç, ağaççık veya çalılarda gövdeden ilk çıkan ve bitkinin çatısını oluşturan dal.

Yan dal : Yükseköğretimde öğrencinin temel alan yanında devam ettiği ikincil alan.

Ana bilim dalı : Üniversitelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlık dalları.

Harmandalı : Sarhoş. Bu oyunun müziği. Ege bölgesinde oynanan bir tür zeybek oyunu.

Zeytin dalı : Zeytin ağacının dalı. Barışın simgesi.

Doruk dal : Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal.

Dalfes : Üstünde sarık bulunmayan fes.

Dalfidan : Taze ve yeni fidan.

Dalgündüz : Güpegündüz.

Dalkılıç : Kılıcını çekmiş olarak, yalın kılıç.

Dalöğle : Tam öğle vaktinde.

Daltaban : Yalın ayak (kimse). Aşağılık, serseri.

Daluyku : Derin uyku.

Dalyarak : Budalalığı yüzünden her zaman densizlik, küstahlık eden (kimse).

Branş : Kol.

Arka : Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. İnsanın vücudu, bedeni. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen.

Sırt : Kesici araçların kesmeyen kenarı. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı. Bir şeyin üstü, üst bölümü. İnsanın üstü. Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. Dağların veya tepelerin üst bölümü.

Kol : İş takımı, ekip, grup. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Kanat. İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Karakol. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Dizi, düzen. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü.

Omuz : Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım.

Ense : Art, arka. Boynun arkası.

Çıplak : Yoksul (kimse). İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Üzerinde yaprak olmayan. Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü. Yalın, süssüz.

Yalın : Alev. Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı). Çıplak, kınından çıkmış.

Dal açıkta kalmak : Tamamen meydanda kalmak, görünmeyen hiç bir yeri bulunmamak.

Dal arası : Kürek kemikleri arasındaki çukurluk.

Dal beden : Dölütün dış dokusuna bağlı olarak gelişen dar omuzlu, basık göğüslü, ince ve uzun kemikli, boru biçimli bir beden yapısı.

Dal blokları : Kalpte iletimin his demeti dallarında gecikmesi veya durması. Sağ dal veya sol dal blokları oluşur.

Dal dal : Yeni yürümeye başlayan çocukları yüreklendirmek için kullanılan ünlem.

Dal fes : Sarıksız, sarık sarmaksızın giyilen fes; bu fesi giyinen kimse

Dal gabah elemek : Önünü arkasını kesmek

Dal gol : Hısım akraba.

Dal göçü : Benzer dizili iki DNA molekülünden oluşmuş dallanmış DNA’daki dal noktasının hareketi.

Dal ikindin : İkindi vakti.

Diğer dillerde Dal anlamı nedir?

İngilizce'de Dal ne demek? : [DAL+] prep. from the; by the; by; from, starting in, beginning at; since; out, away from; due to, caused by (Grammar)

n. valley, vale, low area of land located between hills or mountains

interj. vale

Fransızca'da Dal : branche [la], embranchement [le]

Almanca'da Dal : n. Arm, Ast, Branche, Zweig

Rusça'da Dal : n. сук (M), ветвь (F), ветка (F), ответвление (N), отрасль (F), специальность (F), спина (F)

adj. согнутый, указывающий, намекающий