Crumple türkçesi Crumple nedir

Crumple ile ilgili cümleler

English: Ali reached into the trash can and pulled out a crumpled letter.
Turkish: Ali çöp kutusuna uzandı ve buruşuk bir mektup çıkardı.

English: The floor was strewn with party favors: torn noisemakers, crumpled party hats, and dirty Power Ranger plates.
Turkish: Yer partiden kalanlar yüzünden dağınıktı: Yırtık gürültüyapıcılar, kırışık parti şapkaları, ve kirli Power Ranger tabakları.

English: Ali crumpled the paper.
Turkish: Ali kağıdı buruşturdu.

English: Ali found a crumpled piece of paper on the floor.
Turkish: Ali yerde bir parça buruşuk kağıt buldu.

Crumple ingilizcede ne demek, Crumple nerede nasıl kullanılır?

Crumple up : Düşmek. Yıkılmak. Çökmek. Kırıştırmak. Buruşturmak. Darmadağın olmak.

Crumple zone : Burkulma bölgesi.

Crumpled up : Darmadağın olmak. Düşmek. İçi bozulmuş. Kırıştırmak. Çökmüş. Buruşturmak. Çökmek. Yıkılmak.

Crumples : Kırışmak. Buruşturmak. Buruşmak. Örselenmek. Düşmek. Çökmek. Kırıştırmak. Örselemek. Devirmek. Çökertmek.

Crumpling : Düşmek. Buruşmak. Buruşturmak. Devirmek. Kırışmak. Çökertmek. Kırışma. Buruşma. Çökmek.

 

Crumps : Şiddetlice vurmak. Crump. Pat sesi çıkartmak. Çıtırdama sesi yapmak. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri.

Crumply : Çökerterek. Buruşturarak.

Scrump : Ağaçtan meyve aşırmak. Bahçeden meyve çalmak. Elma çalmak.

Scrumptiously : Harikulade bir şekilde. Mükemmel bir şekilde. Zevkle. Mükemmelce. Leziz bir biçimde. (argo) harika bir şekilde. Hoşça.

Crumped : Şiddetlice vurmak. Crump. Pat sesi çıkartmak. Çıtırdama sesi yapmak.

İngilizce Crumple Türkçe anlamı, Crumple eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crumple ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Musses : Karıştırmak. Boğuşma. Bozmak. Karışıklık. Karmakarışık etmek. Dağınıklık. Kargaşa. Kavga.

Downed : Devrilmiş. Yere sermek. Düşmüş. Yenmek. İndirmek (uçak). Mideye indirmek.

Bunch : Deste yapmak. Dermek. Hevenk. Deste. Bağlam. Takım. Bir araya toplamak. Grup. Toplanmak.

Cast down : Yere atmak. Aşağı atmak. Morali bozuk. Üzmek. Canını sıkmak. İndirmek. Keyfini kaçırmak.

Cower : Korkup çekilmek. Dizlerinin bağı çözülmek (argo terim). Korkudan sinmek. Sinmek (korku vb nedeniyle). Büzülmek. Çömelmek. Suspus olmak. Sinmek.

Cave in : Teslim olmak. Yıkılmak. Moralman çökmek. Kazmak. Göçmek. Açmak. Göçertmek. Göçürmek. Oymak.

Come down in the world : Biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek. Eskiyip yıkılmaya yüz tutmak. Daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak. Durumu bozulmak. Gerilemek. Feleğin sillesini yemek. Yoksullaşmak. Hayatta başarısızlığa uğramak. Attan inip eşeğe binmek.

Muss : Dağınıklık. Karıştırmak. Düzensizlik. Kavga. Boğuşma. Bozmak. Kargaşa. Karmakarışık etmek. Karışıklık.

 

Rumples : Kırışık. Darmadağın etmek. Karmakarışık etmek. Karıştırmak (saçı). Karman çorman etmek. Dağıtmak.

Crinkles : Hışırdamak. Kırışık. Karıştırmak. Katlamak. Büzüşmek. Hışırdatmak. Kıvırmak.

Crumple synonyms : change integrity, indenting, cowers, condescend, corrugating, defeats, corrugates, cave, cut down, capsizes, tumbles, cause to collapse, creases, bankrupt, carry on with, crumples, create, crisp, dents, break down, contract, cracks, condescended, caved, capsize, collapsing, chop down, bat the eyes, cowering, fold, crinkled, crack, bunching.

Crumple ingilizce tanımı, definition of Crumple

Crumple kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to crumple paper. To show wrinkles after being crushed together. To crush together. To contract irregularly. To draw or press into wrinkles or folds. To rumple. As, leaves crumple.