Declaratives türkçesi Declaratives nedir

  • Beyan edenler.
  • Bildirimler.
  • Bildirim deyimleri.

Declaratives ingilizcede ne demek, Declaratives nerede nasıl kullanılır?

Declarative function of registration : Hakkın geçerli biçimde doğmuş olduğunu belirtme. Kütüğe yazımın bildirici görevi.

Declarative language : Bildirimsel programlama dil. Bildirim dili. Bildirim cümlelerine yönelik olan programlama dili (mevcut programın parçası değil ve derleyiciye yönelik olan bildiriler – ddl gibi).

Declarative sentence : Bir şeyi belirten veya açıklayan ilan eden cümle. Haber cümlesi. Bildirme tümcesi. Bildirme cümlesi.

Declarative : Tanıtan. Bildirim deyimi. Haber veren. İfade eden. Bildirimsel. Beyan eden. Bildiren.

Declaratively : Beyan şeklinde. Açıklayarak. Tanıtıcı bir şekilde. Olumlu olarak. Onaylayarak.

Declaration day : Beyan günü.

Declaration for importation : Giriş bildirgesi. Ülkeye kesin olarak giren malların, giriş gümrük işlemleri için kullanılan basılı bildirge, a. bk. bildirge.

Declaration : İlan. Bildirme. Bildirge. Bildiri. Deklarasyon. Demeç. Ticarete sunulacak yemlerde değer belirlemeye esas olan temel besin maddeleri oranlarının ve/veya iddia edilen özelliklerin yazılı olarak belirtilmesi. Beyanname. Gümrük, ekonomi, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Beyan.

 

Declaration of bankruptcy : Batkı kararı. Batkılanan borçlu hakkında batkı yolu ile kovuşturma yapılması için yargı örgütünce alınan karar. İflas beyanı. Arıtma görevlileri ya da batkınlık örgütünce arıtma, batkınlık yargılarının ve buna ilişkin işlemlerin tekel ya da tümü ile bitirilmiş olduğunu vergi örgütüne ulaştırmak için düzenlenen bildirge. İflas ilanı. Arıtma ve batkınlık bildirgesi.

Declaration for temporary admission : Geçici kabul bildirgesi. Geçici kabul yolu ile yurda sokulan malların giriş işlemlerinde kullanılan özel bildirge.

İngilizce Declaratives Türkçe anlamı, Declaratives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Declaratives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Asserting : Savunmak (hak). İleri sürmek. Öne sürmek. Davacı. İddia etmek. Söylemek. Müddei.

Mood : Ruhi durum. Tasarlama kipleri. Keyif. Yüklemin bildirdiği zamanı görülen geçmişe, duyulan geçmişe ve dilek şart kipine aktararak elde edilen birleşik fiil kipi. bil-iyor-du, bil-iyor-muş, bil-ir-se gibi. bu örneklerde, fiildeki oluş ve kılışı şimdiki zamandan geçmiş zamana ve şarta aktararak fiilin tarzını oluşturan öge eski er- fiilidir: bil-e-yorur er-di > bil-iyor-du, kel-miş er-di > gel-miş-ti, tut-ar er-se >tut-ar-sa vb. Hava. Ruhsal durum. Kimi zaman kısa, kimi zaman uzun süren duygusal koşul ya da tutum. Huysuzluk. Tarz. Kip.

Mode : Moda. Mod. Tavır. Usul. Yol. Tipik değer (istatistik). Merkezi eğilim ölçümlerinden biri olup bir dizide en sık tekrarlanan, sıklığı en yüksek olan ölçümsel değer. Makam (müzik terimi). Yüklemin bildirdiği zamanı görülen geçmişe, duyulan geçmişe ve dilek şart kipine aktararak elde edilen birleşik fiil kipi. bil-iyor-du, bil-iyor-muş, bil-ir-se gibi. bu örneklerde, fiildeki oluş ve kılışı şimdiki zamandan geçmiş zamana ve şarta aktararak fiilin tarzını oluşturan öge eski er- fiilidir: bil-e-yorur er-di > bil-iyor-du, kel-miş er-di > gel-miş-ti, tut-ar er-se >tut-ar-sa vb. Kip.

 

Declaratory : Tespit edici. İzhari. İfade eden. Açıklayıcı. Açıklayan. İzah edici. Beyan edici. Beyan eden.

Indicative : Haber kipi. Bildiren. Gösteren. Belirten. Gösterge. Belirleyici. Gösterici. Bildirme kipi. Belirtici. Bildirme.

Declarers : Oyunu oynayan (briç). İlan eden. Beyan eden kimse.

Indicative mood : Haber kipi. Bildirme kipi.

Modality : Tedavi yöntemi veya cihazı. Kip. Tarz. Keyfiyet. Yöntem. Kiplik. Usul. Yaklaşım. Modalite.

Declaratives synonyms : fact mood, common mood, declarative mood.

Declaratives zıt anlamlı kelimeler, Declaratives kelime anlamı

Interrogative : Soru belirten. Soru soran. Soru sözcüğü. Soru zamiri. Sorgu. Soru edatı. Sorulu. Soru biçiminde. Soru ifade eden. Soru.

Interrogatory : Soru ifade eden. Soru belirten. Soru türünden. Soru.