Coordinating türkçesi Coordinating nedir

Coordinating ile ilgili cümleler

English: Moustapha is coordinating this activity.
Turkish: Bu etkinliği Mustafa düzenliyor.

Coordinating ingilizcede ne demek, Coordinating nerede nasıl kullanılır?

Coordinating point : Koordinasyon noktası. Buluşma noktası.

Coordination : Düzenleme. Düzen. Biyolojik sistemlerde uyumlu bir sonuç elde etmek üzere uygun bir iş birliği halinde çalışma. kan hareketlerindeki düzenleştirme gibi. İnsicam. Eş güdüm. Tutarlılık. Belirli amaçlar için bütünleşen bilişim dizgeleri ya da çalışma takımları arasında, uyumun sağlanması ve ilişkilerin, en yüksek toplam verimi en kolay biçimde sağlayacak bir düzen içerisinde gelişebilmesi için iş ve eylem birliği gütme. Bilgisayar, bilişim, biyoloji alanlarında kullanılır. Bağlantı. Tertip.

Coordination chemistry : Koordinasyon kimyası. Belirli bir özek atoma yakın bağlanmış atomlardan oluşan, üç boyutlu karmaşık moleküllerin oluşum ve etkileşim yasalarını araştıran bilim dalı. Düzenleşim kimyası.

Coordination committee : Koordinasyon komitesi.

Coordination compound : Koordinasyon bileşiği. Konmalı bileşik. Düzenleşim bileşiği. Olağan güçte kimyasal bağlarla değil de daha az yeğin yükünsel ya da fiziksel güçleri, bir özek öğecik çevresine tutunmuş öğeciklerden oluşan bileşik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

 

Eye hand coordination : Göz el koordinasyonu.

In coordination : Eşgüdüm içinde.

Coordination failure : İktisadi karar birimlerinin tercih ettikleri sonuca yönelik olarak seçtikleri stratejilere ulaşamamaları sonucu oluşan durum. Eşgüdüm başarısızlığı.

Coordinative : Koordine. Eşgüdümlü.

Concept coordination : Kavram eşgüdümü. Kavram koordinasyonu.

İngilizce Coordinating Türkçe anlamı, Coordinating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coordinating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Embodier : Somutlaştıran. Canlandıran. Toplayan. Cisimleştiren. İnsan şekline sokan. Belirten. Şekilleştiren. Tek vücut olarak bir araya getiren. Cisimleştiren kimse.

Centralizer : Organizatör. Bir merkeze doğru çeken kimse yada şey. Merkezleyici.

Juxtaposition : Yanyana bulundurulma. Yanyana bulunma. Birbirine yakın bulundurma. Karşıtlık yaratma amacıyla bir araya getirme. Bitişik olma. Birbirine yakın bulunma. Aralarında kimyasal bir kaynaşma olmaksızın, bilinen öğelerin yanyana konulması (bu durumda belge verilmez, çünkü bir bulgu söz konusu değildir). Yanyana koyma. Birbirine yakın koyma.

Alignment : Gruplaşma. Ahlaki ve etik bakış açısı. Sıraya dizme. İşbirliği yapma. Hizalama. Uyuşma. Hiza.

Coordinations : Düzen. Uyumlu çalışma. Eşgüdüm. Tertip. Tutarlılık. Bağlantı. Tanzim. İnsicam. Koordinasyon.

Embodiers : Birleştiren. Şekilleştiren. Cisimleştiren. Canlandıran. Biçimlendiren. Belirten. Şekillendiren. Toplayan. Tek vücut olarak bir araya getiren.

 

Conjoins : Birleştirmek. Birleşmek. Bağlanmak. Bitişmek. Bitiştirmek. Bağlamak.

Centralizers : Bir merkeze doğru çeken kimse yada şey. Organizatör. Merkezleyici.

Conjoin : Bağlanmak. Bitiştirmek. Bağlamak. Birleşmek. Birleştirmek. Bitişmek.

Coordinator : Bağlayan. Bağlaç. Koordinatör. Sıralayıcı. Kordinatör. Eşgüdümcü. Eşgüdümleyici. Yürütücü.

Coordinating synonyms : juxtaposing, compensators, arrayals, syncretic, harmonising, collocation, gradations, collators, typesetting, coordinative, marshalling, adjustment, adaptor, arrayal, mediating, amender, settings, coordination, devising, collocations, adapter, assistant stage manager, harmonizing, regulating, alinement, disposition, controlment, composition, configuration, alignments, compensator, course, amenders.

Coordinating zıt anlamlı kelimeler, Coordinating kelime anlamı

Subordinating : Emrine vermek. Desteklemek. Bağlamak.