Döküntülü nedir, Döküntülü ne demek

Döküntülü; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Döküntüsü olan
  • Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık).

"Döküntülü" ile ilgili cümleler

  • "Ortalıkta yorgan, döşek, sandık, sepet tıpkı yangından kaçmış ailelerin döküntülü, bıkkın tablosu..." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Ayrıntılı.

Döküntülü anlamı, tanımı:

Döküntü : Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Bozuntu. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Dökülmüş, saçılmış şeyler. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer.

Deri : Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten.

Diğer dillerde Döküntülü anlamı nedir?

İngilizce'de Döküntülü ne demek? : adj. detrital

n. spoils, waste, debris, sweeps, detritus, skin eruption, dreg, excuse, fallout, heap, junk, litter, refuse, residuum, rubbish, rubble, scrap, tot