Dağa nedir, Dağa ne demek
Dağa; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Yayla, yüksek yer.
Tekrar, daha.
Dağa isminin anlamı, Dağa ne demek:
Yayla, yüksek yer. Dağa ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.
Dağa ile ilgili Cümleler
- Yalnız Efe'den kimsenin şikâyeti yokmuş. Ne kimseyi dağa kaldırırmış ne de fidye istermiş.
- Şu ana kadar hiç kimse o dağa tırmanmadı.
- Şu yüksek dağa bak.
- Dağa tırmanabileceğini düşünüyordu.
- Dağa mı yoksa denize mi gideceklerine karar veremediler.
- Biz o dağa tırmanmak istiyoruz.
- Dağa tırmanmak istiyorum.
- O, bir dağa nasıl tırmanılacağını bilir.
- Bu dağa tırmanmak istiyorum.
- Yarın hava güzel olursa dağa tırmanacağız.
- Bu yüksek dağa bak.
- Dağa tırmanmaya çalıştım.
- O, uzak dağa tırmanmaya çalıştı.
- Dağa tırmanırım.
Dağa ile ilgili Atasözü veya Deyim
aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz : eksik aletle sağlıklı iş yapılmaz anlamında kullanılan bir söz.
çoban aldı bağa gitti, kurt aldı dağa gitti : malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı anlamında kullanılan bir söz.
dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur : ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar, insanlar günün birinde birbirleriyle karşılaşabilirler anlamında kullanılan bir söz.
dağa çıkmak : eşkıyalık etmek hükûmete karşı gelmek için dağlara çekilmek.
dağa kaldırmak : birini, herhangi bir amaçla, zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada tutmak.
dağarcığına atmak : bir bilgiyi eski bilgilerine katmak, zihnine yerleştirmek.
dağarcığındakini çıkarmak : hazırladığı bir sözü söylemek.
dağarcıkta bir şey kalmamak : her şeyi tüketmek, bitirmek.
tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış : önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz anlamında kullanılan bir söz.
Dağa kısaca anlamı, tanımı
Dağa kalmah : Şaşırmak, apışıp kalmak
Dağaca : Bir çeşit ekin hastalığı.
Dağağan : Çitlembik ağacı ve meyvesi.
Dağağzı : Dağ tepelerinde oluşmuş büyük çukur.
Dağahmetçe : Çanakkale ili, Bayramiç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Dağakçaköy : Bursa kenti, Osmangazi belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Dağal : Şiddetli rüzgâr, fırtına. Denizli ili, Baklan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Dağala : Derelerde yaşayan, pullu bir çeşit balık.
Dağalan : Ağrı ili, Sarısu bucağına bağlı bir bölge. Trabzon şehrinde, Of belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Dağalası : Eti kırmızı bir çeşit küçük alabalık (Salmo alpinus)..
Dağallama : Karlı havalarda kalabalık bir gurup tarafından deynek ve sopalarla yapılan keklik ve tavşan avı. (Akviran Çumra Konya).
Dağallık : Zayıflık, sıskalık.
Dağalması : Dağ elması, yabani elma. Adaçayı ve fındık büyüklüğündeki meyvesi.
Dağaltı : Şırnak kenti, Beytüşşebap belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Dağam : Yemek, ekmek, ekmek kırıntısı. Devam. Bağda, tarlada küçük çocukları güneşten korumak için yapılan çatal ağaçlı gölgelik. Çitlembik ağacı ve meyvesi. Taam, yemek.
Dağan : Tahta tavan. Sehpa. Üç ağacın bir noktada birleştirilmesiyle yapılan ve kaba şeyleri dokumak için kullanılan basit tezgâh. Meyve toplamaya yarayan üç ayaklı ya da tek ayaklı uzun merdiven. Asmaların altına destek olarak konulan çatal kazık. Bağda, tarlada küçük çocukları güneşten korumak için yapılan çatal ağaçlı gölgelik. Çitlembik ağacı ve meyvesi. Yağ tavası.
Dağana koymak : Çeşitli çiçekleri kaynatıp suyu ile çocuğu olmayan kadınları tedavi etmek.
Dağanak : Dağınık.
Dağancık : Meyve toplamaya yarayan üç ayaklı ya da tek ayaklı uzun merdiven.
Dağanlamak : Ayıplamak.
Dağar gibi olmak : Karnı şişmek (hayvanlar için): Öküze çok su içirmişim dağar gibi oldu.
Dağar tiyatrosu : Bir tiyatro dönemi içinde oynanmasını uygun gördüğü oyun demetini, ilerde de oynayabilecek biçimde, önceden belirleyen dramaturgi anlayışını benimseyen tiyatro.
Dağarası : Diyarbakır ili, Ergani belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Dağarcıh : Dağarcık.
Dağarcuh : Dağarcık.
Dağarcuk : Dağarcık.
Dağarçık : Dağarcık.
Dağardı : Kastamonu şehri, Tosya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kayseri şehri, Bünyan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya ilinde, Dağardı bucağına bağlı bir bölge.
Dağarlar : Manisa şehri, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Dağaş : Küçük ve kıvrık kulaklı koyun ya da keçi.
Dağaşan : Dağları aşan, korkusuzca dolaşan kimse.
Elbeşte dağarı : Tabakların deri ıslattıkları, içine somak ve palamut konmuş tekne.
Şarkı dağarcığı : Öğrencilerin okulda öğrendikleri ya da öğrenmeleri öngörülen değişik türde şarkıların tümü.
Dağar : Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.
Dağarcığı yüklü : Bilgisi çok olan, bilgili.
Dağarcık : Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
Ovogon dağarcığı : Çiçeksiz bitkilerin çoğunda üreme organlarını barındıran boşluk.
Söz dağarcığı : Söz varlığı.
Diğer dillerde Dağ zebrası anlamı nedir?
İngilizce'de Dağ zebrası ne demek ? : mountain zebra

Bu kısımda Dağa nedir? Dağa ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dağa tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dağa hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.