Crystal türkçesi Crystal nedir

  • Basınç elektriği aygıtı.
  • Kristal.
  • Kristal eşya.
  • Buzsul.
  • Belirli bir uzambilgisel biçim altında katılaşmış özdek. miniölçekte, katıyı oluşturan özdecikler ve öğecikler çok uyumlu bir düzenlenim içinde sıralanırlar.
  • Kesme cam.
  • Şeffaf.
  • Billur.
  • İriölçekte, düzgün geometrik biçimlerle büyüyüp belirli düzlemler boyunca kırılan, ufakölçekte ise düzgün bir özdecik dizilimi gösteren katı yapı.
  • Yapı elemanları (atomlar, iyonlar, moleküller), belli bir kurala bağlı olarak, çevrimsel sıralanmış olan katı madde. (bu çevrimsellik sonucu, yüzeyler büyük kristallerde gözle görünür durumdadır. ancak doğal kristallerin çoğu, ideal koşullardaki ortamlarda büyüyemediklerinden mikroskopik büyüklükte kalırlar ve üstelik birbirlerine engel olarak sonuç yüzeyleri tam oluşamazlar.).
  • Atom ve molekülleri, nitelik ve niceliklerine göre aralarındaki açı ve uzaklıklar belirli, erkeleri ise en düşük düzeyde tutularak özgün biçimlerde düzenlenmiş katı nesne.
  • Parlak.
  • Bir kadın ismi.
  • Basınç elektriğine dayanarak çalışan çeşitli aygıtların genel adı.
  • Berrak.
  • Örüt.
  • Saat camı.
  • Fizik, kimya, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Kırılca.

Crystal ile ilgili cümleler

English: A crystal chandelier was hanging over the table.
Turkish: Bir kristal avize masanın üzerinde asılıydı.

 

English: Let me make myself crystal clear.
Turkish: Kendimi açık seçik ifade etmeme izin verin.

English: Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
Turkish: Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.

English: This magic crystal will help eliminate negative vibrations.
Turkish: Bu sihirli kristal, negatif titreşimleri yok etmeye yardım edecek.

English: This molecule has a crystalline structure.
Turkish: Bu molekül, kristalli bir yapıya sahip.

Crystal ingilizcede ne demek, Crystal nerede nasıl kullanılır?

Crystal analysis : Buzsul çözümleme. Kristal çözümleme. Kristal analizi. Kristal çözümlemesi. X-ışınları kırınımı ile bir buzsulu oluşturan öğeciklerin, üşerlerin ya da özdeciklerin uzay içindeki yerleşimlerini belirleyerek yapılarını aydınlatma yöntemi.

Crystal angle : Kristal açısı.

Crystal angles : Buzsul açıları. Bir buzsulun doğal yüzeyleri arasında oluşan değişmez açılar. Kristal açıları.

Crystal anisotropy : Kristal yönsemezliği. Kristal anizotropisi.

Crystal axe : Kristal ekseni.

Crystal counter : Kristal sayacı. Kristal sayaç. Kristal sayıcı.

Crystal clear : Tam olarak belirgin. Tamamen açık. Dupduru. Billur gibi. Apaçık. Açıkça belli.

Crystal axes : Kristal ekseni. Kristal eksenleri. Kristal içinde bulunduğu düşünülen, üç boyutlu bir eşlek konsayılar dizgesinin, en ilkel kristal yüzeyleri ile kesilen bölümleri, (a, b, c ya da x, y, z simgeleriyle gösterilirler.).

Crystal bandpass filter : Kristal bant geçirici filtre.

Crystal boundary : Kristal sınırı.

 

İngilizce Crystal Türkçe anlamı, Crystal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crystal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Watch glass : Deney tüpü kapağı. Deneyliklerde çeşitli işlerde kullanılan, içbükey cam tabak. Laboratuvarda katı maddeleri tartmak gibi çeşitli amaçlar için kullanılan, saat camına benzer cam malzeme. Az miktarda solüsyon taşımak için kullanılan küçük ve sığ kap. Kol saati camı. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kimyasal madde tabağı. Saatin önyüzünü kapatmak için kullanılan (cam veya plastikten) koruyucu ve saydam kapak. Sıvıları buharlaştırmak için laboratuarlarda kullanılan küçük kap (bilim).

Becky : Bir kadın adı (rebecca'nın kısa biçimi). Kadın ismi.

Argents : Beyaz. Gümüş. Gümüş rengi. Gümüşi. Gümüş renginde.

Gem : Değerli kişi. Küçük francala. Mücevher. Kıymetli taş. Hafif bir pasta. Cevher. Taş. Değerli taş. Taşlarla süslemek.

Aureate : Aşırı süslü veya gösterişli. Kulaklı. Gösterişli. Aşırı süslü. Altınla yapılma. Altından.

Twins : İkizler. İkizler burcu.

Chichi : Cafcaflı. Süslü. Süslü püslü. Gösterişli.

Agleam : Pırıl pırıl. Işıl ışıl. Parıltılı. Işıltılı.

Pellucid : Anlaşılır. Açık. Kolay anlaşılır. Yarısaydam. Saydam.

Brilliants : Üç puntoluk harf. Nefis. Pırlanta. Dahice. Parlak zekalı. Göz alıcı. Muhteşem. Pırıl pırıl. Şaşaalı.

Crystal synonyms : frost snow, snow mist, frost mist, diamond dust, poudrin, ice needle, diaphanous, crystals, component, dakota, heather, serene, ice, crystalware, filmy, brighter, lucid, water ice, cut glass, crystal counter, brightest, gauzes, lucent, gauzier, clearest, chloe, ambers, flake, glazy, achromatic color, liquid, element, filmier.

Crystal ingilizce tanımı, definition of Crystal

Crystal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Lucid. Crystalline. Clear. Transparent. Consisting of, or like, crystal. The regular form which a substance tends to assume in solidifying, through the inherent power of cohesive attraction. It is bounded by plane surfaces, symmetrically arranged, and each species of crystal has fixed axial ratios. [Bakınız: Crystallization]. Pellucid.