Croze türkçesi Croze nedir

  • Fıçı ağızlarına oluk kesmek için kullanılan fıçıcı aleti.
  • Fıçı üstüne oluk açmak.

Croze ingilizcede ne demek, Croze nerede nasıl kullanılır?

Crozier : Piskopos asası.

Croziers : Piskopos asası. Crozier.

Acrozone : Uç kuşağı. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar. Menzil zonu.

Macrozoom : Değişir odaklı merceklerin, çok yakındaki konuları da seçiklikle saptayabilen çeşidi. ("macrozoom", merceğin tecim adıdır). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Macrozoom.

Microzomal enzymes : Mikrozomal enzimler. Karaciğerin parenkim hücrelerinin endoplazmik retikulumunda bulunan mikrozomların içinde yerleşmiş olan ve biyotransformasyon sırasında yükseltgenme, indirgenme, kopmayla ve birleşme reaksiyonlarını yöneten enzimlerin ortak adı.

Cro magnon : Kro-maynon insanı. Tarih öncesi insanı. Çağdaş beyaz ırkın avrupa'da bulunmuş bilinen en eski atası.

Microzoospore : Küçük hareketli bir spor. Mikrozoospor.

Microzoon : Mikrozoer.

Croakier : Karga gibi. Boğuk. Kurbağa gibi.

Cro magnon race : Cromaynon insanı.

İngilizce Croze Türkçe anlamı, Croze eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Croze ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Furor : Heyecan. Coşku. Taşkınlık. Hiddet. Kızgınlık. Sansasyon. Gazap. Heves. Furör. Kudurma.

Old woman : Yaşlı. Kocakarı. Karı. Eş. Anne. İhtiyar. Acuze.

Beldame : Şirret kadın. Huysuz kadın. Yaşlı kadın. Cadaloz kadın. İhtiyar kadın. Acuze. Kocakarı.

Hag : Büyücü kadın. Yaşlı ve çirkin kadın. Cadı. Cadaloz. Bataklıkta sabit bir yer. Yaşlı çirkin kadın. Acuze. Kocakarı.

Rage : Gazap. Sinirinden kudurmak. Köpürme. Öfkelenmek. Verip veriştirmek. Çok sinirlenmek. Hiddetlenmek. Moda. Öfke. Arzu.

Cult : Birey ya da topluluklarca, tanrılara, yüce varlıklara, atalara, ölülere, efsane kahramanlarına; kutsal olarak nitelenen hayvan ve bitkilere; güneş, ay, yıldız, su, ateş, taş vb. doğal öğelere karşı inanç ve bağlılık göstermek üzere yapılan davranışların topu. Tarikat. İbadet. Heves. Moda. Belli bir tanrı düşüncesine ya da doğaüstü sayılan varlıklara inanmayı ve onlara adaklar adamayı anlatan bir dizi dinsel törenler ve uygulamalar. Merak. İnanç. Tutku.

Beldam : Şirret kadın. Acuze. Kocakarı.

Furore : Taşkınlık. Velvele. Kızgınlık.

Witch : Çekici kadın. Büyüleyici kadın. Büyücü. Büyücü kadın. Büyülemek. Cadaloz kadın. Cadı. Büyü yapmak.

Fashion : Yapmak. Biçim. Göreneğe bakarak daha kısa süreli olan, çabuk değişebilen, öykünme yoluyla yayılan geçici davranış, giyim ve yaşama biçimi. Giyim, ev, konuşma, sanat, dinlenme-eğlenme gibi kimi ekin öğelerinin biçiminde (çoğunlukla bu biçimin ayrıntılarında) sık sık ortaya çıkan kısa süreli ve toplum ya da. küme içinde az çok onay görüp izlenen değişiklikler. Tarz. Meydana getirmek. Tasarlamak. Kılık kıyafet. Uydurmak. Şekil vermek.

Croze synonyms : fad.

Croze ingilizce tanımı, definition of Croze

Croze kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the groove itself. A cooper`s tool for making the grooves for the heads of casks, etc.