Crayfishs türkçesi Crayfishs nedir

  • Kerevit.
  • Istakozlar.
  • Kerevides.
  • Böcek.
  • Tatlısu istakozu.
  • Tatlısuıstakozu.
  • Birçok türü, birçok solucanın ve en başta akciğer kelebeğinin arakonakçısı olarak önem kazanan onayaklılar familyası.
  • Karavide.
  • Dikenli ıstakoz.

Crayfishs ingilizcede ne demek, Crayfishs nerede nasıl kullanılır?

Crayfish bisque : Kremalı karavide çorbası.

Crayfish length : Kerevit boyu. Burnun dikenimsi ucundan kuyruk yelpazesinin sonuna kadar olan uzunluk.

Freshwater crayfish : Tatlı su istakozu. Kabuklular (crustacea) sınıfından, 10-12 cm kadar uzunlukta, çamurlu olan tatlı sularda yaşayan bir eklem bacaklı türü. kerevit, kerevides. Kerevides. Kerevit. Karavide.

Crayfish : Kerevides. Tatlı su ıstakozu. Onayaklılar takımından olup, çeşitli solucanlara arakonakçılık eden ve ağır akıntılı ırmaklarda yaşayan kabuklu. Kerevit.

Crayfishes : Dikenli ıstakoz. İstakozdan küçük böcek. Kerevit. Tatlısu istakozu. Kerevides. Tatlısuıstakozu. Böcek. Karavide.

İngilizce Crayfishs Türkçe anlamı, Crayfishs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crayfishs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crayfish : Onayaklılar takımından olup, çeşitli solucanlara arakonakçılık eden ve ağır akıntılı ırmaklarda yaşayan kabuklu. Tatlı su ıstakozu.

 

Palinurus : Güneşin doğru hareketini bulmaya yarayan araç ve bir çeşit pusula. Eklembacaklılardan ıstakoz ailesi.

Crawdad : Istakoza çok benzeyen tatlısu hayvan türü (ancak çok daha küçük).

Bug : Gizli dinleme aygıtı. Tutkun. Uyuz etmek. Dinleme cihazı yerleştirmek. Rahatsız etmek. Yanlış. Can sıkmak. Canını sıkmak. Saplantı. Kızdırmak.

Crawler : Paletli araç. Krol yüzücü. Tırtıl zincirli taşıt. Yaltakçı. Tırtıl. Bebek tulumu. Tırtıl zincirli makine. Sürünen. Müşteri bulmak için yavaş ilerleyen taksi. Sümüklüböcek.

Bugging device : Casus dinleme cihazı.

Beasties : Küçük canlı. Küçük böcek. (gayriresmi) küçük hayvan. Küçük yaratık.

Crawlers : Halen yürümeyen bebek için ayak ve pantolon askısı. Uzun pantolonu olan giysi türü. Yaltakçı. Sürünen şey. Olta solucanı. Tırtıl zincirli taşıt. Yağcı. Sürünen. Palet.

Crawfish : İstakozdan küçük böcek.

Beetles : Kın kanatlılar. Tokmak. Birinci çift kanatları sert, boynuzsu, ikinci çift kanatları zarsı, ağız parçaları çiğneyici, tambaşkalaşma gösteren böcekler dizisi. (25.000 türü sayılmıştır. bitkiler ve ev eşyası için zararlı olanlardan başka, az sayıda, insanlarla hayvanların dış asalağı olarak yaşayanları da vardır. ayrıca kimi türleri, başka asalaklara, özellikle türlü solucanlara arakonakçı olarak önem taşırlar.). Kınkanatlılar. Çok hücrelilerden (metazoa), eklem bacaklılar (arthropoda) dalının, gerçek eklem bacaklılar (euarthropoda) alt dalının, böcekler (ınsecta) sınıfının, kanatlılar (pterygota) alt sınıfından, büyüklük, biçim ve renk bakımından oldukça fazla değişiklikler gösteren, orta göğüs bölütü büyük, ön kanatlar elitra denen kın biçimindeki kanat örtülerine değişmiş, bazen elitrasız, zar gibi art kanatları uçmayı sağlayan, çiğneyici tip ağız parçalan bulunan, gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen türleri olan bir familya. altın böcek (cetonia aurata), uğur böceği (coccinella septempunctata), mayıs böceği (melolontha vulgaris), ateş böceği (lampyrus noctiluca), un böceği (tenebrio molitor), buğday böceği (calandra granaria), geyik böceği (lucanus cervus), mercimek böceği (bruchus lentis), su böceği (hydrophilus caraboides), girinus (gyrinus), klaviger (claviger), pislik böceği (ateuchus sacer) en iyi bilinen tür ve cinsleridir. Tokaç. Çomak. Şahmerdan.

 

Crayfishs synonyms : genus palinurus, langouste, sea crawfish, rock lobster, beetle, crawdads, crawfishes, freshwater crayfish, spiny lobster, beastie, crayfishes, bugs, beetled, shellfish, lobster.

Crayfishs zıt anlamlı kelimeler, Crayfishs kelime anlamı

Advance : Geliştirmek. Peşinat vermek. Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden evvel verilen bir bölümü. borç olarak ödenen para. karşılıklı ya da karşılıksız borç olarak ödenen para. yapılacak bir hizmet ya da satın alınacak bir mal karşılığı gerçekleşecek borçtan öncelikle ödenen bir bolümü. Öne sürmek. Öndelik. Avans vermek. Öne almak. Gelişme. İleri sürmek. Yükseltmek.