Counterpoison türkçesi Counterpoison nedir

  • Panzehir.
  • Buna mukabil zehirleme eylemi.
  • Zehire karşı koyan bir madde.

Counterpoison ingilizcede ne demek, Counterpoison nerede nasıl kullanılır?

Counterpoise : Karşılamak. Karşı etki yapmak. Denk. Karşı ağırlık. Dengelemek. Denge ağırlığı. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denge. Tay. Denkleştirmek.

Counterpoised : Denkleşmiş. Denkleştirilmiş. Dengelemek. Karşılamak. Eşit kuvvetle karşı koymak.

Counterpoises : Denge ağırlığı. Tay. Denkleştirmek. Eş ağırlık. Karşılamak. Dengelemek. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denge. Denk. Karşı ağırlık.

Counterpoising : Karşılamak. Dengelemek. Eşit kuvvetle karşı koymak.

Counterpoint : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Melodiyi kontrpuan biçiminde düzenlemek. Kontrpuan. Karşı-sürüm. Görüntünün içindekilerde, görüntüler arasında, ses ve müzikte, görüntü ile ses arasındaki çatışmanın belirli bir amaçla düzenlenmesi. Çeşitli melodileri birbirine uydurma. Karşısürüm.

Audio visual counterpoint : Görsel-işitsel karşısürüm. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Filmin görsel öğeleriyle işitsel öğeleri arasında tam bir uyuşum, görsel etkiler ile müzik motifleri arasında örgensel bir bağ olması gerektiği yolunda, yönetmen eisenstein'ın ileri sürdüğü görüşü anlatan terim.

 

Counterpointed : Aynı anda iki melodisi olan (müzik terimi). Kontrpuan.

Counterpointing : Kontrpuan. Çeşitli melodileri birbirine uydurma. Karşı-sürüm.

Counterpoints : Kontrpuan. Karşı-sürüm. Çeşitli melodileri birbirine uydurma.

İngilizce Counterpoison Türkçe anlamı, Counterpoison eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Counterpoison ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Treacles : Şeker pekmezi. Aşırı duygusal şey. Hayatım. Canım. Melas.

Antidote : Herhangi bir zehir veya ilacın zararlı etkisini engelleyen veya ortadan kaldıran madde, panzehir. Karşıtağı. Bir zehrin etkisini ortadan kaldıran veya nötralleştiren madde, antidot. Antidot. Çare. İlaç. Deva.

Cure : İleride kullanılacak maddeleri muhafaza etmek için kurutma, kimyasal koruyucular kullanma, tütsüleme, tuzlama vb. işlemlerin yapılması. Şifa. Tedavi etme, iyileştirme, şifa verme, sağaltım. Organizmanın kendi kuvvet ve koruma sistemleriyle kendisindeki bir hastalığı yok etmesi veya hastalık yapıcı etkilerden korunmaya gayret etmesi. Kür.

Remedy : İyi etmek. Umar. Sağaltmak. İyileştirmek. Derman. Çare. Çıkar yol. Gereğine bakmak. Çare bulmak. Onarmak.

Antivenom : Zehirli ısırıkların ve sokmaların tedavisinde kullanılan biyolojik ürün. Panzehir (yılan). Zehiri nötr halde getiren madde.

Therapeutic : Sağlığa yararlı. Tedaviye ait. İyileştirici. Terapötik kazanç faktörü. Asalağı doğrudan doğruya konakçı üzerinde ortadan kaldıran ilaç ya da işlem. bk. koruyucu. Tedaviyle ilgili. Şifa verici. Tedaviye ait, tedavi edici. Tedavi edici.

Alexipharmac : Antidot. Zehirin etkilerine karşı çalışan ilaç.

Curative : Küratif. İlaç. Tedavi edici, hastalığı iyileştirici. İyileştirici. Sağlık. Sağlığa yararlı. Derman. Çare. Hastalığı iyileştirici.

Antidotal : Panzehirle ilgili. Panzehire ait.

Counterpoison synonyms : obidoxime chloride, mithridate, treacle, atropine, theriac, catholicon, antidotes, heal all.