Deaf türkçesi Deaf nedir

  • İşitme engelli.
  • Ağır işiten.
  • Duyarsız.
  • Dik başlı.
  • Duymazlıktan gelen.
  • Bütün düzeltmelere karşın işitme yitimi 70 desibelden daha çok olan, eğitim-öğretim çalışmalarında işitme gücünden yararlanamayan (kimse).
  • Kulak asmayan.
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Sağır.

Deaf ile ilgili cümleler

English: Are you deaf or stupid?
Turkish: Sağır mısın ya da aptal mısın?

English: Ali is completely deaf in his right ear.
Turkish: Ali sağ kulağından tamamen sağır.

English: Are you deaf or what?
Turkish: Sen sağır mısın nesin?

English: Ali is deaf in the left ear.
Turkish: Ali sol kulağından sağırdır.

English: Are you deaf or something?
Turkish: Sağır mısın yoksa bir şey mi?

Deaf ingilizcede ne demek, Deaf nerede nasıl kullanılır?

Deaf aid : Kulaklık. İşitme cihazı.

Deaf and dumb : Sağır ve dilsiz. Sağır dilsiz.

Deaf and dumb association : Sağırlar ve dilsizler birliği. Bir konuşamayan ve veya veya duyamayan insanlar kuruluşu.

Deaf and dumb language : Sağır ve dilsizlere özgü dil.

Deaf and dumb person : Sağır ve dilsiz kişi.

Deaf blind : Gerek işitme gerek görme örgenleri değişik derecelerde özürlü bulunan ve bu nedenle özel eğitim önlemi gereksindiren kimse. Sağır-kör.

Deaf as a stone : Tamamen sağır. Hiçbir şey duyamayan. Duvar gibi sağır.

 

Deaf dumb : Sağır ve dilsiz. Duyamayan veya konuşamayan.

Deaf muteness : Sağır ve dilsizlik.

Deaf mutism : Duymama veya konuşamama. Sağır-dilsiz.

İngilizce Deaf Türkçe anlamı, Deaf eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deaf ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hardheaded : Zeki. Makul düşünüşlü. Mantıklı. Açıkgöz. Pratik. İnatçı. Becerikli. Direngen. Makul düşünen.

Deafened : Sağır olmuş. Ses geçirmez yapmak. Sağırlaştırmak. Sağır etmek. Sağırlaştırılmış.

Academic year : Öğretim yılı. Akademik yıl. Eğitim öğretim yılı. İlk, orta ve yüksek okullar ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre. Ders yılı.

Achievement age : Başarı yaşı. Bir başarı testinde gerçek ya da yaklaşık olarak ortalamayı gösteren ham puanı elde etmek için gereken yaş.

Stone deaf : Duvar gibi sağır. Küp gibi sağır. Tamamen sağır.

Abstract reasoning : Soyut usavurma. Somut veriler yerine, simge ya da genellemelerden yararlanarak sonuçlara varma işlemi. Soyut akıl yürütme.

Mutton : Koyun. Koyun eti.

Callousing : Nasır tutmak. Sertleşmiş. Katı yürekli. Hissizleşmek. Duygusuzlaşmak. Nasırlanmak. Şefkatsiz. Nasırlı. Kaşarlanmış.

Adamants : Çok sert. Çok sert efsanevi bir taş. Katı. Sert. Hoşgörüsüz. Son derece kararlı.

Hard mouthed : Gemlenemeyen. İnatçı. Dizginlenemez.

Deaf synonyms : unhearing, profoundly deaf, immune, hard of hearing, hearing impaired, people, deaf as a post, callous, awkward, hard headed, headstrong, tone deaf, muted, academic preparation, abnormal child, insensitively, active school, contrary, deafer, a priori knowledge, insusceptible, hard nosed, adamant, ability group, deafest, froward, dunny, academy of economic and commercial sciences, achievement tests, insensible, anesthetized, achromatopsia, insensitive.

 

Deaf zıt anlamlı kelimeler, Deaf kelime anlamı

Hearing : Ses erimi. Söz hakkı. Kendi durumunu çevreye duyurma. İşitme. Celse. Açıklama. Duruşma. Dinleme. Duyma. Duruşma yöntemi.

Heedful : İhtiyatlı. Basiretli. Basiret sahibi. Özenli. Dikkatli. İhtiyat sahibi.

Deaf ingilizce tanımı, definition of Deaf

Deaf kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To deafen. Hard of hearing. Wanting the sense of hearing, either wholly or in part. Unable to perceive sounds. As, a deaf man.