Davı nedir, Davı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çene çalma, gevezelik: Zehra davıyı bırak da elindeki işe bak.

Kavga, harp.

Davı anlamı, kısaca tanımı

Davıl : Davul

Davılcı : Davulcu. Davul çalan.

Davılçı : Davulcu.

Davılga : Yaprakları oval olan, meyvesi yenilen bir ağaç.

Davımak : Dağıtmak.

Davın : [Bakınız: davun]. Belâ, baş belâsı. Taun, veba. Taun.

Davın çıksın : Allah cezanı versin anlamında ilenç.

Davın etmek : Belâ, dert etmek.

Davış : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Ayak sesi.

Davışan : Tavşan.

Davışdamak : Boşuna dolaşıp yorulmak: Akşama kadar seni davışdattım, kusura bakma.

Davışlanmak : Ayak sesi çıkarmak.

Davıştamak : Hafif ses, hışırtı çıkarmak.

Davıştı : Ses, hafif gürültü, hışırtı, tıkırtı. Ayak sesi. Acele acele gidip gelme, boşuna dolaşıp yorulma. [Bakınız: davış].

Karın davın : Ağır ağır.

Gevezelik : Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.

Geveze : Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

Gevez : Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.

Zehra : Yüzü pek beyaz ve parlak olan kimse.

Çalma : Çalmak işi. Çalınmış. Hırsızlık, sirkat. Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş. Başa sarılan sarık. Kibrit.

Diğer dillerde Davenport boyası anlamı nedir?

İngilizce'de Davenport boyası ne demek ? : davenport’s stain