Cumulant türkçesi Cumulant nedir

  • Logaritmik moment.
  • Logarıtmik moment.
  • Kümülant.
  • Birikinti.

Cumulant ingilizcede ne demek, Cumulant nerede nasıl kullanılır?

Cumulant generating function : Kümülant üreten işlev.

Cumulate : Birikmek. Toplamak. Birikme. Biriktirmek. Yığımak. Kümülat.

Cumulated : Kümülat. Birikmek. Birikme. Biriktirmek. Toplamak. Yığımak.

Cumulated effect : Birikimli etki.

Cumulated multiplier : Birikimli çoğaltan.

Cumulative distribution function : Kümülatif dağılım fonksiyonu. Birikimli dağılım fonksiyonu. Cdf.

Cumulative action : Kümülatif tesir. Birikim etkisi.

Cumulative curve : Birikme eğrisi. Toplama eğrisi.

Cumulative density function : Olasılık dağılım işlevi. Birikimli yoğunluk fonksiyonu.

Cumulative : Eklenerek artan. Birikerek artan. Birikerek çoğalan. Birikmiş. Yığışımlı. Biriken. Kümülatif. Toplanan. Çoğalan.

İngilizce Cumulant Türkçe anlamı, Cumulant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cumulant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conglomeration : Yığma. Bir araya toplanma. Yığılma. Kümelenme. Yığın. Oluşum. Küme haline gelme. Birikim. Küme.

Accumulation : Biriktirme. Birikme. Yığılma. Yığma. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Yığın. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Birikim. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Gather : Büyümek. Kazanmak. Büzgü yapmak. Seçmek. Toparlanmak. İltihaplanmak. Biriktirmek. Devşirmek. Bir araya getirmek. Dermek.

Sediment : Dip tortusu. İriölçekteki ortamlarda çözünmeyip, sıvının dibine çöken katı tanelerin oluşturduğu katman. Coğrafya, fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Telve. Tortu. Bir sıvının bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken madde. Tortul tabaka. Çöküntü. Suda çözünmeyen, asılı halde duran taş, toprak parçacıkları ve organik maddelerin su zemininde oluşturduğu yığın. Çökelti.

Conglomerations : Yığın. Bir araya toplanma. Holding. Yığma. Küme. Kümelenme. Yığılma. Birikim. Oluşum.

Debris : Moloz. Çöküntü. Yıkıntı. Çer çöp. Atıklar. Dağ eteklerinde köşeli taşlar ve daha ince öğeli özdeklerin karışımından oluşan yığıntılar. Kırıntı. Döküntü.

Increase : Yükseltmek. Artırmak. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Zam yapmak. Üremek. Artış. Çoğalmak. Artmak. Arttırmak.

Talus : Aşık kemiği. Moloz. Litoral zonun alt kısmından başlayarak profundal zona kadar devam eden eğimli kısım. Aşık. Yokuşun dibindeki kaya parçaları. Ayak bileği. Şev. Talus. Meyil.

Droppings : Damlayan şeyler. Damlalar. Ters. Hayvan dışkısı. Sızıntı. Gübre.

 

Conglomerate : Kümelemek. Yığılmak. Belli bir amaç için, bir arada kullanılan halkbilim ürünleri, bk. küme masal, hayvan öyküncesi. Konglomera. Holding. Çakıl kayaç. Köşeli ya da yuvarlak çakılların doğal bir çimento ile birbirine kenetlenmesinden oluşan tortul kayaç. Coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Kümelenmek. Toplanmak.

Cumulant synonyms : backlog, pile up, drift, dropping, accumulate, amass, accrete.

Cumulant zıt anlamlı kelimeler, Cumulant kelime anlamı

Decrease : Düşüş göstermek. Eksiltmek. Eksiltme. Eksilmek. Küçültmek. Eksilme. Düşmek. İnişe geçmek. Azaltmak. Azalmak.