Decoupling hypothesis türkçesi Decoupling hypothesis nedir

  • Ayrışma önsavı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İktisatta değişkenler arasındaki bağımlılığın azalması. dünya ekonomisinde ulusal ekonomilerin birbirlerine olan bağımlılığın azaldığı diğer bir deyişle bir ülkede iktisadi değişimlerin diğer ülke ekonomileri üzerinde bir etkisinin olmayacağını ileri süren önsav.

Decoupling hypothesis ingilizcede ne demek, Decoupling hypothesis nerede nasıl kullanılır?

Decoupling : Patlamayı yer altında gerçekleştirerek havayla gelen şok dalgalarını azaltmak. Ayrıklaştırma. Bağlaşımı koparma. Bağlaşımı kesme. Dekuplaj. Bir devre kuplajını çözmek veya başka bir kuplaja ayırmak (elektronik). İki ya da daha çok dizge arasındaki bağlaşımı ayırma, erke alışverişini kesime. Patlama şokunu emmek. Bağlaşımı bozma.

Hypothesis : Denence. Ekonomi, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kuramsal. Gözlemlenen olaylar ya da olay kümeleri arasında olası görülen, ama daha tanıtlanmamış olan ilişkileri dile getiren önerme. Araştırmanın başlangıcında henüz doğruluğu veya yanlışlığı kestirilemeyen bir öneri veya ön beklenti. Hipotez. Olgular arasında neden-sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yoluyla sınanacak olan öngörü. Kaziye. Kuram. Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara ilişkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul.

 

Decoupling filter : Dekuplaj filtresi. Köprüleme süzgeci.

Decoupling network : Bağlaşım-önler devre. Dekuplaj devresi. Bağlaşım önler devre.

Decoupling payments : Tarım kesiminde üretimden bağımsız olarak üreticilere doğrudan ödeme biçiminde verilen destekler. Ayrışan ödemeler.

Decoupling resistor : Bağlaşım-önler direnç. Bağlaşım önler direnç.

İngilizce Decoupling hypothesis Türkçe anlamı, Decoupling hypothesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decoupling hypothesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

 

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Decoupling hypothesis synonyms : a type mutual funds, abnormal budget receipts, a shift in individual demand, abolition of forced labour convention, a change in supply, abnormal budget expenditures.