Old woman türkçesi Old woman nedir

Old woman ile ilgili cümleler

English: I see an old woman under the tree.
Turkish: Ağacın altında yaşlı bir kadın görüyorum.

English: An old woman was burnt to death.
Turkish: Yaşlı bir adam yanarak ölmüştü.

English: An old woman limped along the street.
Turkish: Yaşlı bir kadın cadde boyunca topalladı.

English: I helped an old woman across the street.
Turkish: Yaşlı bir kadının caddeyi geçmesine yardım ettim.

English: I saw an old woman cross the street.
Turkish: Yaşlı bir kadının caddeyi geçtiğini gördüm.

Old woman ingilizcede ne demek, Old woman nerede nasıl kullanılır?

Old : Kart. Eski zamanlar. Pişkin. Yaşlı. Önceki. Eskimiş. İhtiyar. Köhne. Deneyimli. İhtiyarlamak.

Woman : Kadınlar. Karı. Kancık. Metres. Gaco. Kadın. Hanım. Zenne. Hatun. Bayan.

Old womanish : Kocakarı gibi. Yaşlı kadınlar gibi.

The old woman : Eş.

Old age : İhtiyarlık. Yaşlılık. Yaşlılık dönemi. Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. Kocalık.

Old age annuity : Emekli maaşı.

Old age insuarence : Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü. Yaşlılık sigortası.

 

İngilizce Old woman Türkçe anlamı, Old woman eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Old woman ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frump : Demode giyimli kadın. Rüküş yaşlı kadın. Acayip kılıklı kadın. Kılıksız kadın.

Alleles : Kalıtsal değişimden sorumlu olan genin birkaç alternatif varyasyonlarından biri (genetik). Aleller. Alel.

Tabby : Kız kurusu. Benekli. Geçkin kız. Çizgili. Tekir. Çizgili kumaş. Harelendirmek. Tekir kedi. Harç.

Bub : (argo) ahbap. Küçük bir erkek çocuğa gayrıresmi hitap. Ulan. Kardeş. Arkadaş.

Shrewing : Şirret kadın. Cırlak. Şirret. Kır faresi. Eli bayraklı. Sivrifare. Eli maşalı. Cadaloz. Cadı kadın.

Advanced in years : Yaşlıca. Yaşını başını almış. Yaşı biraz geçkince. Yaşlı veya yaşlanmış. Yaşayıp görmüş. Çok bilgili. Görmüş geçirmiş.

Anile : Bunak. Bunamış. Zayıf. Anil.

Comate : Saçlı. Püsküllü. Arkadaş.

Freedom : İstiklal. Muafiyet. Açık sözlülük. Onursal üyelik. İnsanların doğa ve toplumun nesnel yasalarını bilinçli olarak kullanabilmeleri, böylece toplumsal gelişmeyi amaçlı olarak gerçekleştirebilmeleri, toplumun da, bireyin de gelişimi için zorunlu olan bütün özdeksel ve tinsel ön koşulları yaratabilmeleri durumu. genel olarak ya da belirli bir konuda kısıtlamalardan bağımsız olma. Erkinlik. Bağımsızlık. Laubalilik.

Old woman synonyms : mam, counterpart, cobbers, mammies, gaffer, coequals, compeer, heifer, hoar, beldam, bedfellows, mammas, cobber, in years, older man, maws, oldster, elder, dames, freewill, better half, vixen, beldams, bitch, maternal, maters, beldames, companion, mamas, dutches, feme, compeers, old man.