Corresponds türkçesi Corresponds nedir

Corresponds ile ilgili cümleler

English: The house exactly corresponds with my needs.
Turkish: Bu ev tamamen benim ihtiyaçlarıma uygun.

English: Japanese shogi corresponds to chess.
Turkish: Japon shogi satranca karşılık gelir.

English: The evidence corresponds to his previous statement.
Turkish: Kanıt, bir önceki ifadeye karşılık gelir.

English: That's correct. In Japanese, ウエートレス corresponds both to the English "waitress" and "weightless". However, "waitress" is the more usual meaning.
Turkish: O doğru. Japonca'daki ウエートレス, İngilizce'deki hem "waitress" hem de "weightless" sözcüklerinin karşılığıdır. Ancak "waitress" daha yaygın bir anlamdır.

English: A cubic meter corresponds to 1000 liters.
Turkish: Bir metreküp, 1000 litreye karşılık gelmektedir.

Corresponds ingilizcede ne demek, Corresponds nerede nasıl kullanılır?

Correspond to : -e mektuplar ile haberleşmek. Denk düşmek. Uygun olan. Eşleşen. Dikkat çekmek. Karşılık gelen. İşaretlemek. Tekabül etmek. Uyan. Uyumlu olmak.

Make correspond : Uyum sağlamak.

Correspond : Uyuşmak. Yazışmak. Karşılamak. Uymak. Haberleşmek. Benzemek. Yaramak. Muhabere etmek. Tekabül etmek. -in karşılığı olmak.

 

Corresponded : Uymak. Benzemek. Karşılığı olmak. Mektuplaşmak. Yazışmak. Haberleşmek. Yaramak.

Correspondence : Karşılıklılık. Oluşum, durum ya da nesnelerin karşılıklı olarak birbirine uygun düşmesi. Benzerlik. Birbirini tutma. Mektuplar. Haberleşme. Benzeşme. Tekabüliyet. Yazışmalar. Uyuşma.

Correspondence clerk : Muhaberat memuru.

Correspondence records : Yazışma verileri. Örnekolay incelemesinde örnek birimlerin yaşam öykülerini saptamaya yarayan ve başta mektuplar olmak üzere her türlü yazılı verileri içeren bilgi kaynağı.

Correspondence principle : Bir öğeciğin çekirdekten çok uzak öksicik yörüngelerinin ışınım sıklıklarının nicemsel ya da yerleşik işleybilime göre hesaplanmasının özdeş sonuç verdiğini deyimleyen ilke. Karşılıklılık ilkesi. Karşılanım ilkesi. Kuantum mekanik kuralları ve diğer fizik kurallarının belli koşullar altında newton mekanik ve elektromanyetik teori kanunlarına indirgenebilir olması gerektiğini savunan ilke (fizik).

Correspondence courses : Mektupla öğretim.

Correspondence course : Mektupla öğretim.

İngilizce Corresponds Türkçe anlamı, Corresponds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Corresponds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Click : Anlamak. Kapanıvermek. Ses çıkarmak. Tıklamak. Başarmak. Tıkırdatmak. Tıkırtı. Kanı kaynamak. Anlaşılmak. Jetonu düşmek.

Pattern : Şablon. Model. Gidişat. -e uydurmak. Önörgü. Benzeterek yapmak. Kopyasını çıkarmak. Resim. Kalıp. Örnekçe.

 

Abided : Tahammül etmek. İkamet etmek. Çekmek. Baki kalmak. Beklemek. Sadik kalmak. Dayanmak. Kurala uymak. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Abideth : Sineye çekmek. Beklemek. Tahammül etmek. Boyun eğmek. Sadık kalmak. Yaşamak. Devam etmek. Kalmak. Oturmak.

Accommodate oneself to : Ayak uydurmak.

Be in harmony with : Birbirine çok iyi gitmek. Benzeşmek. Aynı düşünceleri paylaşmak. Uyum içinde olmak.

Communicated : Anlatmak. Tebliğ etmek. Bağlantılı olmak. Komünyon vermek. Birbirine açılmak. İçini dökmek. Birbirine açılmak (odalar). Dertleşmek. İletmek.

Availed : Yararı olmak. Yararı olan. İşe yaramak.

Adapt : Uydurmak. Uyumlandırmak. İntibak ettirmek. Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Alışmak. Uymakalıntı yapmak. Adapte etmek. Uyarlamak. Tiyatro için hazırlanmış bir yabancı oyunu, yerel koşullar ve özellikler göz önüne alınarak uygun biçimde kendi diline çevirmek, çıkartmalar ve eklemeler yapmak, örnek : molière'in scapin'in dolapları adlı oyununun ayyar hamza olarak uyarlanması. bir romanı ya da öyküyü sahne için yeniden derleme, düzenleme. örnek : reşat nuri güntekin'in çalıkuşu romanının oyun yapılması gibi.

Square : Karelemek. Kare. Ayarlamak. Kare kare yapmak. Tüm kıyıları eşit ve açıları dik olan dörtgen. Meydan. Kare yapmak. Alan. Yerleştirmek. Düzeltmek.

Corresponds synonyms : answers, benefits, equate, counterbalanced, assort well with, accord, be in accord with, block up, agree, gibe, bear out, harmonize, intercommunicates, intercommunicated, acclimatize, abide, compensate, check out, compares, agree with, availing, meet, accommodated, benefitted, approximates, coincide, answer, consist, avail, clicking, corresponded, rhyme, communicate with.

Corresponds zıt anlamlı kelimeler, Corresponds kelime anlamı

Differ : Değişik olmak. Ayrılmak. Ayrıcalık göstermek. Değişiklik göstermek. Farklı olmak. Ters düşmek. Benzememek. Farklı düşünmek. Anlaşamamak. Farlı düşünmek.

Disagree : Uymamak. Karşıt görüşte olmak. Çelişmek. Uyuşmamak. Bozuşmak. Yaramamak. Aynı düşüncede olmamak. Anlaşamamak. Dokunmak. Sürtüşmek.