Cosmid türkçesi Cosmid nedir

  • Kırk kilobaza kadar olan dna parçalarını klonlamak için kullanılan, lamda coş bölgesini içeren bir plazmit.
  • Kozmit.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Cosmid ingilizcede ne demek, Cosmid nerede nasıl kullanılır?

Cosmic : Harika. Evrensel. Engin. Acunsal. Kozmoza ait. Sınırsız. Kozmik. Geniş.

Cosmic cloud : Evrendeki bulutlar. Kozmik bulut. Evrensel bulut.

Cosmic dust : Uzaya serpilmiş, milimetrenin yüzde bini ile on binde biri arasındaki büyüklüklerde küçük parçacıklar. Yıldızlararası toz. Fizik, uzay alanlarında kullanılır. Yıldızlararası uzaya dağılmış olan katı parçacıklar. Uzay boşluğunda bulunan minicik parçacıklar. Evren tozu. Kozmik toz.

Cosmic noise : Kozmik gürültü.

Cosmic radiation : Kozmik ışıma. Kozmik radyasyon. Yeryüzünü uzay boşluğundan yağmura tutan büyük ölçüde nüfuz eden yüklü parçacıklar akımları.

Cosmic ray shower : Kozmik ışın yağmuru. Kozmik ışın sağanağı.

Cosmic ray : Kozmik ışın. Yeryüzü atmosferi ötesinde meydana gelen aşırı derecede yüksek nüfuz etme gücü olan ışınlar. Evren işim. Evren ışını. Kozmik ışınlar.

Cosmine : Kozmoyit balık pullarında bulunan ve dişin dentinine benzeyen bir madde. ganoyit pullarda da bulunan kozmin bazen dentin olarak adlandırılır. Kozmin. Kozmoyit ve ganoyit balık pullarında bulunan ve dişin dentinine benzeyen bir madde.

 

Cosmie radiation : Evrenden gelip yer havayuvalarına giren yüksek erkeli parçacık ışınımına ilişkin ışın. Evren ışını.

Cosmical : Evrensel. Geniş. Kozmik.

İngilizce Cosmid Türkçe anlamı, Cosmid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cosmid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Yer domuzugiller.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Vector : Mikrobiyal hastalık etkenlerini taşıyan canlılar. parazitleri ve diğer patojenleri kan emerek bulaştıran (sülükler, vampir yarasalar, insektler, keneler ve akarlar) veya dışkıdaki kistik evrelerle bulaşık yiyeceklerle taşıyan aracı. moleküler klonlama çalışmalarında kullanılan ve klonlanacak genin içine yerleştirildiği taşıyıcı görevi gören dna molekülleri. Portör. Bilgisayar, biyoloji, ekonomi, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Vektör. Taşıyıcı. Yöney. Yönleç. Tam olarak tanımlanabilmesi için büyüklüğünden başka bir de doğrultusunun bilinmesi gereken nicelik; örneğin (kuwet, hız, alan. yönleçsel nicelikler ok biçimli bir simge ile gösterilir, anlamdaş yöngü. Gen mühendisliğinde, içine başka bir dna sokulabilen ve böylece gen ifadesinin incelendiği ya da çoğaltmak için bakteriye veya diğer hücrelere sokulabilen faj, plazmit ya da virüs dna molekülü. bazı hastalıkların taşıyıcılığını yapan organizmalar. Rotasına sokmak.

 

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen. Borudişli. Yerdomuzu.

Cosmid synonyms : a cells, abramis zone, abambulacral area, abo blood groups system, acacia, abiotic factor, abacus bodies.