Covet türkçesi Covet nedir

  • Şiddetle arzu etmek.
  • İmrenmek.
  • İstemek.
  • Tamah etmek.
  • Gözü kalmak.
  • Göz dikmek.
  • Gıpta etmek.
  • Göz koymak.
  • Çok istemek.

Covet ile ilgili cümleler

English: An Olympic gold medal is probably the most coveted sporting prize.
Turkish: Olimpiyat altın madalyası muhtemelen en imrenilecek spor ödülüdür.

Covet ingilizcede ne demek, Covet nerede nasıl kullanılır?

All covet all lose : Her şeyi kaybedecektir. Her şeyi kaybeder. Her şeye sahip olmak isteyen herkes. Çok isteyen.

Thou shalt not covet : Gıpta etmeyeceksin. İmrenmeyeceksin. - için arzu duymayacaksın. Arzulamayacaksın. İstemeyeceksin.

Covetable : Çok istenen. Arzu edilen.

Coveting : Göz dikmek. Hasretle bekleme. Aşırı arzu. Şiddetle arzu etmek. İstemek. Tamah etmek. Göz koymak. İmrenmek. Çok istemek. Gözü kalmak.

Covetous : Aç gözlü. Mal canlısı. Hırslı. Açgözlü. Aç. İstekli. Haris.

Covets : Gıpta etmek. Gözü kalmak. Göz dikmek. Tamah etmek. Çok istemek. İstemek. İmrenmek. Şiddetle arzu etmek. Göz koymak.

Covenant of the league of nations : Milletler cemiyeti sözleşmesi. Milletler cemiyeti'nin ilke ve amaçlarının belirtildiği anayasa.

Covetousness : Tamahkarlık. Açgözlülük. Haset. Hırslı olma. Aç gözlülük. Harislik. Hırslılık.

Coven : Cadılar toplantısı. Cadılar meclisi.

 

Cove : Körfez. Kovuk. Kovuk oymak. Kovuk haline getirmek. Kemer. Dik yamaçlarla çevrili vadi. Ahbap. Körfezcik. Koyak. Barınak.

İngilizce Covet Türkçe anlamı, Covet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Covet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Begged : İstirhamda bulunmak. Kaçınmak. Mendil açmak. Yalvarmak. Rica etmek. Arka ayakları üzerinde durmak. Sadaka istemek. Dilenmek. Dilemek.

Drool : Ağzı sulanmak. Saçmalık. Saçma sapan söz veya yazı. İpe sapa gelmez şey. Saçma zırva. Salya. Salyası akmak. Saçmalamak. Zırva. Ağzının suyu akmak.

Ask for it : Çanak tutmak. Kendi kaşınmak. Bunu sen istedin. Belasını aramak. Hak etmek. Aranmak.

Soar : Süzülmek. Ötesine gitmek. Fırlamak (fiyatlar vb). Gözü yükseklerde olmak. Hızla yükselmek. Artmak. Yükselmek. Fırlamak. Tırmanmak.

Be dying to : Can atmak.

Bent : Rüşvetçi. Bükülmüş. Homo. Bükük. Meyil. Yetenek. İbne. Üşütük. İstek.

Aspire : Heveslenmek. Talip olmak. Arzulamak. Sahip olmak istemek. Özenmek. Peşinde olmak. Arzu etmek. Çabalarını ve ümitlerini bir amaca yöneltmek. Can atmak.

Have an eye on : Yakından izlemek. Dikkatini vermek. Dikkat etmek. Göz kulak olmak. Gözlemlemek. Bakmak. Gözü üzerinde olmak. -e karşı ilgili olmak.

Be thirsty for : -e susamak. -i çok istemek. Susamış olmak.

Covet synonyms : be anxious to, begrudging, emulate, envying, aspired, adjure, desires, be dying for, desire, soars, coveting, desiring, ask, begrudge, envies, be green with envy, aspires, view with a jaundiced eye, be in need of, ask for trouble, envy, emulated, adjured, emulating, be after, salivate, be spoiling for, crave, asks, begrudge somebody something, covets, emulates, draw a bead on.

Covet ingilizce tanımı, definition of Covet

Covet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To have or indulge inordinate desire. To wish for with eagerness. Used in a good sense. To desire possession of.