Curing türkçesi Curing nedir

  • Pişirme.
  • Düzelme.
  • Boya polimerizasyonu.
  • İyileştirme.
  • Çapraz bağlama yoluyla ardışıkların sertleştirmesi veya toklaştırılması.
  • Katılaşma.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Kürleme.
  • Kürlenme.
  • Eti tuzlama.
  • Korunmuş (gıdalar).
  • Etin korunması ve daha lezzetli duruma getirilmesi amacıyla, başta tuz olmak üzere nitrat, nitrit, şeker, baharat ve lezzet verici çeşitli katkı maddelerinin ürünün her tarafına dağıtılması işlemi.
  • Otama.
  • Kuruma.
  • Tedavi etme.
  • Vulkanizasyon.

Curing ile ilgili cümleler

English: He intends to devote his life to curing the sick in India.
Turkish: O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.

Curing ingilizcede ne demek, Curing nerede nasıl kullanılır?

Curing salt : Nitritli kürleme tuzu. Kürlenmiş et üretimi için kullanıma hazır, nitrit içeren sodyum klorür.

Crystallizing and curing : Kristalleştirme ve santrifüjleme.

Pickle curing : Salamurayla tuzlama, balığın yoğun tuz çözeltisine konularak muhafaza edilmesi yöntemi. Yaş tuzlama.

Manicuring : Manikür.

Obscuring : Belirsizleştirmek. Matlaştırma. Karartma. Saklamak. Gizlemek. Karartmak. Karanlık yapmak. Örtbas etmek. Engelleme.

Curia : Mahkeme. Papalık mahkemesi.

Curiae : Mahkeme.

Curie point : Küri noktası. Curie sıcaklığı. Curie noktası. Demirmıknatıssal bir özdeğin dizilmıknatıssal duruma geçtiği sıcaklık.

 

Recuring : Ulaşmak. İyiye gitmek. Toparlanmak. Varmak.

Curie law : Curie yasası.

İngilizce Curing Türkçe anlamı, Curing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amendment : Değişme. Islah. Düzeltme. Tadilat. Tadil. Değişiklik. Yasayı değiştirme. Değiştirme (kuralı veya tasarıyı). Değiştirme.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Solidifying : Kuvvetlenmek. Sertleştirmek. Sağlamlaştırmak. Katılaşmak. Sertleştirme. Pekişmek. Sertleşmek. Katılaştırmak. Katı hale getirmek. Pekiştirmek.

Coagulations : Topraklanma. Koagülasyon. Pıhtılaştırma. Pıhtılaşma. Topaklaşma.

Healing : Sağlığa kavuşturucu. İyileşme. Şifa. Şifalı. Sağlığa yararlı. İyileştirici. Sağlığına kavuşma. Tedaviye ait. Tedavisel.

Abdomen : Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Batın. Karın. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde). Abdomen. Böcek gövdesinin alt kısım.

Fixation : Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi. ışık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma, fiksasyon. Saplanma. Bağımlılık. Açındırma sonunda, ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama. Takma. Tespit. Saptama. Katılaştırma. Bağlama.

 

Enhancement : Artırılma. Arttırma. Geliştirme. Çoğalma. Artış. Pekiştirme. Artırma. Artma.

Set : Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Rahatlatmak. Belirli. Ayarlamak. Geleneksel. Koyulaştırmak. Dikkat komutu. Oluşup gelişmek (meyve veya tohum). Batmak. Küme.

Jellification : Pelteleşme. Jelatin gibi olma süreci. Pıhtılaşma.

Curing synonyms : plastination, natural process, natural action, a crochordon, rectifications, solidification, hardening, getting better, action, rectification, curation, coagulation, improving, stewing, ameliorations, regenerations, gelation, degumming, desiccations, concretion, roasting, correcting, amendments, breakthrough, a dna, abdominal pain, a c syndrom, bakings, improvement, wizening, recoveries, a clay, regeneration.