Harmandalı nedir, Harmandalı ne demek

Harmandalı; bir müzik terimidir.

  • Ege bölgesinde oynanan bir tür zeybek oyunu
  • Sarhoş.
  • Bu oyunun müziği.

"Harmandalı" ile ilgili cümleler

  • "Baktı ki harmandalıyım, çık dedi, yarın akşam gel; sayılıdır sarhoşluğum benim." - R. Ilgaz

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sivas şehri, Altınyayla ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Eskişehir ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Manisa şehri, Akhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. İzmir ili, Menemen ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Giresun şehrinde, Keşap ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Aksaray şehri, Ortaköy ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Harmandalı hakkında bilgiler

Harmandalı Zeybeği, Ege yöresine ait Türkiye genelinde bilinen bir türkü ve zeybek oyunudur. Türkünün çıkış yeri bilinmemekle birlikte Çanakkale-Balıkesir tarafları olduğu görüşü yaygındır.

Harmandalı zeybeği, İzmir, Denizli, Balıkesir, Çanakkale, Manisa, Aydın köylerinde sıklıkla oynanmaktadır.

Harmandalı Efem Geliyor Geliyor,
Bileğinden Kanlar Akıyor
Gümüş Bilezikli Mavzerin
Namlusu Şimşekler Çakıyor

Efeme De Mor Cepkenler Yaraşır Yaraşır,
Efem Ne Giyerse Yakışır
Bütün Kızanların Önünde
Elinde Yatağan Savaşır

 

Harmandalı tanımı, anlamı:

Zeybek : Batı Anadolu efesi. Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü, zeybek havası.

Oyun : Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Hile, düzen, desise, entrika. Kumar. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma.

Harman : Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Bu işin yapıldığı yer veya mevsim. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

 

Yöre : Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un. Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar.

Türki : Türkle ilgili. Türkçe.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Türkü : Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume.

Çıkış : Mezuniyet, okul bitirme. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Çıktı. Çıkış belgesi. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Çıkma işi. Yokuş. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Sarhoş : Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik. Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan.